SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

BİR GÜNDE ON ŞEHİT GELİYOR YİNE SES SEDA YOK…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50

            Bazı fıkralar vardır onları ne zaman anlatsanız gündeme “cuk” diye oturur. O fıkraların dili var ya okuyucu onu kendine göre yorumlar ve her zaman bu tip fıkralardan büyük haz duyar. Belki de Şair Eşref’ in, “fıkralar numarasız gözlüğe benzer!” demesi bundandır…

            Osmanlı zamanında tüm ülkede isyan çıkmış. Arnavutlar, Sırplar, Başnaklar, Araplar hepsi bir takım nedenlerden dolayı hareketlenmiş ülkede büyük bir kaos ortamı doğmuş.

            Osmanlı hükümeti ve padişah endişeli bir şekilde gelişmeleri takip ederken, ülkenin sadece bir bölgesinde hiçbir isyan hareketi olmadığı görülmüş.

            Padişah ve hükümet bu olaya hem şaşırmışlar, hem de rahatsız olmuşlar!

            Vezirlerden biri padişaha:

            -Eğer bu bölgedeki insanları isyan ettirebilirsek, diğerlerinin neden isyan ettiğini bulmuş oluruz…

            Padişah bu fikri beğenmiş. Veziri o bölgedeki insanları isyan ettirmekle görevlendirmiş.

            Bölgedeki bir kasaba pilot bölge seçilmiş. Bu kasabanın ortasından bir nehir geçiyor ve nehrin üzerinde bir köprü varmış. Kasaba halkı işe gidip gelirken sabah akşam bu köprüyü kullanıyorlarmış.

            Vezir,köprünün bir ayağına izbandut gibi bir adamı yerleştirip,her geçenden ‘BİR AKÇE’alınmasını emretmiş.

            Aradan bir ay geçmiş,kasaba halkında hiçbir tepki yok.Vezir, köprünün diğer başına da bir adam koyup,eve dönen insanlardan da ‘BİR AKÇE’ alınmasını emretmiş.

            Kasaba halkından yine hiçbir tepki yok…

            İki geçişe yüzdeyüz zam yapmış,yine ses seda yok…

            Vezir padişaha:

           -Padişahım,bunların artık dayanacak gücü kalmadı.Biraz daha üstlerine gidersek,patlayabilirler.Bunun için köprünün ortasına bir adam koysak,bu adam geleni gideni şaapsa!

            Padişah fikri beğenmiş ve hemen uygulamaya geçilmiş.Aradan bir ay geçmiş,yine ses seda yok.Padişah artık dayanamamış ve birgün mahiyetini alıp kasabaya giderek,kasaba halkınla bir toplantı düzenlemiş.

           Padişah:

           -Benden bir şikayetiniz var mı?

          Arkalardan ezik büzük biri elini kaldırmış.

          Padişah sormuş:

          -Evet senin derdin ne?Köprünün başına adam koyup iki akçe almamıza mı kızdın?

          -Yok padişahım,ne haddimize!

          -Yoksa,köprünün ortasına koyduğumuz adamın sizi şaapmasına mı itirazın var?

          -Hayır efendimiz, o nasıl söz?

          -Eee be adam,senin derdin ne?

          -Efendimiz,hani oraya bir adam koydunuz ya …Sabahları önünde kuyruk oluyor,beklemek zorunda kalıyoruz.Acaba oraya ikinci bir adam koyabilir miydiniz diyecektim!..

&&&

            Fıkramız bu kadaar.’Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!’diyedüşünen,’Bana ne? Ülke ne olursa olsun!’diyen,her şeye ‘Eyvallah!’ çeken,her gün şehit cenazeleri ile ocaklar sönerken, ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi hiçbir tepkinin görülmeyişine bu fıkramız güzel bir örnekleme değil mi?

           Biz diyeceğimizi dedik. Düşünme ve yorum sırası sizlerde…

           Esen kalın!