güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Gönül Penceremiz

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:47

Her birimizin dost, arkadaş, sırdaş edindiklerimize açtığımız gözle görünmeyen soyut gönül pencerelerimiz vardır. Pencerenin açılması sevgi ve samimiyetle orantılıdır, her isteyene açılmaz.

Pencere ardına kadar açıldığında; açtığınız kişiye siz bu dünyadan ayrılana kadar bir daha kolay kolay kapanmaz.

Gönül penceresi bir dosta, bir arkadaşa açıldığı andan itibaren bilin ki, dostunuz ve arkadaşınızın da gönül penceresi size açılacaktır. Pencerenin açılması için; yeter ki, kalbimizin derinliklerinden sevip ve hissedelim.

Gönül penceresi açık olan insanların aralarındaki mesafenin, uzaklığın, kilometrelerin, uzak şehirlerin bir hükmü yoktur. Bizde, “gözden ırak olan, gönülden de ırak olur” diye, benim için bir anlam ifade etmeyen, manasız, anlamsız ve bize ait olduğunu kabullenmediğim bir söz vardır.

Gözden ırak olan, neden gönülden ırak olsun ki?

Gönül, gönlünden uzak tutacağına o pencereyi hiçbir zaman açmaz, istese de açamaz. Pencerenin açılmasının şartları zaten kişi tarafından ta başından beri belirlenmiş ve konulmuştur.

Gönül penceresi bir kez açılmışsa, dost dediğiniz o insan, o gönüle halk tabiriyle pazara kadar değil, mezara kadar şeklinde yerleşmişse,

O kişiye ulaşırsınız da, konuşursunuz da, buluşursunuz da.

Gönül bağı denen görünmez bağ, gönül pencereleri arasında ki irtibatı sağlar. Bu bağlar sıkı bağlarsa, sıkı kurulmuşsa, mesafelerin önemi diye bir şeyin lafı bile edilmez.

Eskiler “kalp kalbe karşıdır” tabirini çok kullanırlardı. Bu tabire bende çok inanırım. Ve bu sözü birçok kez de test etmişimdir.

Bu sözü biraz açacak olursak;

Çok sevdiğiniz bir arkadaşınızı aramak istersiniz. Bir dakika geçmez telefonunuz çalar. Bakarsınız ki sizi arayan o az önce aklınızdan geçirdiğiniz dostunuz arkadaşınız.

Az önce seni aklımdan geçirmiştim demekten de kendinizi alamazsınız.

Diyelim ki, aynı şehirdesiniz, biriniz şehrin bir ucunda, diğeriniz bir başka ucunda. Aylardan beri de görüşmemişsiniz. Ya siz, ya da dostunuz, arkadaşınız sizi andı, aklına getirdi. Rastgele seçilmiş bir günde ve o günün yine rastgele bir saatinde, bir dükkanda, bir sokakta, bir caddede karşılaşırsınız.

Bu ve benzer olaylar, hemen hepimizin başına gelen durumlardır.

Bu karşılaşmalara tesadüf diyenler olur. Tevafuk diyenler olur. Şaşıranlar, ne oluyor, nasıl oluyor diyenler olur.

Bana sorarsanız, gönül penceresi açılır ve gönül bağı denen bağ, davetiye misali çağrıda bulunur.

Sizde de, içinizden geçen duygunun yoğunluğu ve samimiyetinizle, ‘keşke yanımda olsaydı da bir görüşseydim, danışsaydım, danışabilseydim’ dediğiniz anlar olmadı mı?

Daha şaşırtıcı bir şey söyleyeyim. Şimdi burada olacaktı ki dediğiniz birisini, birkaç dakika sonra bulunduğunuz yerde kapı zilinin çalınmasıyla birlikte, bir anda karşınızda görseniz, bu durum karşısında ne yaparsınız ve ne düşünürsünüz?

Böyle durumlarda bir çoğumuz ‘yok artık ancak bu kadar olur, az kalsın şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım’ demez miyiz? Bu durum karşısında

şaşkınlıktan kapıda donup kalanlar, konuşamayanlar da olmuştur.

Gönül penceresi bir kez açılmaya görsün. Bazen, gelmeyecek olanı, gelemeyecek olanı, ‘hiç aklımda yoktu seninle görüşmek’ diyeni, adeta tutar kolundan getirir kapınızın önüne.

Hayatınızda gönül bağı kurabildiğiniz, gönül pencerenizi açabildiğiniz insanların olması ve çoğalması dileğiyle.

Sevgiyle kalın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.