SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

EĞİTİMDE KAOS

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48

  17 yılda on beşinci sistem değişikliği, bu iktidarın eğitimi ne hale getirdiğinin en açık göstergesidir. Neredeyse, her yıl yenilik diye dayatılan eğitim sistemi; aslında bilimsel olmaktan, çağdaşlıktan uzaklaşmanın, dinsel ağırlıklı doğululaşma kültürüne doğru bir gidiştir.

  “Esnek ve modüller eğitim sistemi” adıyla yapılan sayın bakanın sunumuna göre, ders sayıları 9’uncu sınıflarda 8’e, 10 ve 11’inci sınıflarda dokuza, 12inci sınıflarda ise 7’ye düşürülüyor.

  Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin dört yıl zorunlu olmasına karşılık, Matematik, Felsefe ve Tarih gibi derslerin seçmeli olarak gözükmesi çok garip değil mi?

  Yine anladığımız kadarıyla, basında çıkan haberlere göre, bildiğimiz anlamda bir fizik, kimya ve biyoloji derslerinde de büyük bir değişikliğe gidiliyor.

  Lise 11 ve 12’inci sınıflarda zorunlu derslerin bir kısmı, “Sosyal ve Beşeri Bilimler Grubu” ve “Fen Bilimleri Grubu” adı altında birleştiriliyor.

  Yapılan bu değişikliklerle sınav sisteminin de zaman içerisinde, verilen tarihe göre 1924’te ilk uygulamaya konulacağını belirtilmesi, sistemin uygulanmasında kendilerinin de şüphesi olduğunun kanıtıdır.

  Rehberlik ve danışmanlık sisteminin desteklenmesi yerine, okullara kariyer ofisi kurulması yönündeki çalışmalar, zaten özelleşmiş olan eğitim sistemini, daha çok özelleştirilmesine önayak olacaktır.

  Bu “vizyon” yutturmacılığı ile, karşımıza yeni bir müfredat çıkacağı düşünülürse, müfredatın uygulayıcısı olan öğretmenlerin kimler olacağı, derslerin azaltılması sonucunda bazı öğretmenlerin boşta kalacağını düşünerek, yeni birtakım problemler çıkacağı varsayım değil, gerçektir.

  Zaten, 2019-2023 planı denmesinin ve bu planın ilk sınavının 1924 gibi 5 yıl sonrasına göre uyarlanması da, bu süre zarfında her zaman olduğu gibi, “bu köprünün altından çok sular geçecek!” tezini doğrulamaktadır.

  Bu kafa karışıklığı içerisinde, öğretmen, öğrenci ve veliler yeni kabuslar görmeye devam edecek gibi görünüyor. İşin ilginç yanı, sayın bakan öğretmen kökenli olmasına rağmen, eğitim şüraları yapmadan, tartışılmadan, ekranlar karşısına geçip, böyle hayati bir konuda, geleceğimizi karartma aracı durumuna düşmesidir.

  Görüşümüz, bu konunun öğretmen camiasını temsil eden sendikaların öncülüğünde bu konunun iyice tartışılması ve ona göre yeni adımların atılması yönündedir.