SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

“Eşek” üzerine kısa bir söyleşi…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

“Eşeklik ettik!” diye bir çoğumuzun kullandığı böyle bir deyim vardır. Birilerinin uyarılarına rağmen, sonradan pişman olacağımız bir HALT karıştırdığımızda, özür dileme sırasında aynen şu ifadeyi kullanırız. “Özür dilerim, bir eşekliktir ettik!”
Allah Allah!..
Uyarılara rağmen, her haltı yiyoruz, sonra işlediğimiz kabahate, bizim güzel gözlü karakaçanı (eşeği) ortak ediyoruz.

Eğer bizim karakaçan bizim lisanımızla bir konuşabilse kimbilir, bizlere neler anlatır? Ne şikayetlerde bulunur?

İsterseniz, karakaçanla ilgili deyimler ile sohbetimize devam edelim, sonra karakaçanın, insanoğlundan neler çektiğini düşünelim…

Bazıları, çok çalıştığını karşı tarafa kabullendirmek veya fazla çalıştığını ispat etme nedeniymiş; “Bu seviyeye gelmek için, eşek gibi çalıştım!”

Şimdi birazcık düşünelim. Kişi kendisine eşeği örnek olarak göstermiştir. Halbuki en çalışkan hayvan karıncadır. İş arayanlar, zorda olanlar bir işe girme umuduyla karşısındakine; “Ne iş olursa olsun, eşek gibi çalışır, hiçbir zorluktan yılmam!” derler!

Bu gibilere, “Eşeğin sırtına binilir, senin de sırtına binebilir miyiz? Eşek harmanda döven çeker, su kuyusunda dolar çevirir, tarlada-bahçede sabaha koşulur, sırtına yük yüklediğimiz halde, bir de kendimizi de taşıtırız!..” tüm bunları sen yapabilir misin?

Hayır.
Peki, niye “Eşek gibi çalışırım!” benzetmesine gerek duydun?
Kem-Küm…

Bazen çoğumuzun gayri ihtiyari kendi çocuklarımıza veya aile dostlarımızın çocuklarına, bildiğimiz nedenlerle; “Eşek oğlu eşek!” “Eşeğin dölü!” “Eşeğin sıpası!” gibi laflar ederiz. Başka bir havyanın benzetmesi ile bu tip hitap etmiyoruz da, neden eşek?.. Kendi kendimize veya en yakın dostlarımıza bile “EŞEK” dediğimizin farkında değil miyiz?

Madem kendinize bu güzel gözlü hayvancağazın yerine koyuyorsunuz, sizlere başkaları tarafından “Eşek” denildiğinde niye kızıyorsunuz? Bu konuda savunmanız hazır değil mi? “Efendim, biz bunu kötü maksatla yapmıyoruz, bu bir çeşit yöre dili veya ağız alışkanlığı…” gibi savunma kalkanlarına sığınırsınız…

Mesela, “Eşeğe yetmeyip, semerini dövüyorsun!” diyenlere bir şey diyeceğimiz yok. Onlar, “Güçlü birine bir şey yapamayanların, onun altındakilere sataşmak, hırpalamak anlamında kullanır bu deyimi.

İçerik bakımından bu doğru olabilir. Bu deyimi yerli yerinde kullananlara bir diyeceğimiz yok dedik ama, “eşek o kadar güçlü mü ki, bu benzetmeyi yapıyoruz?” diye soru soramayız mı? “Yahu, bunlar deyim, deyim. Deyimin ne anlama geldiğini de biliyorsun, bu “eşekli” deyimlere niye kafayı takıyorsun?” diye sorunlarınız, düşünceleriniz vardır.

Bu konuda haklı ve haksızsınız tartışmasına girmiyorum. Bizim ki sadece bir yazılı sohbet.

Sonuç olarak bu sohbetimiz biraz daha uzarsa “eşekten düşmüş karpuza döneceğiz!”

Gördünüz mü? Eşek-meşek derken sohbetimize bir de “karpuz” ekleniverdi. En iyisi biz, “eşekten karpuzu düşürmeyelim” ve sohbetimizi seçimlerin yaklaşması nedeniyle, siyasilere “eşekli” fıkra ile küçücük bir gönderme yapalım:

“Politikacının yolu Temel’in köyüne düşmüş. Politikacı, tarladaki eşeğin boynundaki çıngırağı sormuş:

“Eşek yürürken çıngırak çalar, durursa çıngırak çalmaz, ben de eşeği yürütme işini aha böle takip edeyrum. Demiş Temel.

“Peki eşek durduğu halde, başını sallarsa?”

“Aman beyim, sizin gibi akıllı eşek nereden bulacağız!”

Esen Kalın.