güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

YILBAŞI KUTLAMALARINA KARŞI TEPKİ GÖSTERENLERİN ASIL HEDEFİ TÜRKLÜĞE TEPKİ GÖSTERMEK, TÜRKLÜĞÜ REDDETMEKTİR..!

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım,

İslamiyet öncesinden başlayarak biz Türkler her yeni yılı girişinde kutlamayı bu kutlamalarda eğlenmeyi adet haline getirmiş bir milletizdir. Çünkü biz Türklerin bu yılbaşı kutlamalarında hem dini hem kronolojik hem de coğrafi esasları göz önünde bulundurduğumuz kaçınılmaz bir gerçektir.

Yılbaşı dediğimizde biz Türkler biliriz ki bir önceki yılı bitirip yeni bir yıla geçmekteyiz. Bu yüzden bıraktığımız yılın üzüntülerinden onları geride bırakmanın memnuniyetinden sevinç duyarken yeni bir yıla başlarken de bu yeni yılın bize daha güzel anlar yaşatması ümidiyle dolu olduğumuzdan yılbaşı dediğimiz zamanı kutlama ve eğlencelerle geçirmeyi tercih etmişizdir.

Ama coğrafi açıdan da şu bir gerçektir ki, yılbaşı dediğimiz an dünya üzerinde ki gecenin süresinin azalıp gündüz süresinin uzamaya başladığı an olduğu da bir gerçektir. Yani biz insanlar için sevilmeyen ortam olan gecenin hakimiyetinden, sevilen gündüzün hakimiyetini daha fazla hissettirdiği bir zamana geçildiği anın yılbaşı olduğu da bir gerçektir.

Bu yüzdendir ki biz Türkler, bu zamanı güneş bayramı olarak değerlendirip kutlama ve eğlencelerle geçirmeyi tercih eden bir millet olmuşuzdur. Bu bayram aynı zamanda İslamiyet öncesi dönemde biz Türklerin dini inancını oluşturan Gök tanrı dininde de önemli bir dinsel bayram günü olduğu unutulmamalıdır.

İslamiyet öncesinde ki tek tanrı dini diyebileceğimiz önemli inanç sistemi olan bu dinde ki Göktanrının temsilcisi olan güneş bu dinde önemli bir kutsal mefum’dur. Orta Asya ve Türk dünyası kültür ve uygarlıklarına baktığımızda çoğunlukla 22 Aralık tarihinin güneş bayramı olarak yahut güneş tanrının doğum günü olarak kutlandığını biz Türklerde bu bayrama nardugan bayramı dendiği unutulmamalıdır.

İşte bu bayram ve kutlamanın bugünkü yılbaşı ve noel kutlamalarının proto tipi ilk uygulaması kökeni olduğu muhakkaktır. Zaten bu nedenle diyebilirim ki Hıristiyan dünyasında da dünya kamuoyunda da yılbaşı kutlamalarının temelini biz Türklerin yılbaşı kutlamaları ve bu nardugan bayramlarının olduğu muhakkaktır.

Çünkü bugünkü noel kutlaması veya yılbaşı kutlamalarının dünya üzerinde yayılmasına neden olan olguların meydana çıkışında ortaasya göçlerinin biz Türklerin Asya’dan Avrupa’ya ve diğer kıtalara gerçekleştirdiğimiz akınlar ve göçler sayesinde ortaya çıktığı inkar edilmez bir gerçektir.

Bugün yılbaşı kutlamalarının kökenini ister Roma’da kutlanılan sundi bayramlarında ister ondan kaynaklanarak ortaya çıkarılan sözüm ona Hz.İsa’nın doğumu bayramı olan noel bayramlarına dayandırılsın isterse Anadolu’dan çıkma Demreli noel baba yani aziz Nikolas kültüne dayalı kutlamalar olsun bütün bunların temelinde hep Orta Asya kültüründen gelen Türklerin yılbaşı kutlamaları nardugan bayramları yapmaktadır.

Hatta bazı kaynaklara izafeten mezopotamya üzerinden Nemrut ve Babil kraliçesi Semiramis’e dayalı çam ağaçlı yılbaşı kutlaması uygulaması yılbaşı kutlamasının kökeni kabul edilse bile yine yılbaşı kutlamalarının Türk kökenli güneş bayramlarından nardugan bayramlarından geldiği gerçeğini değiştiremez.

Çünkü Türk kültüründe yer bulan Nevruz ve Hıdrellez gibi kutlamalarda yılbaşı kutlamalarının Türk kökenli olduğunu destekleyen görüntüler durumundadır. Zaten nardugan bayramlarının ve Babil efsanelerinin Anadolu efsanelerinin hatta kuzey Avrupa efsanelerinin incelenmesi bu yılbaşı ve noel etkinliklerinde ki kutlama unsurlarının kökeninin Türk kültüründe yer bulduğunu ve oradan geldiğini gösterecektir.

Yılbaşı ve noel kutlamalarında ki süslenen çam ağacı Türklerin efsanelerinde yer alan mitolojilerin de yer alan hayat ağacının temsilcisi olan akçaçam ağacından kaynaklandığı muhakkaktır. Ve zaten Türkler bu bayramlarda akçaçam ağacını bugün yılbaşı çamları gibi süsleyip altına hediyeler bırakarak eğlenmeler gerçekleştirmektedirler. Aynı şekilde Mezopotamya’da Semiramis’e dayandırılan efsanede de Nemrut’un ruhunun yeşerttiği ağaç olarak süslenen ağaç da çam ağacıdır.

Şurası unutulmamalıdır ki, Babil devletinin kültürünü veren temel olan kültür Sümerlerde Türk’tür. Bu yüzdendir ki hiç çekinmeden şunu rahatlıkla söyleye biliriz ki yılbaşı eğlencelerinde önemli unsur olan süslenen çam ağaçları yılbaşı piramitleri hep Türk kültür unsuru öğelerdir. Hele bu unsura sonradan monte edildiği anlaşılan noel baba kültü ise giyinişi ve görünüşü itibari ile tam manası ile Türk giyinimi ile dolaşan yaşlı Türk bilgelerini andıran bir şahsiyet özelliğindedir.

Türk kültüründe önemli bir yeri olan Alp ozanların giyimleri ile noel baba giyiminin tek farkı noel babanın bir saz taşımak durumunda olmayışı ve uçan bir ren geyiklerinin çektiği kızakla dolaşmasıdır. Noel babanın külahlı pantolonlu giyimi Avrupa’lı ve Hıristiyan dünyasına mensup kişilerin ilk ve Ortaçağ’da ki giyiminden çok uzak bir görüntü vermektedir.

Sözün kısası yılbaşı kutlamaları biz Türklerin kültüründen gelen Hunlar, Sümerler, Romalılar vasıtası ile Avrupa Hıristiyan dünyasına ulaştırılmış, ona mal edilmiş bir yılbaşı eğlencesi kutlamasıdır. Bu nedenledir ki bu Türk kültür öğesine Türk düşmanı olan kitlelerin nefret duyması doğal bir tepkidir.

Milliyetçiliğin düşmanı amansız düşmanı ümmetçilik olacağından yeryüzünde milliyetçiliği en kuvvetli olan Türk milletinin ve Türk milliyetçiliğinin en amansız düşmanları da ümmetçilerdir. Haliyle Musevi ümmetçiler Hıristiyan ümmetçiler ve İslam ümmetçilerdir. Müsevi ümmetçiler çok dar kapsamlı sahada hakim olabildiklerinden Türk milletine ve milliyetçiliğine düşmanlıklarını direkt gösteremezler. Hıristiyan ümmetçiler ise bu yılbaşı kutlamalarını Türk kökenli olmasına rağmen kendileri benimseyip kutladıklarından tepki gösterme durumunda olmaları mümkün değildir.

Ama İslam ümmetçiler için durum farklıdır. Onlar Türk milletine ve ona ait unsurlara olan düşmanlıklarını yılbaşı kutlamalarına da rahatlıkla göstermekten kaçınmamaktadırlar. Ve bu Türk kökenli yılbaşı kutlamalarına düşmanlıklarını Türk milletine düşmanlıklarını gizleyebilmek için de yılbaşı kutlamalarının Hıristiyan bayramı olması nedeniyle ona nefret duymaları şeklinde gizlemeye çalışmaktadırlar.

Ama ne tuhaftır ki yılbaşı kutlamaları bir Hıristiyan bayramıdır, kutlanmasın diyenler Hz.İsa’nın doğumunu kutlamak günahtır diyenler, Hz.İsa’nın doğum günü olduğu ve aynı zamanda göğe yükseldiği gün olduğu söylenen ve buna inanılan aşure gününü kutlamakta aşureler yaparak kutlamak da sakınca görmezler. Gel de bu davranış karşısında bu ne peryiz ne lahana turşusu deme.

Çünkü onların kutlanmasını günah saydıkları 1 Ocak tarihi Hz.İsa’nın doğum tarihi olmadığı gibi Hıristiyanlar açısından dini amaçla yapılan hiçbir ayin ve kutlamanın da gerçekleştiği tarih değildir. 1 Ocak tarihi tüm dünya insanlarının yeni bir yıla girmenin sevincini yaşayıp eğlenmeye çalıştığı tarihtir. Bu nedenle insanımızın bu tarihte yiyip, içip eğlenmesinin İslam dini açısından hiçbir sakıncası olması günah ifade etmesi mümkün olmamalıdır.

Ancak bu eğleneler sırasında yiyip içmeler sırasında İslam dininin yasakladığı yiyeceklerin yenmemesi içeceklerin içilmemesi eğlence türlerinin gerçekleştirilmemesi konusuna dikkat edilmesi şarttır. Bu şart göz ardı edilmeden yapılacak yılbaşı eğlencelerinin sakıncası olması mümkün değildir.

Bu nedenledir ki bu şartları belirtmeden yılbaşı eğlencelerini yasak etmeye çalışan zihniyeti Hıristiyan düşmanlığından ziyade Türk düşmanlığı Türk milleti ve Türk milliyetçiliği düşmanlığı olarak değerlendirmenin yerinde olacağını düşünmekteyim.

Çünkü binlerce yıl önceden atalarımızın kutladığı yeni bir yıla girmenin sevincini yaşamayı bize çok görenlerin amacını başka türlü izah etmek mümkün değildir. Bugün Hıristiyan dünyası ile dinler arası diyaloga taraftar olan medeniyetler ittifakına taraftar olan bu ümmetçi kafaların yılbaşı gibi bir uygulamaya karşı çıkmasını günah saymasını ve Türk milleti bireylerine uygulatmamaya çalışmasını Hıristiyan düşmanlığı ile izah etmek mümkün değildir.

Bu yüzdendir ki önemle vurgulamak isterim ki yılbaşı eğlencelerine karşı olmak demek, Türk milletini bu eğlencelerden uzak tutmaya çalışmak demek onu tarihi köklerinden uzak tutmaya çalışmak demektir. Böyle bir davranışta ona benliğini unutturmak çabası olarak değerlendirilebilecek bir davranıştır.

Türk’e Türklüğünü unutturmaya çalışmak onu ümmetçi bir potada eritip milliyetçilik duygularından uzaklaştırmaya çalışmakta Türk milletine Türk milliyetçiliğine yapıla bilecek en büyük düşmanlıktadır kanaatini taşımaktayım.

Sözün kısası bence kökeni binlerce yıl önce ki Türk bayramlarından nardugan bayramlarına güneş bayramlarına dayanan yılbaşı kutlamalarına tepki göstermek Türk kültürüne Türk milletine Türk milliyetçiliğine tepki göstermekten başka bir anlam ifade edecek bir davranış ve icraat değildir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.