güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Zaman Hesabı

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Türk müzik aletleri arasında Çinliler’in Hyu-pu adı ile zikrettikleri kopuz,şüphesiz,bozkır Türk folklorunda çok mühim yeri olan bir çalgı idi .Destanlar,kahramanlık menkıbeleri,milletin neş’eli ve acı gün hatıraları,aşk türküleri,saz şairleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi.Asya Hunlan’ndan beri bütün Türkler arasında en çok tanınmış olduğu anlaşılan bu basit,fakat tatlı sesli saz.”kobuz”adı ile Uygur metinlerinde ve DLT’de geçer.Türkler’in bulunduğu her yerde mevcut olan kopuz,atalarımızla birlikte

Mısır,Suriye,Balkanlar,Macaristan,Çekoslovakya,Polanya,Rusya,Ukranya,Almanya’da girmiş ve oralarda koboz,kubos,kobyo boyunca bize intikal eden yeğane müzik aleti,bilindiği üzere Macaristan’da ele geçen Avar çifte kavalıdır.

e-Zaman Hesabı:

Eski Türkler’in zaman hesabı da tabiatıyla Bozkır kültürünün izlerini taşımakta

idi.Eski Türk kavimi her biri bir hayvan adı ile anılan “12 yıllık” devre esasına

dayanıyordu.Yılların adları şöyla idi. 1.yıl sıçkan (fare) 2.Ud(sığır,öküz) 3.pars,4.tabışkan (tavşan) 5.plu(ejder) 6.yılan 7.yunt(at) 8.koy(koyun9 9.biçin(maymun) lO.takagu (tavuk) 1 l.it,12,tonguz(domuz)       bir yılda 12 ay vardı.Aylar birinç(birinci)ay,ikinç,üçünç,vb..diye

adlandırılmıştı.Bir gün 12 kısım sayılıyor ve her kısma “çağ” deniyordu.Yıl 365 gün 5 küsür saat itibar edilmekte idi.Günün başlangıcı gece yarısı idi.Yılbaşı ocak-şubat aylarına rastlardı.Aslında ay yılına dayanan bu 12 hayvanlı Türk takvimi’nin Gök-Türk’ler zamanında,görüldüğü üzere güneş yılına çevrildiği söylenmektedir.

Menşei çok eski olması gereken, ay rica 12 yıllık devrenin 5 katı 60 yıllık devreler olarak da faydalanılan bu takvim,Gök-Türkler’de Uygurlar’da Batı Türklerin’de (Bulgarlar)ve muhakkak ki Hunlar’da kullanılmış olup,hem zaman,hem coğrafi yönden çok yaygın bir sistem gibi görünmektedir.Gök-Türkçe kitabeler,Uygur kitap ve hukuki vesikaları,Bulgar kitabeleri ve “Bulgar hakanları listesi” hatta Manas destanındaki bazı hadiseler bu takvimle tarihlenmiştir.İslam kaynaklarında 14-15.asırlarda “Tarih-i Türki” veya “Sal-i Türkan”adı altında zikredilen bu eski Türk takvimi,son zamanlara kadar Orta Asya’da kullanılmıştır.

Düşünce ve Ahlak:

Eski Türkler’in bozkırlar coğrafyasında,at ve demir üzerine kurulu,kendilerine has bir kültür ortaya koydukları her halde anlaşılmış bulunuyor.Fakat bu,demirin ve atın mevcut olduğu her yerde böyle bir kültürün doğup gelişeceği manasına gelmez.Nitekim sonraki asırlarda,hem de aynı coğrafi bölgede,her iki unsura sahip olan başka kavimler,farklı kültür tiplerinde yaşamaya devam etmişlerdir.Çünkü bir kültürün meydana gelmesi için yalnız maddi imkan ve ikdisadi faktörler kafi değildir.İnsan unsuru da bunda tesirli olur.Aynı şartlar içinde yaşayan çeşitli toplulukların kültürlerinde görülen farklarınsan gruplarının sosyal telakki ve psikolojilerindeki ayrılıklarından ileri gelir.Buna göre de,bozkır kültürünü yaratan Türkler’in kendilerine mahsus bir düşünce sistemi ve ahlak anlayışına sahip olmaları lazımdır ki, bu, müsbet ilim yönünden şöyle açıklanabilir.

Eski Türkler’e ait, insan ruhunu okşayan iki beşeri imkan sağlamıştır.At üstünde insanın kendini başkalarından daha üstün hissetmesi ve atın sür’atı sebebi ile kısa zamanda istenilen yere ulaşabilme iştiyakının tatmini.Bozkırlı Türkler tarihte bu hususları gerçekleştiren ilk topluluk olarak görünürler.Birincisi,yani üstünlük duygusu,eski Türk’te, O. Mengh’in ifadesi ile Beylik gururu (“Herrenstolz)’nu yaratıyor.İkincisi de geniş ufuklara hükmetme arzusunu kamçılıyordu.Bunu fiiliyat sahasına çıkartmak için gerekli araç ise elde demir.

Hükmetme isteği aslında bir iç güdü olup,her insanda vardır.ve şuur-alu bir kuvvet olarak yaşar.Bu içgüdü’nün aynı zamanda ilk fırsatta başarabilmek için de bir vasıta vasfı taşıdığını dünya tarihi gösteriyor.Bazı milletleri bu yola sürükleyen husus,onlarda “Beylik gururu”nun eksikliğidir.Beylik gururu sadece ögünme vesilesi olan basit bir psikoloji değildir.Asıl özelliği karşılık beklemeden koruyucu olmasıdır.Bu ise hüküm altına alınmış insanları sevmeği gerektirir.İnsan sevgisinden doğan koruyuculuk adalet,hürriyet ve eşitliği getirmişti.Türk devletlerinde görünen töre prensipleri böylece daha açık bir mana kazanmaktadır.Türkler’in tarihte çeşitli kavimleri idare etmekte gösterdiği başarıların kaynağını burada aramak icap eder ve muhakkak ki, Türkler insan psikolojisini en iyi bilen anlayan ve bu bahada Antik-çağ medeniyetinin temsilcilerini bile çok geride bırakan bir millettir.

Buna Türk’ün “gerçekçilik”i denebilir.Hükmetme duygusu+insan sevgisi gerçekçilik şeklinde özetlenebilecek eski Türk düşüncesinin temellerini ahlak prensibi yapmış,yani hayatında duştur edinmiş insana eski Türkçe’de “alp”denirdi.Türkçe’de her erkek,cesur kişidir,fakat alp,yiğit insan demektir.Kanun,hak anlayışı devletin saygı görmesi gibi manevi değerlerle cesaret verici ve mücadele ruhunu teşvik edici “ad verme” ve “and içme” gibi gelenekleri ile “alp”liğin devamı sağlanıyordu;eski Türk cemiyetinde yalancılıktan da nefret edilirdi.Eski Türkler doğru’ya hükmetkar ve kanuna riayetkar idiler,buna göre de “nizamcı” bir cemiyet teşkil ediyorlardı.Nizamcı ve gerçekçi Türk kafası vehimlerden, hayalata dalmaktan hoşlanmadığı için,nazari ve metafilik konularla meşgul olmamıştır. 11.asırda yazılan Türk siyaset kitabı kutadgu-Bilig bile,yalnız zihinde mevcut nazariyatın bir ifadesi değil,Türk topluluğunda tatbik sahası bulan hak,adalet,devlet kavramlarının açıklanmasıdır.Eski Türk’ün fiilen yaşanan faal hayata karşı duyduğu tutkunluk,Türk düşüncesini “mantık ve bilgi teorilerinden”ziyade ahlak ve devlet felsefesine sevketmiştir.Bu düşünce tarzı,aralıksız hareketler arenası halinde görünen Türk tarihindeki iş (action) vetiresi ile birleşince,hak ve adalet anlayışı ışığında,üniversel mahiyette cihan hakimiyeti fikri doğmuştur.”Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar”lnsanlan”töre” himayesine almak şeklinde özetlenebilen Türk dünya hakimiyeti ülküsünün destanlarda,efsanelerde ve yazılı kaynaklarda yer almış silinmez izleri vardır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.