SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

EĞRİSİYLE DOĞRUSUYLA, KISA BİR YORUM…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49

Çok partili hayata geçtiğimizden beri “DİN” sömürüsü, siyasette alet edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti  başbakanlarının seçim meydanlarında “tekbir sesleri” “Besmele” sesleri ile girdikleri seçimi Menderes devrinden beri şahit olmuşuktur.

Halbuki, yürürlükteki siyasi partiler yasası, “Siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek amacıyla dini ve dini hissiyatı ve dince mukaddes tanınan şeyleri alet ederek, her ne suretle olursa olsun propaganda yapmayı” yasaklamaktadır.

Sağ partilerin oy avcılığında birinci etken din olmuş, ikinci etken de havuz medyası ve devletin TRT’sidir.

Seçim sonuçları üzerinde önemli olan bir payı olan üçüncü etken devletin sol siyasal görüş ve ideolojiler üzerinde sürdürdüğü yasakçı, sindirici siyasetlerdir. Yurttaş “ fişlenmekten” korkmaktadır. Fişlenirse, oğlunun okulunu bitirdikten sonra işe giremeyeceği, kızının türbana bürünmezse iş bulamayacağı endişesidir.

Kısacası, sağ iktidarların sürekli seçim kazanma trendlerine baktığımızda, “Havuç-sopa politikasının uygulanmasından kaynaklandığı açıkça bellidir.

“Havuç-sopa” politikasında, menfaat vardır, korku vardır. Bir başka neden de, parasal kaynak olarak, devlet imkanlarıdır. Eşit koşullarda girilmeyen seçimlerde her zaman siyasi erkin sahipleri yarışa bir adım önce başlamalarıdır.

Türkiye’de oldum olası düşünce ve örgütlenme yasakları vardır. 82 Anayasası ile, bu yasaklara yenileri eklenmiş, örgütsel sivil toplum örgütlerinde böl-parçala metodu çok iyi kullanılmıştır. Sivil toplum örgütleri yerini tarikatlar ve cemaatler almıştır.

Yıllardan beri iktidarda olanlar, siyaseti Camii’ye, kışlaya, okula sokmuşlardır. Siyasal ve ideolojik koşullandırma İmam Hatip ve Kur’an kurslarında had safhaya çıkmıştır. Hal böyle olunca, dini verileri kullananlar, Laik sistemi öcü gibi göstererek, ılımlı İslam oyununu devreye sokmuşlardır.

“Ana çelişki” CHP’de her zaman seçimlerinin suçlusu aranmasıdır. Artık, suçlu arama yerine, partide demokrasi halkasını genişletip, CHP’nin kendi ideolojik yapısına dönmesidir. Bunu yaparken, parti içindeki sen-ben çekişmelerine son vermeli, üyeler arasında sevgi bağı oluşturmalıdır. Bunun dışında, elinde bulundurduğu belediyeler de başarılı olmalıdır.

Biz sadece aklımızdan geçenleri açıklamaya çalıştık. İsteyenler, istedikleri gibi yorumlayabilirler.

Esen kalın.