SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kırk Haramiler Ve Kırkında

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 Kırk Haramiler Ve Kırkında

Uyanan Yiğit Öyküsünü Bilir Misiniz?

 

  Huzuru ailenize bir bayram sonu bir hikâye ile çıkıyoruz. Bir taraftan isteksizlik içeren hükümet kurma çalışmaları, diğer taraftan terör belası ve giden canlar…

  Diyeceksiniz ki, bu canlı bomba olayında devler ne yapsın? Devlet devletliğini yaparsa, yapacak çok şey vardır. Ama devleti devlet yapan kafalar nelerdir? İşte o kafalar meydandadır ve meydanda oldukları için de belalar başımızdadır. O kafalar ‘sarı öküzü’ verdikleri için, başımız bir türlü beladan kurtulamıyor…

  ‘Açma kutuyu, söyletme kötüyü! ‘ derler. İşte bizde o hesap, huzuru ailenize bir hikâye ile çıkalım dedik. Ve dedik ki, bizim okuyucumuz Arif’tir, Arife tarif gerekmediğine göre, şu bayram sonu yazımızı hikâye ile başlayalım.

  Efendim, eski devirlerde bir kervan hazırlık yapıp, yola çıkacakmış… Kervan çok yüklüymüş. Altın, ipek, gümüş, baharat ne varsa doluymuş. Ama yolculuk yapılacak güzergâhta eşkıya ve kırk haramiler varmış.

  Kervan sahibi, kervanı koruyacak bir muhafız aramış. Tellalar bütün şehre yayılıp bütün etrafı çınlatmış:

  ‘Ey ahali duyduk demedik demeyin. Filan gün ve filan saatte şehrimizden kalkacak olan kervana muhafız aranmaktadır. Bu muhafız yiğit ve de babayiğit, mangal gibi yürekli, demir bilekli, burma bıyıklı, yüreğine, bileğine ve dahi kılıcına güvenenlerden olmalı …’

  Ertesi gün bir babayiğit başvuruda bulunmuş.

  Yiğit ki, yiğit! 

  Tarifi mümkün değil…

  Kervan ertesi gün yola çıkmış. Kim korkak kırk haramiden, kim korkak eşkiyadan…

  Akşam mola verilmiş, ateşler yakılıp kuzular çevrilmiş, şaraplar içilmiş, herkes malını, canını bu babayiğitte teslim edip, uykuya dalmış.

  Bir de uyanmışlar ki, karşılarında kırk haramiler…

  Bizim babayiğit desen, bir kenarda kıvrılmış horul, horul uyuyor…

  Kırk haramiler cümleyi soyup soğana çevirmişler ve don gömlek bıraktıksan sonra horultusu yeri göğü inleten babayiğiti göstermişler.

  -Bu kim lan?

  -Bizim babayiğit!

  -Babayiğit mi?

  Kırk haramilerin reisi haramilerine bir işaret etmiş, hepsi sırayla babayiğiti yoklamaya başlamışlar.

  Otuz, otuz beş, otuz sekiz, otuz dokuz… Derken tam sıra kırka gelirken bizim babayiğit:

  -Heyyyyttt lan!

  Diyerek basıp narayı fırlamış ayağa, kılıcını çekip, saldırmış kırk haramilerin üzerine, hepsini önüne alıp kovalamış ve malları kurtarmış…

  Nihayet kervan tekrar yola koyulmuş ve iki gün sonra şehre varılmış

  Kervan sahibi:

  -Babayiğit kardeşim senin işine son veriyorum, demiş.

  -Niye, ne ettim ki? Malınızı kurtardım. Kırk haramileri kovaladım…

  Kervan sahibi boynunu bükmüş:

  -İyisin, hoşsun, babayiğit ama uykun ağır be adam! Ancak kırkıncı da uyandın. Her sefer de kırk harami gelmez ya!

   Yaa, hikâyemiz böyle.

Kimileri oldu, kimileri olmadı diyecek ama olsun deyip yine bir şeyler karaladık işte. Böyle dramatik günlerde ne yazılabilir ki?

      Haydi, şimdilik esen kalsın.