SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

DEVLET MALI DENİZ YEMEYEN DOMUZ!...

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

 

bizim toplumsal belleğimiz zayıftır, bu nedenle bazı şeyleri çok çabuk unutuveririz. Örneğin, 4 Şubat 2006 tarihli yazısında Can Dündar Liderlerin mal varlıklarından bahseder. 1994 yılında TBMM'de Liderlerin Mal varlığını Araştırma Komisyonu kurulduğunu, bu komisyondan 5 milletvekilinin Sayın Çiller'in mal varlığını araştırmak için ABD'ye gittiğini ve orada Çiller'in mal varlıklarından örnekler verir.

Bu olayı şöyle anlatır:

"... Çiller'in villası o kadar güzeldi ki, önünde resim çektirdiler.

DYP Liderinin New York'ta New Holiday adlı bir oteli'de vardı. Ayrıca 8 katlı 80 bürolu bir iş merkezi...

Ve Otoyol üzerinde bir benzin istasyonu ile dinlenme tesisi....

Emlakçıya "Bunların toplam değeri nedir?" diye sordular;

"180 milyon dolar" dedi emlakçı...

Olabilir.

"Halkımız zengini sever" Ne varki Çiller siyasete girerken verdiği mal beyanında bunlardan söz etmemiştir. Komisyona davet edilir ve sorulur.

Cevap:

"O zaman bunlar yoktu!"

"Yani Başbakan olduktan sonra mı aldınız?"

"Evet"

"Kaynağı?"

"1974'te babamdan 231 bin lira miras kalmıştı."

Komisyon en yüksek orandan 20 yıllık faiz ve döviz getirilerini hesaplar, mirasın o günkü karşılığını en fazla 1,6 milyon dolar olarak bulur.

Hesap şaşmıştır.

Bu kez komisyon sayın Çilleri bir daha çağırır. Çiller yeni bir süpriz cevap verir:

"Unutmuşum. Annemin yatağının altında bir çıkın bulmuştuk. Bu dövizler onun içindeydi. Kaynağını bilmiyorum!"

Komisyon üyeleri gazete kağıtlarından 100'er dolar kalınlığında desteler yapıp çıkınlara doldururlar. 180 milyon dolar ancak 250 çıkına sığar!...

Bilmem bunu hatırlarmısınız? Yine o tarihlerde Türk siyaset tarihinin meşhur Erbakan'ı vardı. "kayıp trilyon" davasını hatırlamışsınızdır.

Erbakan'ın 574 kilo altını, 800 bin küsür doları, 500 bin küsür Markı olduğu söylenince komisyon üyeleri hayret eder. Üyelerden biri:

"Kapalı çarşıda toptancı kuyumcular taş çatlasa 50 kilo altınla çalışır. Sorması ayıp, siz yarım ton altını nerede saklıyorsunuz?

Can Dündar bu sorunun cevabını şöyle yazar yazısında:

"Erbakan'ın yanıtını yazıpda hırsızların ağzını sulandırmayalım."

Sonuç mu?

Komisyon bu bilgileri tutanağa kaydeder, ama seçim kararı alınınca raporu yazmadan dağılır.

Sonrası?

Malumunuz üzere daha sonraları başka birileri de sözde bu konulardan yargılanır gibi olur ama; işte öyle birşey şarkısındaki gibi minare kılıfına uydurulur. Ufak tefek yaramaz hareketler olsa da, herşey tozlu raflarda kalıverir.

Günümüze geldiğimizde, ayakkabı kutuları, hediye saatlere ve diğerlerine baktığımızda, acaba özetlemeye çalıştığım örneklerde olduğu gibi, bunlar da mı tozlu raflara misafir olacaklar?

Yanıtlarını duyar gibi oluyorum:

"Evet"

İnsan bu gibi şeyleri duyunca veya hatırlayınca, kendi kendine şu soruyu sorma fikrine kapılıyor. Gerçekten, siyaset arenasında üst mevkilere gelen kişilerin aşırı zenginliğinin kaynaklarını neden araştıramıyoruz?

Korkumuzdan mı?

Hayır.

"Devlet malı deniz, yemeyen domuz!" denmemesi için!...