SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İNDİRDİ, BİNDİRDİ, BİNDİRDİ!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre, Emlak Vergisine esas olan değerler, “Yeniden değerlendirme oranının yarısı” oranında artıyor. Yıllardan beri de bu böyle uygulanıyor. Ancak, yukarıda belirtilen bu yasa maddesinde yer alan bir yetki var. Buna göre Bakanlar Kurulu, Emlak Vergisi ödenmesine esas olan değerleri:

1-      Sıfıra kadar indirmeye

2-       Yeniden değerleme oranın yükseltmeye yetkili. Kısacası, 22 milyon vatandaşı, ailesiyle birlikte neredeyse bu ülkede yaşayan herkesi ilgilendiren bu yetki, “ İndirim olarak değil bindirim olarak” kullanılarak çok güzel bir yeni yıl armağanı oldu.

Sözcü Gazetesi bu müjdeli haberi verirken şöyle demişti:

“ Normalde yüzde 5.13 oranında artması gereken 2012 yılı Emlak Vergileri yüzde 10.26 oranında yükseltildi…

Ne diyelim?

Yazık bu millete!

2012’nin ilk bindirim kazığını, inşallah “ Ucu Sivriltilmiş” diğer kazıklar izlemez…”

Güzel bir temenni ama elektriğe, doğalgaza, benzin, motorin yol ücretleri, daha doğrusu aklınıza ne gelirse her şeye gelen zamlar ucu sivriltilmemiş kazıklar gibi sıralandı…

Zaten böyle haberler yapmaya ne gerek var. Her gelen iktidar seçim öncesi verdiği vaatleri unutur. İktidar unutur da, halkımız ne yapar?

Hem unutur, hem alışır!

Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesinin ( Gazetenin yazısına göre) bir fıkrası yapılacak vergi düzenlemelerinde İNDİRİM yetkisi verir. Gelin görün ki, “İNDİRİM” sözcüğünün başına (B) ünsüzünü koyarak, bir tek harf yüzünden böyle kazıklı şakalar yapılıyor…

Örneğin, enflasyon indi, iniyor, tek basamak falan derken, o da hükümetin zam furyasına uyarak, 2012 yılına iki haneli olarak giriverdi. Kısacası, biz İNDİRİLMEYİ değil, BİNDİRİLMEYİ severiz!

Kimse üzerine alınmaya ama benim aklıma bir fıkra takıldı.

Köyün birinde adamlar dört vakit namaz kılıyorlarmış. Diğer köylerdeki namaz vakitlerini takip etmediklerinden mi, nedenini bir türlü düşünmediklerinden mi, dört vakit namaz kılmaktan şikâyetçilermiş. Bu dört vakit kılınan namaz için köyün imamını müftüye yollamışlar:

- Git, şu müftüye söyle de namazı üç vakte indirsin!

İmam, müftü gitmiş, selam, aleykümselâm,

Lafa başlamışlar:

-          Bizim köylü dört vakit namazdan şikâyetçi! der demez müftü yerinden fırlamış:

-          Dört vakit namaz mı? Yıkıl git karşımdan, hiç dört vakit namaz olur mu? Beş vakit, beş vakit namaz kılacaksınız!

İmam süklüm püklüm köye dönmüş, yarı yolda köylüler karşılamış ve uzaktan bağırıp sormuşlar:

- İndirdi mi, indirdi mi?

İmam yumruğunu sallamış:

- Nah indirdi, bindirdi, BİNDİRDİ!

Ya işte böyle. Millet olarak bizim başımıza hep bu BİNDİRME işlevi sürekli geliyor. Biz şimdilik şu bindirme işi ile uğraşıp dururken, esas kabakçının arkadan geldiğini de unutmayın!..