SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

EĞİTİM ÇIKMAZI(1)

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:46

“Yeni ve ideal sosyal kurumların bir topluma benimsetilmesi, toplumu teşkil eden bir şeylerden hiç olmazsa bir kısmının bu tür kuruluşları koruyup savunmasına bağlıdır.

Böyle bir manya olmadıkça yeni sosyal kurumların toplumun bünyesine kök salmaları, canlanıp gelişmeleri mümkün olmamaktadır. “       İ. Hakkı TONGUÇ

Merhabalar olsun.

İsmail Hakkı Tonguç, Ceyhun Atuf Kansu’nun tabiriyle 15 kitap yazar. Yazılan 15 kitabın içeriği de, genel eğitim sorunları üzerinedir.

1938’den sonra, ülkemizin hepimizin bildiği gibi, birden bire bu kitaplar aydınlanma devrimi olarak kabul ettiğimiz “Köy Enstitüleri”nin ana temasını oluşturur. Tonguç’un kitaplarına konu aldığı eğitim ilkeleri, bazı çevrelerin dediği gibi, Sovyet Rusya’dan değil, 1854-1932 yılları arasında yaşamış Alman eğitmeni Georg Kerschensteiner’dir.

Kerschensteiner, eğitimde uygulamak istediği iş okuluyla, çocuklara en çok şunu vermek ister: “Karakter eğitiminin ürünlerini irade, sağlam yargı, duyarlık ve kararda direnç yetilerinde toplamaktadır.”

Bu yetilerden harekette gözlemler ortaya çıkar:

“Oturarak ders dinlenilen okulda, karakter eğitilemez.”

Bu tezden hareketle, “Okul çocuğu hareket etmeli, oynamak, deneyler yapmak, iş görme imkanı fırsatı verilmelidir.” der.

İşte Tonguç’un gönül verdiği, kitaplarında anlatmaya, Köy Enstitüleri ile uygulamaya koyduğu sistem budur. Öğrenciyi etkinliğe götürecek; Okulun ana parçaları, işlikler, laboratuvarlar, dikiş derslikleri, mutfaklar, uygulama bahçeleri, sanatsal bölümler, sağlık-spor bölümleri…

Tonguç, Ceyhun Atuf Kansu’nun anlatımıyla şöyle anlatmaktadır Köy Enstitülerinin amacını:

“… Cumhuriyetin temel ülküsü, değer elde etmek, değerleri yaratmak ve çağdaş uygarlığa ulaşmaktır. Bütün bu ülküler, yerimizde oturarak, kitaplara dalarak, kuramlara boğularak, doğa ile alışverişi keserek, çalışmadan ve de emek harcamadan gerçekleştiremez…”

…Hiçbir olumlu iş yapmadan, alın teri akıtmadan, bir iş yapmanın sevincini tatmadan başkalarının sırtından rahatça yaşayan, yani değer sömürenlerin devrimci eğitimin karşısına dikilenleri belliydi. Tonguç’un eğitimde uygulamak istediği, kısa bir sürede olsa uygulama fırsatı bulduğu, Kerschensteiner ilkeleri asla bazı çevrelerin “Komünist” yetiştirme işlevi değil, sağlam karakterli, sorgulayan, üretken ve çağdaş gençler yetiştirmekti.

Buraya kadar kısaca aktarmaya ve değinmeye çalıştığım bölüm ile, şimdi ki sistemi lütfen karşılaştıralım. Karşılaştırma yaptığımızda göreceğiz ki, biz eğitim değil, kuramlar içerisinde bocalayan, ezberci, sadece diploma alabilme uğraşı veren,  sorgulayıcı, sağlam iradeli olamayan bir eğitim modeli ile karşı karşıyayız.

 Bazen aklıma şu soru geliyor. “Öğretmen kardeşlerim rahmetli Tonguç’un kitaplarından kaçını veya hiç olmadı bir tanesini okudu mu?” diye.

Neyse, kısaca kısa keselim…