SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

KERVANCININ KATIRLARI!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:46

İnsanların istekleri bitmez. Bu istek doyumsuzluğu daha çok içgüdüsel olduğu kadar, özenti ve ihtiyaçlardan da kaynaklanmaktadır. Bazen bu istekler zincirlerindeki istemler o kadar gereksiz oluyor ki, işte bu budalalığımızın belirtisi olabiliyor.

İnsan, istekleri yüzünden kendine gerekli olanı değil de, hayal ve hevese kapılarak, istemlerine başladığında, mutsuzluk girdabının içine düşebilir.

Sokrates, tanrılardan yalnız kendisine yararlı olacağını bildikleri neyse onları dinlermiş ve istermiş. Lakedomanyılılar ise, yaptıkları dualarda kendileri için iyi ve güzel şeyler diler, bunların seçilmesini Tanrıların keyfini bırakırlarmış.

Hristiyanlar, Tanrı’nın dilediği olsun diye dua eder; çünkü Kral Midas’ın durumuna düşmek istemezler. Zira Kral Midas; Tanrılardan her dokunduğunun “ALTIN” olmasını istemiş. Duası yerine getirilince, şaraba altın olmuş, ekmeği altın, yatağının kuş tüyleri altın, gömleği, hırkası altın. Böylece kavuştuğu isteğin ağırlığı altında ezilmiş, dayanılmaz bir bolluğa gömülmüş ama bu sıkıntılı yaşamdan kurtulmak için, bu kez bu dileğinin tamamen tersini dilemeye başlamış Tanrılardan. Kleobis’le Biton, Trophonius’la Agamedes, İlk ikisi Tanrılardan, son ikisi de Tanrıçalardan dindarlıklarına en uygun ödülü istemişler ve gördükleri ödül ölüm olmuş.

Monteigne onlar için şöyle bir yorum yapar “Denemeler” adlı yapıtının bir bölümünde; “… o kadar ayrıdır Tanrıların görüşleri bizimkilerden…”

İnanmıyor musunuz?

Hele bir fıkramızı okuyun da ondan sonra karar verin:

Hocanın canı kasabanın mezarlığını gezip dolaşmak istemiş. Gezerken ayağı takılmış ve yeni açılmış bir mezarın içinde bulmuş kendini. Biraz mezar İçinde yattıktan sonra mezardan çıkmaya uğraşırken, oradan geçen kervancının katırları ürküp kaçmaya başlamışlar. Kervanın sahipleri bir güzel benzetmişler bizim hocayı!

Yüzü gözü kan içinde evine dönmüş hoca.

Karısı, “Efendi bu ne hal ya? Nereden böyle geliyorsun?” diye sorunca da hoca, “öteki dünyadan” demiş.

Karısı da işi şakaya vurmuş, “öteki dünyada ne var ne yok?”

Hoca kederli kederli şu cevabı vermiş:

“Kervanın katırlarını ürkütmezsen kötü bir şey yok…”