SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

“DUR BAKALIM NE OLACAK…”

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

Aziz Nesin’in bilinen hikayelerindendir… Saf bir Arap İstanbul’a gelmiş. Hikaye bu ya, bizim Arap Fingirdek bir hanımla tanışır ve birkaç gün içinde evlenir!..

Kadının gözü dışarıda, bazı geceler eve bile gelmiyor!..

Arap saf ama yine de kuşkulanır karısının hareketlerinden. Sonunda kadını takip etmeye karar verir. Bir gün gizlice peşine takılır. Bir de ne görsün, kadın bir adamla buluşuyır.

Kendi kendine söylenir:

-Dur bakalım ne olacak?

Kadın, adamla sinemaya girer, bizim Arap da arkasından..

Salon kararır ve film başlar. Kadınla adam ise, al takke ver külah!..

Arap arka sıralardan bakıp yine söyleniyormuş:

-Dur bakalım ne olacak…

Kadınla adam sinemadan çıkarlar ve bir eve girerler. Bizim ki, yine söyleniyormuş;

-Dur bakalım ne olacak…

Ve nihayet evin perdeleri kapanır ve ışıklar söner…

Saf Arap “Tühhh” der, “Yine anlayamadık neler olduğunu!..”

Hikaye bu. Gel gelelim şimdi sıra geldi sonuç çıkarmaya. Bir başka deyişle Arap’ı bol ülkemin yaşadığı kürt açılım paketinin, balyoz ve Ergenekon komedilerinin sonunda, öyküdeki gibi “Ne olacak?” sorularının merakı sanan kişilerine..

Halbuki hikayemizin başı da belli, sonu da…

Yaşama iktidarın elinde.

Yürütme iktidarın elinde.

Yargı da iktidarın elinde olduğuna göre, “Dur bakalım ne olacak…” diye beklentiye gerek var mı?

Yasamayı, yürütmeyi, yargıyı, basını elinde tutan iktidarın bulunduğu ülkelerde “Tek adam düzeni mi geliyor? Ülke bölünüyor mu? Yargıdaki davalar ve bundan sonra ne olacak beklentisi içerisine girmeye gerek var mı?”

Halen hikayemizdeki Arap gibi, “Dur bakalım ne olacak?” merakı içerisinde olanlara, ancak şöyle diyebiliriz.

Olanlar oldu, daha ne olacak?

Ama, eğer ne demek istediğimizi anlayamadınızsa, veya bizler anlatamadıysak, Çetin Altan’ın sözün olan “enseyi karartmayın!”dan hareketle, sizler “Dur bakalım ne olacak?” sorusunu kendi kendinize sormaya devam edin…“DUR BAKALIM NE OLACAK…”

Aziz Nesin’in bilinen hikayelerindendir… Saf bir Arap İstanbul’a gelmiş. Hikaye bu ya, bizim Arap Fingirdek bir hanımla tanışır ve birkaç gün içinde evlenir!..

Kadının gözü dışarıda, bazı geceler eve bile gelmiyor!..

Arap saf ama yine de kuşkulanır karısının hareketlerinden. Sonunda kadını takip etmeye karar verir. Bir gün gizlice peşine takılır. Bir de ne görsün, kadın bir adamla buluşuyır.

Kendi kendine söylenir:

-Dur bakalım ne olacak?

Kadın, adamla sinemaya girer, bizim Arap da arkasından..

Salon kararır ve film başlar. Kadınla adam ise, al takke ver külah!..

Arap arka sıralardan bakıp yine söyleniyormuş:

-Dur bakalım ne olacak…

Kadınla adam sinemadan çıkarlar ve bir eve girerler. Bizim ki, yine söyleniyormuş;

-Dur bakalım ne olacak…

Ve nihayet evin perdeleri kapanır ve ışıklar söner…

Saf Arap “Tühhh” der, “Yine anlayamadık neler olduğunu!..”

Hikaye bu. Gel gelelim şimdi sıra geldi sonuç çıkarmaya. Bir başka deyişle Arap’ı bol ülkemin yaşadığı kürt açılım paketinin, balyoz ve Ergenekon komedilerinin sonunda, öyküdeki gibi “Ne olacak?” sorularının merakı sanan kişilerine..

Halbuki hikayemizin başı da belli, sonu da…

Yaşama iktidarın elinde.

Yürütme iktidarın elinde.

Yargı da iktidarın elinde olduğuna göre, “Dur bakalım ne olacak…” diye beklentiye gerek var mı?

Yasamayı, yürütmeyi, yargıyı, basını elinde tutan iktidarın bulunduğu ülkelerde “Tek adam düzeni mi geliyor? Ülke bölünüyor mu? Yargıdaki davalar ve bundan sonra ne olacak beklentisi içerisine girmeye gerek var mı?”

Halen hikayemizdeki Arap gibi, “Dur bakalım ne olacak?” merakı içerisinde olanlara, ancak şöyle diyebiliriz.

Olanlar oldu, daha ne olacak?

Ama, eğer ne demek istediğimizi anlayamadınızsa, veya bizler anlatamadıysak, Çetin Altan’ın sözün olan “enseyi karartmayın!”dan hareketle, sizler “Dur bakalım ne olacak?” sorusunu kendi kendinize sormaya devam edin…