SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

KISSADAN HİSSE…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

Hasan Pulur hocam, bir otobüs yolculuğunu anlatır:

“Tam bir otobüs yolculuğuydu, keyifli, sessiz, sakin…

Ta ki, bir saat sonra herkes bir narayla ayağa fırlayıncaya kadar:

-Ulan ben gavatmıyım, pezevenkmiyim, niye böyle öpüşüyorsunuz?

Herkes fırladı yerinden…

On dokuz numaralı koltukta uzun boylu, kıvırcık saçlı bir genç ayağa kalkmış, yanında oturanın üzerine abanarak bitişik koltuktaki genç kadınla erkeğe bağırıyordu:

-Ulan ben gavat mıyım, niye öpüşüyorsunuz?

Herkes şaşırmıştı. Üzerine hücum edilen genç daha çok şaşırmıştı:

-Terbiyeni takın, bu kadın benim karım. Otobüste öpüşülmeyeceğini biz senden daha iyi biliriz. Karımın uykusu gelmiş, başını omzuma dayadı, biraz kestiriyordu.

-Hayır siz öpüşüyordunuz, ben buna gelemem, ben buna dayanamam, ben gavatmıyım? Ben namusuma düşkünüm.

Durmadan bağırıyor ve edepsizleşiyordu.

İlk şaşkınlığı atlatan koca yerinden fırladı, bağıranın üzerine yürüdü.

Hemen araya girdiler, bırakmadılar yerine oturttular.

Ama ikisinin de hırsı geçmemişti.

-Kendine gel, o benim karım

Yolcular araya giriyor:

-Yahu oturun yerinize, şoförün dikkatini dağıtıyorsunuz, sizin yüzünüzden kaza yapacak..

Genç koca hırsından kendisini yiyordu, toplum içindeki mahcubiyet duygusundan kahroluyordu. Artık bu otobüste duramazdı.

Otobüs Bucak’a gelince, karısını alıp aşağı indi.

Otobüs şoförü aklı başında biriydi, karı kocaya adeta yalvarıyordu:

-Gelin binin otobüse, sizi ön sıraya hemen yanıma alacağım.

Gecenin bu saatinde burada ne kalacak bir yer,  ne de vasıta bulabilirsiniz.

Ama adamın siniri bozulmuştu. Otobüse binmek istemiyordu. Otobüs yolcularından bir kaçı “Ben gavat mıyım?”diyenden yana çıkmıştı. Sonunda şoför karı kocayı ikna etti ve yolculuk tekrar başladı.

Bir süre sonra otobüs Burdur’a geldi, ortalığı birbirine katan genç de indi.

Biraz sonra yanına bir polisle geldi, genç karı kocayı gösterdi:

-Polis bey bunlar öpüşüyorlardı, ellerinde seks kitabı vardı. Ona bakıp öpüşüyorlardı.

Hoppala bu da yeni çıkmıştı… Polis, önce karı kocadan kimliklerini istedi. Onlarda evlenme cüzdanlarını uzattılar. Polis baktı, inceledi ve şikayetçi, namus düşkünü gence döndü:

-Seks kitabı nerede?

Seks kitabı dediği ünlü stren dergisinin fotoğraf albümüydü…

Polis kitabı inceledikten sonra “Namus düşkünü”de döndü:

-Sen kimsin bakalım kimliğin var mı?

O da, nüfus kağıdını uzattı.

Polis baktı:

-Peki ne iş yapıyorsun?

-Şimdilik boştayım abi ! Bunların hali kanıma dokundu… Biz namusa düşkünüz.

-Peki anladık, sen şu çantanı aç bakayım!

-Çantada bir şey yok abi!

-Aç bakayım aç! Aç da görelim!

Çanta açıldı, içi Amerikan sigarası doluydu:

-Bunlar ne?

-Ne yapalım abi, satıp geçiniyoruz abi!

-Yürü bakalım şimdi! Sen elin namuslu karı kocasıyla uğraşacağına, şu sigaraların hesabını ver bakalım…

…Biraz önce namus düşkününe hak verenler, şimdi verip veriştiriyorlardı:

-Sanki üzerine vazifeydi! Sanane alemden. Hem ondan başkası da görmemiş öpüştüklerini! Üstelik sigara kaçakçısıymış da!...”

**************

Bu kıssadan hisse kokan olayı aktarırken aklıma namus telalığı yapan bazı rüşvetçiler geldi. Hani boy boy  fotoğrafları gazetelere manşet olan. Hani meclisi mebusanda, “bizim Tanrı’dan başka kimseden korkumuz yok! Verilemeyecek hesabımızda yok!..” diye bangır bangır bağıran namus tellallığı yapanlar aklıma takılıverdi…

Ve kendi kendime dedim ki:

Ben bu  olayı aktarsam, sizler de okusanız ve yine sizler kendi beyinsel dağarcığınızda, günümüz dünyasındaki “Namus düşkünlerini” şöyle hatırlasanız…

Ve bu aktarımımızın “Kıssadan hissesini yorumlasanız, olmaz mı?”