SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

EĞRİSİYLE DOĞRUSUYLA KISA BİR YORUM

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

            Çok partili hayata geçtiğimizden beri “DİN” sömürüsü, siyasete alet edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti başbakanlarının seçim meydanlarında “tekbir sesleri” “besmele” sesleri ile seçime girdiklerine Menderes devrinden beri şahit olmuşuzdur.

            Halbuki yürürlükteki siyasi partiler yasası, “siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek amacıyla dini , dini hissiyatı ve dince mukaddes tanınan şeyleri alet ederek her ne suretle olursa olsun propaganda yapmayı” yasaklamaktadır.

            Sağ partilerin oy avcılığında birinci etken din olmuş, ikinci etken de havuz medyası ve devletin TRT’sidir.

            Seçim sonuçları üzerinde önemli bir payı olan üçüncü etken devletin sol siyasal görüş ve ideolojiler üzerinde sürdürdüğü yasakçı, sindirici siyasetlerdir. Yurttaş “fişlenmekten” korkmaktadır. Bu, oğlunun okulunu bitirdikten sonra işe giremeyeceği, kızının türbana bürünmezse iş bulamayacağı endişesidir.

            Kısacası, sağ iktidarların sürekli seçim kazanma trendlerine baktığımızda, “havuç-sopa” politikasının uygulanmasından kaynaklandığı açıkça bellidir.

            “Havuç.-sopa” politikasında menfaat vardır, korku vardır. Bir başka neden de parasal kaynak olarak devlet imkânlarıdır. Eşit koşullara girilmeyen seçimlerde her zaman siyasi erk sahiplerinin yarışa bir adım önde başlamalarıdır.

            Türkiye’de oldum olası düşünce ve örgütlenme yasakları vardır.82 Anayasası ile bu yasaklara yenileri eklenmiş örgütsel sivil toplum örgütlerinde böl- parçala metodu çok iyi kullanılmıştır. Sivil toplum örgütlerinin yerini tarikatlar ve cemaatler almıştır.

            Yıllardan beri iktidarda olanlar, siyaseti camii’ ye, kışlaya, okula sokmuşlardır. Siyasal ve ideolojik koşullandırma İmam Hatip ve Kur’an kurslarında had safhaya çıkmıştır. Hal böyle olunca , dini verileri kullananlar  laik sistemi ölçü gibi göstererek ılımlı islam oyununu devreye sokmuşlardır.

            “Ana çelişki” CHP’de 1 Kasım seçimlerinin suçlusu aranmasıdır. Artık, suçlu arama yerine, partide demokrasi halkasını değiştirip, CHP’ nin kendi ideolojik yapısına dönmedir. Bunu yaparken, partililer arasındaki sen-ben çekişmelerine son vermeli üyeler arasında sevgi bağı oluşturmalıdır. Bunun dışında elinde bulundurduğu belediyeler de başarılı olmalıdır.

            Biz sadece aklımızdan geçenleri açıklamaya çalıştık. İsteyenler, istedikleri gibi yorumlayabilirler.