SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

KEDİNİN BOYNUNA ZİLİ HANGİMİZ ASACAK..!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

Garip bir toplumuz. Her konuda, her kafadan bir ses çıkar, herkes lafla tüm sorunları halleder veya halleder görünür.

Geçenlerde, “Demokratik sivil inisiyatif” diye bir sivil toplum örgütü yüzbinlik imar planları için bir toplantı yaptı. Bu toplantıya işin uzmanı olan kişilerde, halk ve gazeteci camiası katıldı.

Toplantı faydalımıydı, faydalıydı. Amacına ulaştı mı, orası biraz şüpheli !

Toplantıya Necdet Mancınık denilen arkadaşımız damgasını vurdu. Bu kardeşimiz bir gazetecilik örneği vererek yaptığı sunumla, Bandırma’yı bekleyen büyük tehlikeyi çok güzel örneklemelerle açıkladı. Sonuçta, yapılmış olan yüzbinlik imar planının hayata geçtiği takdirde, Bandırma halkının çevre kirliliği yüzünden nasıl etkileneceğini tek bir cümleyle özetledi.

“Ölmeye hazır olun!”

Evet.

Eti maden, Bagfaş ve diğer sanayi kuruluşları ile zaten baş edemiyorken, bir de bu yüzbinlik imar planları başımıza karabulut gibi çöküverdi. Verilen bilgilere göre Bandırma’nın nüfusu 600 binleri buluyor, sanayileşmenin getirimi ile Bandırma halkı nefes almayacak hale geliyor.

İzlenimlere göre, “Bal,bal” demekle ağız tatlanmadığı gibi, lafla peynir gemisi yürümez misaline uygun olarak, Bandırma halkı “boku” yedi vesselam..

Toplantıda bahsedilen halk hareketi olmaz. Zira insanlarımız daha “birey” olamadı. Bu belki yadırganacak bir söz ama, bundan önce ki toplumsal hareketleri gördüğümüz için, be hala bu kanıdayım.

Vallahi, kimse kusura bakmasın. Atı olan Üsküdar’ı çoktan geçmiş.

Yüz binlik imar planları için yapılan konuşmalardan sonra, sayın kardeşim Hasan Midillioğlu şöyle bir fıkra anlattı:

“Fareler, yıllar yılı kedinin korkusu altında yaşamaktan bıkmışlardı. Bir kurultay topladılar, kediye karşı alınması gerekli önlemleri görüştüler, müzakere ettiler.

Çok heyecanlı geçen kurultayda bir çok plan sunuldu ve hepsi reddedildi.

Nihayet, genç bir fare kalkarak söz istedi.

Yüzüne, gayet önemli bir şey söylüyormuşçasına bir anlam vermeye çalışarak şöyle der:

“Ben kendinin boynuna bir zil takılmasını teklif ediyorum. Böylece, zil sesinden kedinin bize doğru yaklaşmakta olduğunu anlayacak ve hemen kaçacağız.”

Genç farenin sözleri çılgınca alkışlanır. Başkan teklifi oya koyar ve teklif oy birliği ile kabul edilir.

Konuşmalar boyunca sesini çıkarmayan yaşlı ve tecrübeli bir fare ayağa kalkarak şöyle der:

“”Arkadaşlar..! Böyle ustaca bir planı ancak bir arkadaşımız verebilir…

Kedinin boynuna bir zil asılacak ve artık hepimiz huzur ve güvenlik içinde yaşayacağız..

Planı destekleyen bütün arkadaşlara ben sadece şunu sormak istiyorum.

Kedinin boynuna zili hanginiz asacaksınız?”

**

İster öykü deyin, ister fıkra. Evet, bizim bu imar planı davasından çıkaracağımız sonuç buna benzer bir şey. Siz isterseniz buna kıssadan hisse deyiverin. Sonuçta olayın özü aynı kapıya çıkar.

Son söz olarak diyeceğimiz o ki, kediler yerleri milyonlarca lira ödeyerek aldı, planlar yapıldı, fareler ise şimdi kurtuluş çaresi arıyor. Belki çaresi var ama, kedilerin boynuna zili asacak fare bulamıyoruz.

Yoksa, var mı?

Zannetmiyorum.