SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

“DERSİM” İLE İLGİLİ BELGE AÇIKLAYACAĞIM DEDİLER, NECİP FAZIL’IN KİTABINI GÖSTERDİLER

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

 

Necip Fazıl 1940’lı yıllarda bugün “ Siyasi İslamcılık” denilen yolu seçer. 1943’ten itibaren yayımladığı ve Demokrat Partinin iktidara gelişinden sonra yayın politikasını daha belirgin, daha radikal hale getirdiği BÜYÜKDOĞU DERGİSİNDE sürdürür.

Bugün “A4” denilen kâğıtların büyüklüğünde, kapağı dâhil gazete kâğıdına basılı bir dergidir. Siyasi olaylar üzerine çizilmiş, kapak resimlerinin üzerinde sloganlar yayımlıyordu.

Sloganların ve iç sayfadaki siyasi yazıların ana çizgisi şöyle özetlenebilirdi:

-          Her şey İslami kurallara uymalıdır.

-          Cumhuriyet dönemi kötüdür. Osmanlı dönemi iyidir.

-          Yahudiler ve onlarla birlikte hareket eden Avrupalılar ile Amerikalılar kötüdür. İslam âlemi iyidir.

Bunlar, BÜYÜKDOĞU’nun genel plandaki değerlendirmeleri olup, güncel siyasetle ilgili tutumu ise konjonktüre göre değişiyordu… Demokrat Partiyi zaman zaman kolluyordu. Hatta bazen Başbakan Adnan Menderes’e iltifatlar yağdırıyordu.

Bu tutumun, taktik gereği olduğu belliydi. Derginin ana felsefesine göre, (zamanın patileri) o partilerin üçünü de tasfiye edecek bir “İslam İnkılâbındaydı” ve dini bütün olan herkesin bunun gerçekleşmesine çalışmalıydı.”

Şimdi buraya dikkat edin. Dikkat edin ki eski yaraları kaşıyan siyasi erk sahiplerinin ve sözde aydınların örnekleme yaptığı düşünce sahiplerini ve yine onların yılar öncesi uzantılarının nereden geldiğini, amaçlarını bir güzel irdeleyin.

“ Dergiye paralel olarak bir de BÜYÜK DOĞU CEMİYETİ kurulmuştu. “Umum Reisi” yani “Genel Başkan” Necip Fazıl Kısakürek’ti”

“Umumi Reis Vekili” daha önce MİLLİ KALKINMA PARTİSİNDEN ayrılıp “ İslam Demokrat Partisi” adında bir parti kuran ( ama partisi bir süre sonra mahkeme kararıyla kapatılan) emekli subay Cevat Rıfat Atilhan’dı…

… Cemiyetin katibi ( Genel Sekreteri) Abdürrahim Zapsu’ydu. ( İslam tarihi üzerindeki hacimli bir kitabı 2000’li yıllarda torunu CÜNEYT ZAPSU tarafından yeniden yayımlanacaktı.)

BÜYÜKDOĞU dergisinin BÜYÜK DOĞU CEMİYETİYLE ilgili yayınlarından anlaşılan şuydu:

Hedef, o “cemiyeti” günün birinde bir siyasi parti haline getirmekti.”

BÜYÜKDOĞUCULARIN adaletle ilgili düşünceleri de çok ilginç. Hele bir okuyun ve sonrası kendinize göre yorumlayın, bakalım kafanızda soru işaretleri oluşacak mı?

“ Bütün kanunlar Allah’ın hükümlerine ve ona uygun olarak İnsani Selim ( iyilikçi) duygu ve düşünceye dayanır. Ve Allah’ın kanunlarına karşı akli, ruhi, ilmi hiçbir itiraz ve temyiz makamı bulunmaz.

İslam inkılâbının adalet tablosunda ferdin ve cemiyetin veremeyeceği ve alıkoyabileceği hiçbir kıymet bahis konusu değildir. İnsanlar, gerektiği zaman SİNEKLER GİBİ ÖLDÜRÜLECEK ve bir sinek için gerektiği zaman bir dünya yıkılabilecektir.”

Büyükdoğu’nun toplumsal hayatın her alanında ilginç hüküm çizgileri vardır. Örneğin bazıları şöyledir:

“ Kızlarımıza merhamet edeceğiz diye, onlara haklarından daha fazla müsaadeler ve imtiyazlar vermek, kendilerine en ağır bir zulümdür.”

Güzel Sanatlar ile ilgili ise;

“ Resim ve heykel, kaba teşhir ve putlaştırma gayretine yaklaştığı ölçüde, İslam inkılâbının sınırlarından uzaklaştırılacaktır.”

Dergide, “ İslam İnkılâbının” bu ilkelerine karşı çıkanlara karşı ön görülen yaptırımlar pek hafif değildir. “Sinek gibi öldürme” cezasına paralel olarak, köpek zehirleme usulüyle “ İtlaf” edilme…

Bu “ yaptırım” derginin yayımladığı okur mektuplarının birinde şöyle ifade ediliyordu:

“Havlayın köpekler, havlayın. Türk Milletinin gerçek mukaddesat sesini yükseltenlere bugün havlayın ki, teker teker her birinizi mimleyelim de, yarın köpek temizliği için kaç kilo zehre ihtiyacımız olduğunu, defterimizin bir kenarına kaydedelim.”

İşte size kendi kendinize yorum yapabileceğiniz Altan Öymen’in “Öfkeli Yıllar” kitabından birkaç alıntı. Bu alıntıyı sizlerle paylaşmamın nedeni Sayın Başbakan’ın Dersim Faciası ile ilgili söylemleri sırasında kaynak kitap olarak rahmetli Necip Fazıl’ın kitabını göstermesidir. Her devirde insanların düşünceleri değişik olabilir. Bizden ayrı düşünüyor diye veya ayrı düşünce sahiplerinin yaptığı yanlışlığını ifade etmek için sohbetimizin konusunu böyle seçtim. Sonuç olarak Cumhuriyet devrimlerinin köküne dinamit koymaya çalışan yazarın kitabını belge diye göstermek sağlıksız bir siyaset üslubudur. Bu şuna benziyor;

Adamın birine suç, istinat edilecek ama suçlamanın nasıl yapılacağı belli değil. Sonunda, “ Siz Hazreti İsa’yı çarmığa gerenlerdensiniz” denilince, adam “ Aman efendim bu olay 2000 yıl önce oldu” diye itiraz ediyor. Karşı taraf illa suç bulacak ya, “Olsun ben şimdi duydum” der ve kişi suçlanır. Bu DERSİM olayını kaşıyanlar da buna benziyor.

Bir başka sohbette buluşmak üzere, şimdilik hoşça kalın…