SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

EĞİTİM BEZİRGANLIĞI

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48

            Türkiye bir eğitim keşmekeşinde çırpınmaktadır. Bir memleketin eğitimi piyasanın, daha doğrusu sermayenin eline bırakılırsa o memleketin yarınlarının temsilcilerinden hayır gelmez.

            İlkokullardan başlayarak özel eğitimin ağırlık kazanması, zengin çocukları ile dar gelirli ailelerin çocukları arasındaki fırsat eşitliğini ortadan kaldırmaktadır. Ortaokula başlayacak çocuklar arasında; büyük kentlerde Amerikan Kız Koleji, Dame De Sion , Amerikan   Koleji , Saint Joseph, Galatasaray , Alman Lisesi  gibi okullara  girmedeki ayrımcılığın etkileri üniversiteye kadar uzanmaktadır. Zira bu okulların yanında diğer özel okul öğrencilerinin her zaman, iyi bir lise, iyi bir üniversite ve sonuçta daha iyi bir iş bulma imkanı yaratmaktadır.

            Komprodor kapitalizmin amacı açıktır: Bir yandan  İmam Hatip Okullarının yoksul aile çocuklarının çağdaş eğitim almasını önlemek,  öte yandan yasalara göre parasız olan eğitim sistemini ticarethaneye çevirmek.

            Okullara giriş, bilhassa liselere giriş aşamasında uygulanan sınav sistemleri de  bir başka alem…

            Kentlerdeki okulları “Nitelikli-Niteliksiz” diye ayırma komedisinin başlaması ile özel okulların önü açılmıştır.

            Her  iki yılda Bakan değişimi, her gelen Bakanın yeni bir model arayışı, eğitime   yap-boz tahtasına çevirmiştir. Bunlar yetmezmiş gibi  nerede ise her yıl değişen müfredat  ders kitapları konusunda veliler  ekonomik olarak perişan edilmiştir. Bu gidişat , eğitimin  her alanında adaletsizlik  yaratmıştır.

            Bu adaletsiz sistem bilinçli bir politika ile yaratılmıştır. Atatürk döneminde  halka dönük  bir eğitim sistemi yürütülürken  bu gün geldiğimiz eğitim politikasındaki ayrımcılığa bakın…

            Bir ülkenin eğitim bezirganlığı ile değil , eşit ve çağdaş bir eğitim sistemi ile  Atatürk Türkiye’sine  yaraşır  nesiller yetiştirileceği unutulmamalıdır.

            Eğitimdeki bezirganlık, taşımalı sistemle  perçinlenmiştir. Şehir içindeki okulların şehir dışına; kırsal alanda olan okulların kentlere taşınması zaman israfının yanında , öğrenci velilerine  ekonomik bir yük getirmiştir.

            Kısacası eğitim alanında alttan tepeye kadar uygulanan  bezirgan ruhu, zaman içerisinde  topluma hakim olmuş ve  kapitalizm boy attıkca , kendine uygun bir eğitim ilkesi gerçekleşmiştir.

            Ve  maalesef üzülerek söylemek gerekirse  bu kafalarla bozulan eğitim sistemimiz asla düzelmez. Düzelecek, düzelebilir diye hayal kurmak boşunadır. Hayal kurmayı bırakıp artık öğretmenlerin sesleri duyulmalıdır. Zira  artık susma zamanı  değildir.