SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

HER ZAMAN “HAVUZ MEDYASI” OLMUŞTUR…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

“Ne istediniz de vermedik” diyen zihniyetin başı neredeyse kendilerine muhalif olan herkesi “Paralelci” diye gösterme çabasında. Daha düne kadar kol kola olan bu ikili, nedense birdenbire düşman kardeş oluverdiler. O kadar ileri gittiler ki, sanki cemaat yılanını kendileri büyütmedi de, cemaate işin başından beri karşı olanlar bu kirliliği yarattı oyununa oynamaya başladılar. Ama bu kez, HDP’nin “Bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun ve adına Paralel Yapı dediğiniz bu cemaat her yönüyle, Meclis tarafından araştırılsın…” önergesi, tüm muhalefet partilerinin olumlu oylarına karşılık, AKP milletvekilleri tarafından red oyu verilerek, komisyon kurulma önergesi reddedilmiştir.
Şimdi sormak gerekir. Madem böyle bir yapılanma var, neden böyle bir öneriye karşı çıktınız?
Neden karşı çıktılar? Sebep gayet basit. AKP ve Cemaat ilişkileri araştırılsa, her iki tarafın da kirli çamaşırları ortaya dökülecekti. Yıllardan beri süren suç ortaklığı gözler önüne serilecek, paralel devlet yapılanmasının bizzat AKP tarafından kurulduğu görülecekti. Önergenin kabul edilmemesindeki gerçek olan nedenin altında bu yatıyordu.
AKP kendini aklamak için böyle bir savaşımın içine girmiştir. Üç dönemdir iktidar olan bu partinin, paralel yapı denilen konuda hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır.
Gelelim, havuz medyasına. Bu havuz medyası “çamur at, izi kalır.” Kampanyası başlatmasının inandırıcılığını da sorgulamak gerekir. İsimlerini bile anmaktan iğrendiğim havuz medyasının kimler tarafından kurulduğu belli. Taktiksel olarak, ben bu medyayı Demokrat parti dönemindeki “Büyük Doğu Grubu” medyasına CHP’ bizzat “Büyük Doğu” gazetesi tarafından ve yine aynı şimdiki siyasi erkin başı gibi, zamanın Başbakanı Adnan Menderes tarafından CHP irticacı ilan ediliyordu.
Daha iyi kıyaslama yapmak için, sadece zamanın başbakanı Menderes ve “Büyük Doğu” yayın grubunun kurucularından Necip Fazıl Kısakürek’in, gazete için aldığı 30 bin lira ve kendi duruşuna ait şu sözlerini değerlendirmek yeter.
Necip Fazıl Kısakürek, sonradan ödeyemeyeceği söylenen o parayı aldıktan sonra gazeteyi çıkarır. Gazetenin çizgisi Kısakürek’in ifadesine göre şöyledir:
“Günlük gazete halinde ortaya çıkar çıkmaz rengimiz hemen belli oldu. Dünyaya İslam gözlüğünden bakan ve davasına Menderes’i kazanmak isteyen gazete… Evet, gayemiz sadece Menderes’i tutmak, onu partisi içinde ve dışındaki düşmanlarına karşı müdafaa etmek… Kendisinde maya tutmasına çalıştığımız ruh hamurunun teknesinde partiyi yekpareleştirmesi ve tezatsız bir bütün haline getirmesi için çalışmak…” (Kaynak ‘Öfkeli Yıllar’ kitabı 464. sahife)
Eğer dikkat edilirse ortada yine para, çıkar ve taraf menfaat olguları var.
Velhasıl, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yaratılmak istenen CHP düşmanlığı 1946’lardan beri değişik siyasi partilerce hep gündemde tutulmuştur. Yalnız, tek farklılık var. O da, Menderes zamanında CHP’ye karşı yapılan düşmansı tavrın, aynı benzerlikte AKP döneminde devam ettiğidir.
Evet, laf lafı açtı ve “paralel yapılanma” öyküsünden girdik, tarihsel zaman şeridinde 1950’li yıllara gittik. Biz, bir şeyler demeye kalktık, sizler dinlemeye çalıştınız. Sonunda siz de, bir de yorulduk. Ve sonunda yine tekrar buluşmak için sözü “Esen Kalın” ’a getirdik.
Esen Kalın.