SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İŞTE GELİNEN SONUÇ

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

Barnard, ABD'nin eski Irak Büyükelçisi Zalmay Halilzad'ın Yahudi asıllı eşidir. 2004 yılında "Sivil Demokratik İslam Raporu" hazırlar.

Can Dündar'ın bu rapordan aktardığı bölümler aynen şöyledir:

"İslam dünyası şu an gelişme yoksunluğu ve globelleşmeyle uyumsuzluk sorunlarıyla boğuşuyor.

Bugüne dek İslam dünyasında çare için bulunan milliyetçilik, Pan-Arabizim, İslam devrimi vb. kavramların da çözümünde yetersiz kaldıkları görülüyor. İslam dünyası kendini tanımlama kavgasını yaşıyor. Peki ABD'nin bu kavgadaki öncelikleri neler? Önce İslamiyetten kaynaklanan şiddetin önlenmesi, sonra ABD'nin İslamiyete karşı olduğu imajından kaçınılması, daha sonra da İslam dünyasının demokratikleştirilmesine yönelik atılacak radikal adımların planlanması..."

Bernard raporunda İslam dünyasını 4 kategoriye ayırıyor:

"1- Kökten dinciler: Demokratik değerleri reddederler. İslami değerlerle yönetilen otoriter bir devlet biçiminden yanadırlar.

2- Tutucular: Tutucu bir toplum isterler. Modernleşme ve değişim konularına kuşkulu yaklaşırlar.

3- Modernistler: İslam dünyasının, globelleşmenin bir parçası olmasından yanadırlar. İslamda reform ve modernleşme isterler.

4- Laikler: Din ve devlet işlerinin ayrışmasından, Batı türü demokrasiden yanadırlar. Dini bireysel düzeye indirgemeye çalışırlar."

Peki, ABD bu gruplardan hangisini destekleyecek?

ABD'nin bu konuda stratejik planı varmı?

Bernard bu konuya da açıklık getirmiş. Rapora göre, ABD'ye en iyi müttefik "ılımlı İslamcılar" dır.

Nasıl desteklenecekleri konusunda şunlar öneriliyor:

"Çalışmaların, görüşlerinin yayımlanması ve dağıtılmasına maddi katkı yapılacak.

Daha geniş kitlelere, özellikle gençlere ulaşmaları teşvik edilecek.

Sivil toplum kuruluşları kurmalarına, eğitim için yer bulmalarına ve politik süreç içinde gelişmelerine destek olunacak.

Görüşlerini yaymak için Web sitesi, okul, enstitüler kurmalarının önü açılacak. Ilımlı İslam'ın kitlelerin alternatifi olması sağlanacak."

Raporun bir bölümünde Fethullah Gülen örneği veriliyor. Yine bu raporun sonundaki "Derin strateji" bölümünde daha somut öneriler var.

Şöyle denmiş:

"Ilımlı İslamcıların cesur sivil liderler olmasına çalışılmalı. Demokrasi, insan kaynakları, kadın hakları konusunda etkili politikalar getirmeleri sağlanmalı. Sİvil toplum örgütleri oluşturarak ılımlı İslamcı liderlere yardım edilmesine çalışılmalı..."

Ve Can Dündar ise yazısının sonunda şöyle der:

"Rapor, Türkiye'yi "ılımlı İslam için iyi bir maden" olarak görüyor ve iktidarın desteklenmesini istiyor."

Bu alıntılardan şuraya gelmek istiyorum. Yıllardan beri yok çarşaflı, yok türbanlı, efendim Kuran kursları açılsın ama denetlensin, Laiklik ve anti laiklik, İmam Hatip ayrımcılığı, velhasıl daha bir sürü konuyu temcid pilavı gibi habire dile getirip siyasi arenanın savaş merkezi yaptık.

Ülkede iç savaş sürerken, biz Laik Cumhuriyetin temellerine dinamit koyanları hiç önemsemedik ve bu konuda uzlaştırıcı çalışmalar yapamadık.

Ve sonuçta gelinen noktada ülkenin Başbakanı açılışını yaptığı bir İmam Hatip Lisesinin kürsüsünden, İmam Hatip Liselerini överken, diğer eğitim kurumlarını anarşist, terörist yetiştiren kurumlar gibi gösterecek sözler sarf edebiliyor. Bir ülkenin Başbakanı bu şekilde konuşabiliyorsa, demek ki yıllar önce hazırlanmış olan "Ilımlı İslam Raporu" hedefine ulaşmıştır.

Biz şöyle bir şeyler söyledik. Artık yorum sahbetimizi okuyan sizlerin...