SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

GÜL  DALINDA  KIRILMAK

Yazının Giriş Tarihi: 12.05.2022 00:03

Gönlümüzde gereğinden fazla değer vererek çok insan barındırırız. Yaşamında kendi kişiliği gereği ardını düşünmeyen, insanların olduğunu fark ediyor ve buna pek şaşırmıyorum.  Çünkü bizim toplum gönlü geniş olan, kapısını ardına kadar açan ve önüne çıkan kişilere adeta yüreğini teslim edercesine sevgi dolu. Fakat gözümüzden kaçan bir şey var oda sevgiyi insani değer taşıyan, kırmayan, eğer kırıyorsa gönül alan kişilere sunmak gerekir.

Bizim toplumda ‘’Benim dediğim doğru, her şeyi ben bilirim, ben haklıyım’’ gibi düşünceler çok fazladır. Ancak önemli olan haklı veya haksız davranış durumu değildir. Önemli olan bir gönlü yakıp kavurduysan, yıkıp tarumar ettiysen, kalbini hüzne boğduysan özür dileyerek gönül almaktır. Maalesef bu durum karşısında genellikle insanlar cesaretleri değiller.  İnatçı olduklarından dolayı, sevdikleri insanları incittiklerini bildikleri halde gönüllerini almıyorlar. Aksine kırdıkları insandan bekliyorlar.  Ne kadar üzücü bir durum öyle değil mi? Kalbi kırılan bir insan nasıl bir ruh halinde olur hiç düşündünüz mü? Kalbi kırılan insanın yüreği tuzla buz olur. İç dünyasında hissettiği duygular farklıdır. Öyleki; inciten insan sevdiği değer verdiği bir kişi ise bu daha zor incinen kişi için. İncinen insanın yüreğinde kırılan dallar tekrar can bulabilir mi?

Birçok insan kırıldığı olay karşısında çöl olan ruhunu, yaralanan kalbini iyileştirmek ister ve bundan dolayı bir arayış içinde olur. Fakat bu olayı defalarca konuşmak ne derece doğru bu tartışılır. Neden derseniz bir insan defalarca aynı konu üzerine konuşuyorsa, tiyatro sahnesinde oynayan oyuncu karakterleri gibi aynı sahneyi canlandırmış olurlar.  Kanayan yaranızın kabuk bağlamasını mı yoksa gittikçe kanamasını mı isterdiniz? Yaşanan her olay unutulamaz ancak, ders çıkararak zamana bırakmak gerekir. Gönül dünyamıza sevgi dairemize aldığımız insanlara verdiğimiz değeri iyi belirlemeliyiz. Boş kalan çerçeveye koyduğumuz resmi seçerken dikkat etmeliyiz.

 Her insan ise bile isteye bir kalbi kırmaz. Bilemeyiz kıran kişi belki bir olay yaşamıştır. Yorgun ve hassas olduğu bir zamandadır. Ve bu durum karşısında burnundan soluyordur. Dolayısıyla hiç ummadığınız anda acısını sizden çıkararak size patlamıştır. Pekâlâ, bu durum ne derece doğru derseniz. Şöyle ifade edeyim bu davranış içerisinde olan kişiler üzgün olur ve yıktıkları gönlün köprüsünü tamir etmek daha da önemlisi yenisini inşa etmek isterler. O yüzden demem o ki, kişi kendinden bilir işi. Yıktığınız duvarları yeniden inşa etmek yerine bir gönlü kırmamaya dikkat edin.

Sizi seven, sayan, değer veren insanları alaşağı ederek üzmek yerine,  kalbinizden berrak su misali sevgi ırmağını akıtın. Hayatın her alanında koşulsuz şartsız yaptığınız davranışlarla, gönüllerine hitap ederek dokunun. Hayatta sürdüğümüz yaşam bize verilen ömür kadardır. Ondan ötürü ‘’Keşke yapmasaydım bu doğru değildi’’ diyerek pişman olacağınız davranışları bir daha sergilememelisiniz.

HZ. Mevlana’nın da dile getirdiği gibi ‘’Bir kelebeğin ömrü kadardır hayat; ne kırmaya gelir nede kırılmaya…  Dargınlıkla döşenen yolları bir ömür boyu yıkın. Ömrünüzün her köşesinde kuvvetli bir sevgi bağı kurun. Kıran ve kırılan değil! Seven ve sevilen olun…

Esenlikle kalın…