SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

KURBAĞA HİKAYESİ

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49

Bir kurbağayı içinde kaynar su olan bir kazana atarsanız, kurbağa hemen kazandan dışarı atlar. Ama aynı kurbağayı ılık su içine koyar ve korkutamazsınız, orada memnun mesut yaşar. Suyu kazanın altından yavaş yavaş ısıtmaya başlarsanız kurbağa yine keyif içinde orada kalır. Yükselen sıcaklık kurbağayı git gide sersemleştirecektir. Sonunda da suyun sıcak olması ve kurbağa haşlanmaya başlaması sebebiyle kaçamaz ve pişip ölür.

Şimdi gelelim günümüzdeki insanlar alemine. Tabloya hep birlikte şöyle bir bakalım:

20 Temmuz 2015’te Suruç’ta “canlı bomba” yüzünden 34 vatandaşımız öldü.

10 Ekim 2015: Ankara Garı’nda 105 vatandaşımız öldü.

10 Ocak 2016: İstanbul- Sultanahmet’te 11 vatandaşımız öldü.

17 Şubat 2016: Ankara Merasim Sokakta 29 vatandaşımız öldü.

13 Mart 2016 Kızılay’da 37 vatandaşımız öldü.

Değişik tarih ve yerlerdeki patlamalarda 190 vatandaşımız öldü.

7 Haziran 2016 yine İstanbul ve yine 11 vatandaşımız öldü. Yine bir gün sonra iki bayan polisimizin şehit edildi.

Bunun haricinde Saygı Öztürk’ün verdiği rakamlara göre şehit sayımız 550 civarında.

Baştakilerin, ‘ciğerimiz yanıyor, hainler döktükleri kanın bedelini ödeyecekler, terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek…” gibi sözlerini dinlemekten bıktık.

7 Haziran akşamı TRT’nin birinci kanalını izliyorum. Yarım saat şehir şehir iftar sofralarının ulviliğinden gösterimler aktardı.  Sonra ayıp olmasın diye sayın spiker kardeşimiz, “şimdi de ülkemizden ve dünyada olan olaylara gelelim” gibi abuk sabuk bir girişle İstanbul’daki faciayı aktarmaya çalıştı. Neyi aktardı biliyor musunuz?

Sayın Cumhurbaşkanının yaralıları ziyaretini ve hastane kapısında neler konuştuğunu…

Aynı kurbağa hikayemizdeki gibi her şey normal bu gibi dehşet verici olaylar olağan gibi, sessiz, uyuşuk bir toplum oluverdik.

Kurbağanın ılık sudaki rehaveti içerisinde olanları bir güzel seyrediyoruz.

Aynı ılık sudaki kurbağa gibiyiz. Bu uyuşukluğumuzdan, bu sessizliğimizden , kaynar suyu hisseden ve sonunda işin işten geçtiğini anlayamayan kurbağanın akibetine uğradıktan sonra mı uyanacağız?

Artık “yeter” demenin zamanı gelmedi mi? Kurbağanın sonunu düşün ve kendine gel ey insanlık.