SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ALT TARAFI BİR FIKRA YOKSA KİMSEYE ÖRNEK VATANDAŞ DİYEMEYİZ…

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51

 

Bazı fıkralar vardır ki, anlatıldığı veya yazıldığı zaman, dinleyenler-okuyanlar; ”Aaa, bu fıkra şunun için yazılmış.” derler. Biz yazar takımı da her zaman olmasa bile, kibarlığımızı elden bırakmadan; “Bu olaya, şu habere, bu fıkra cuk oturdu.” diyoruz.

Efendim, tam kışa girerken, yani tüketimin en fazla olmaya başlayacağı şahane zaman ayarlaması ile, doğalgaz ve elektriğe küçücük bir zam ayarlaması yapıldı. Benim küçük dediğime bakıp sakın aldanmayın. Sonra şimdiden de hesap yapmaya kalkmayın. Nasıl olsa bu zamların devamı gelecek. Açıkçası, şu miktarıyla bile gelen zamlar sizlere öyle güzel bir kış geçirtecek ki, ‘Cami’lere koşup bu zamları yapanlar için hamdüsenalarda bulunacaksınız! Zira burası Türkiye.

Burada böyle şeyler olağan sayılır ve hepimiz güler geçeriz. Çünkü bizler “örnek vatandaş” kültürüyle yetişmişiz.

İşi biraz uzattık galiba. Hâlbuki böyle lafazanlık yapacağıma, ZAMLARLA ilgili fıkramızı size aktarsaydım, “Vallahi de, billahi de, bu fıkra cuk diye oturmuş zam konusuna” deyiverecek, bizler de sohbeti bu kadar uzatmayacaktık.

Ne yapalım sizlere değil de, bazılarına açıklama yapmak zorunda olduğumu düşünün. Zira bazıları fıkraların dilinden anlamıyorlar.

Fıkramızı aktarıyorum:

“Osmanlı zamanında tüm ülkede isyan çıkmış. Arnavutlar, Sırplar, Boşnaklar, Araplar hepsi hareketlenmiş. Osmanlı hükümeti ve padişah bir şekilde gelişmeleri takip ederken, ülkede sadece bir bölgede isyan çıkmadığı görülmüş.

Padişah ve Vezir bu işe şaşırmışlar… Vezir Padişahına demiş ki:

-Eğer bu bölgedeki insanları isyan ettirebilirsek diğerlerinin neden isyan ettiğini bulmuş oluruz…

Padişah fikri beğenmiş. Veziri o bölgedeki insanları isyan ettirmekle görevlendirmiş.

Bir kasaba pilot bölge seçilmiş. Bu kasabanın ortasından bir nehir geçiyormuş ve tek bir köprü varmış. İnsanlar ise gidip gelmek için sabah akşam bu köprüyü kullanırlarmış. Vezir köprünün bir ayağına ızbandut gibi bir adam yerleştirip her geçenden “Bir akçe” almasını söylemiş.

Aradan bir ay geçmiş; kasaba halkından hiçbir tepki gelmemiş.  

Vezir diğer köprünün başına da adam koyup, akşam eve dönen insanların “bir akçe” vermesini emretmiş. Halkta yine tık yok…

İki geçişi de ikişer akçeye çıkarmışlar. Halk yine sessiz. Padişah Veziri çağırıp halkı isyan ettiremediği için azarlamış.

Vezirin aklına o an yeni bir fikir gelmiş:

-Padişahım, bunların artık dayanacak gücü kalmadı. Biraz daha üstlerine gidersek patlayacaklar. Ben diyorum ki, köprünün ortasına da bir adam koysak…

Geleni geçeni şey yapsa o zaman kesin isyan çıkar!..

Padişah fikri beğenmiş, uygulamaya geçmişler. Aradan bir ay geçmiş yine ses yok. Padişah artık dayanamamış, mahiyetini toplayıp kasabaya gitmiş. Halkı meydana toplayıp sormuş:

Benden bir şikayetiniz var mı?

Arkalardan ezik büzük biri elini kaldırmış.

Padişah sormuş:

-Evet, senin derdin ne?

Köprünün başına adam koyup iki akçe almamıza mı kızdın?

-Yok Padişahım ne haddimize!..

-Yoksa köprünün öbür tarafına adam koyup iki akçe de orada almamıza mı itirazın var?..

-Hiç öyle şey olur mu yüce padişahım?

-Eee, peki ortaya koyduğumuz adamın sizi şaapmasına mı itirazın var?..

-Hayır efendim o nasıl söz?

-Eee be adam senin derdin ne?

-Efendimiz hani ortaya bir adam koydunuz ya sabahları önünde kuyruk oluyor, beklemek zorunda kalıyoruz. Acaba oraya ikinci bir adam koyabilir miydiniz diyecektim!

Fıkramız burada bitti. Bize de bu günlük yazılı sohbetimize nokta koyup, esen kalın demek düşer.

(Fıkramız Melih AŞIK’ın açık penceresinden)