SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

BİRAZ MASAL, BİRAZ UYUTULMA .!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

Çocuktum, ufacıktım.

Bir susayıp, bir acıktım.

Demdi:

-Bana masal anlat.

Dedem dedi.

-Sen anlat.

Ben anlattım,

Dedem güldü.

Bilmem dedem neden güldü..

 

Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması nedeniyle, yazımıza bir tekerlemey ile başlayalım dedik.

Tekerlememizde “masal anlat” istemi, gerçekte bizlerin yaşamımızdaki gelişim görüntümüzdür.

Çocukluğumuzu, gençliğimizi ve diğer yaşam dilimlerinde ki masalların sürekliliğinin nedeni, UYUTULMA mikrobunun kişiliğimizde yer etmesi içindir.

Yalnız, asıl uyutma okul devresinde başlar. Anee “Benim oğlum okuyacak adam olcak”der. Baba “çalış oğlum çalış, bak ekmek aslanın ağzında. Bu zamanda okumayana ekmek yok” der. Bazen de, “Bu ne biçim karne? Ben senin yaşında iken, bütün notlar pekiyi idi” derler.

Öğretmen “Çocuklar, bu vatanın size çok ihtiyacı var, çok çalışın, hep çalışın ki büyüyünce rahat edersiniz!”

Okur biter, bir de bakarsınız ne adam olmuşsunuz, ne de okuduğunuz için ekmek var. Eğer şanslı iseniz veya dayınız varsa, zar zor bir iş bulursunuz.

Evliliğinizin “cicim” ayları geçtikten sonra “bicim” ayları ile dert ve sıkıntılar artar. Sizler çocuklarınıza masallar ile uyutmaya devam ederken, yukarıdakiler de sizleri uyutmaya devam ederler.

Kısacası bir uyutulma koşuşturması bir ömür sürer gider..

Aslında bazen ağlasak da, bu uyutulmak politikası bizlerin de hoşuna gidiyor galiba?..

Yeni eğitim ve öğretim yılının sağlıklı başarılı geçmesini dilerken, siz gençlerin uyutulamayan bireyler olmasını arzuluyorum.

Bugün kü söyleşimize bir “HİCİVLE” son verelim:

“Paşa, hazretlerinin pek aptal, geri zekalı bir oğlu varmış, babası oğluna, bir şeyler okutup öğretsin diye avuç dolusu para döküp, bir tutmuş..

Ararda sırada ya soruyormuş:

-Bizim oğlanın durumu nasıl?

-İyi efendim, iyi. Çok şey öğreniyor maşallah!

Paşa bir gün oğlunu sınamak istemiş, hocaya haber yollamış:

-Oğlan akşam konağa gelsin eş, dost oğlanı görsün !

Yemek yenmiş, sohbet başlamış, laf avcılıktan açılmış, herkes bir şey anlatırken paşanın oğlu damdan düşer gibi ortaya laf atmış:

-Bir ok attım kebap oldu!

Herkes birbirine, paşada hocaya bakmış:

-Ne oluyor bu? Diye..

Hoca izah etmiş:

-Efendim mahdumunuz bir ok attım kebap oldu buyurdular, anlatayım.. Kendileriyle birlikte ava gitmiştik, mahdum beyin önüne bir tavşan çıktı, hemen nişan aldı attı, ok tavşanı delip geçti kayay isabet etti taştan kıvılcım çıktı, otlar, ağaçlar tutuştu, tavşandan kebap oldu.. bunu anlatmak istediler, anlaşılmayacak ne var?..

Herkes lahavle çekmiş, sohbet devam etmiş, derken bir inci daha saçmış:

Bir ok attım, aşure oldu!

-Ulan ben şimdi dağ başında tencereyi şekeri, buğdayı, arpayı, inciri, nohutu, nereden bulayım da sana AŞURE pişireyim?”

Kıssadan hisse.. Hele bugüne göre bir uyarlayın. Bakalım altında ne çıkar?.