güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ÜLKEMİZDE YENİ BİR MEZHEP YENİ BİR TARİKAT MI DOĞUYOR?

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

                Değerli okurlarım, İslam dünyasının bir parçası olan ülkemiz İslam dünyasının kitlesel özelliğini tartışmasız taşıyor ve gösteriyor. Çünkü nasıl İslam dünyasında şiisiyle sünnisiyle birçok mezhep ve tarikat mevcut olup faaliyetini sürdürüyorsa ülkemizde de aynı mezhep ve tarikatlar varlık ve faaliyetlerini sürdürmeyi devam ettiriyorlar düşüncesindeyim. Hatta bu yönde ülkemizin diğer İslam ülkelerine nazaran daha fazla çeşitlilik gösterdiğini de düşünmekteyim. Çünkü İslam ülkelerinin pek çoğunda bir veya iki mezhep bilemedin üç mezhep ve bu üç mezhebin birkaç tarikatı varlığını sürdürürken ülkemizde Sünni mezheplerin ve şii mezheplerinin tamamı bütün tarikatlarıyla varlıklarını devam ettirmekte faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bizde hanefiyi de şafiiyide malikiyi de hambeliği de bulamak mümkün olduğu gibi aleviyi de caferiyi de şiiyi de kadiriyi de pek hala bulmak mümkündür. Biz de İslam dinin mezheplerinin ve tarikatlarının hemen tamamını bulmamın sebebi diğer İslam ülkelerinde olduğu gibi sadece ulusal bir devlet maliyetinde kalmayıp Osmanlı imparatorluğu gibi cihan şumul bir İslam imparatorluğunun kalıntısı bütün etnik ve kültürel sosyal grupları bünyesinde barındıran bir ülke olmamızda aramak gerekir. Düşünün bir Afganistan da kabaca sadece Afganlılar Türkler İranlılar gibi gruplar yaşarken bizde Türk ve Türk olmayan geçmiş dönem Başbakanlarımızdan birinin ifadesiyle 30 küsür ayrı etnik grup insan yaşamaktadır. Bu yüzden bizde etnik grup ve bu nedenle pek çok kültürel ve dinsel grup çıkabilmekte görülebilmektedir. Dinsel grupların bizde çok olmasının sebeplerinden biriside bizde din ilimleriyle uğraşan kişilerin hadis yorumlarında hatta tefsir yorumlarında farklı görüşlere sahip olup sahip oldukları bu farklı görüşlere göre dinsel icraat uygulamalarına yönelmeleri ve çevresinde bulunanları hemen onları taktire yönelik farklı gruplar oluşturmasıdır. Bu yüzdendir ki bizde din ilmiyle uğraşan kişiler fikirlerini açıklamaya başladıklarında etraflarında oluşmuş hemen bir toplum kitlesi bulup o kitleyi kendi fikirlerine göre dinsel ibadete icraate yönlendirme imkanını elde edebilir. Buna dayanarak diyebiliriz ki toplumumuzda bir kimse biraz Arapça biraz hadis bir tefsir bilip öne çıkarsa arkasından gelecek pek çok birey bularak yeni bir cemaat yeni bir tarikat oluşturma imkanını elde edebilir. Halkımızın çoğu dinsel bakımdan cahildir. Asırlar beri Türk halkı din bilimlerini kitaplardan okuyup öğrenmek yerine birilerinden dinleyip öğrenmeyi tercih eder. Bu yüzden de toplumumuz hep önünde birilerini görüp takip etmeyi tercih eder. İşte bizde mezhep tarikat cemaat topluluklarının hazırlanmasının ana sebeplerinden biriside budur. Bu Karahanlıda da böyle olmuştur Gaznelide de böyle olmuştur Harzemşahlarda da böyle olmuştur Selçuklularda ve Osmanlılarda da böyle olmuştur. Osmanlı yıkılıp yerine Türkiye cumhuriyetini kurma imkanını bulan Mustafa Kemal duruma değiştirmeye karar verdiğinde insanları din baskısından kurtarmak dinin kısıtlayıcı bağlayıcı düşünce sisteminden milletini kurtarmak maksadıyla devleti laik yapmıştır. Laiklikten maksat devleti din kurallarının bağlayıcılarından kurtarmak dinin ona getirebileceği kısıtlamalardan kurtarmaktır. Ancak bunu belirtmek isterim ki laiklik dinsizlik demek değildir. Ne var ki bazı kimseler Mustafa Kemalin getirdiği yeni rejimi kötülemek maksadıyla laikliği dinsizlik olarak göstermeye yönelmiş hatta bazları da laikliği sanki yeni bir dinmiş gibi İslam dinine karşı üretilmiş yeni bir din şekliymiş gibi lanse etmeye yönelmişlerdir. Kuruluştan bugüne laik ve laiklik karşıtları aralındaki mücadele devam ede gelmiştir. Bu mücadelede laiklerin hatalarından istifade eden laiklik karşıtları laikliğin adeta Hıristiyanlıkla eş bir dinmiş gibi göstermeyi başarmışlardır düşüncesindeyim. Bunun sonucu olarak laiklerde bir dine karşılık kompleksi ortaya çıkarken anti laiklerde de bir Atatürk düşmanlığı Kemalizm düşmanlığı ve laiklik düşmanlığı kompleksi doğmuştur. Her iki taraf bu kompleksleri uyarınca kendileri için lider olabileceğini düşündükleri bireylere bağlanmışlar bu laikler safında siyasal kılikleri ortaya çıkarırken anti laikler safında tarikatları cemaatleri doğurmuştur kanaatini taşımaktayım. Nitekim anti laik kesime mensup olan bir şahsiyet ister siyasi sahada ister din birimleri sahasında veya edebiyat sahasında sivrildiğinde etrafında hemen bir kümelenme oluşur. O şahsiyetin her sözü bir hikmet kabul edilir tabulaştırılır şahsa üstat, muhterem, ağabey, hoca hatta daha anlamlı olsun diye Arapça lakaplar olan kuddusi siruhi (kutsal sırra ermiş) şeklinde unvanlar verilerek şeyh tarikat veya piri kabul edilirler. Artık onun her yaptığı çevresindeki kitle için örnek, çevresindekiler onun için mürittir. Nitekim ülkemizde benim değerlendirmeme göre Said-i nursi, Cübbeli Ahmet, Fethullah hoca hep bu yolla öne çıkmış etrafında toplanan kitlelerle cemaat veya tarikat sahibi olmuş kişilerdir. Ülkemizde son zamanda mevcut tarikat ve cemaatlere yeni bir grup daha eklenmektedir düşüncesindeyim. Belki bu yeni oluşuma birileri siyasal mahiyetle bakıp izim de diyebilir ama bir oluşuma izim diyebilmek için ortak bir düşünce ortak bir kaide sistemi ortaya koyan bir lider sahibi olmak gerekir. Oysa benim görüşüme göre varlığından söz ettiğim bu yeni oluşumda lider vardır. Ama liderin belirli yönlerde kendini takip eden kitleyi sürükleyecek ona yön verecek kaideleri fikirleri mevcut değildir. Hatta benim düşünceme göre bu liderin fikirleri ve kaideleri sık sık değişmekte değişen ortam ve çevreye göre sık sık değişiklik göstermektedir. Bu yüzden onun fikirleri bir izim oluşturacak bir durum göstermiyor kanaatindeyim. Buna rağmen ülkemizde bir grup insan  neyine hangi yönüne hangi özelliklerine hayran olduğunu bilemeden taparcasına hayranlıklarıyla Cumhurbaşkanımız etrafında bir hayran kitlesi oluşturuyorlar. Hayranlıklarının sonucu olan bağlılıklarıyla adeta etrafında bir cemaat oluşturuyorlar diye düşünmekteyim. Bu tipler Cumhurbaşkanımız ne söylerse söylesin bugün söylediği ile yarın tezat’a düşmüş bile olsa bugün yaptığı işi yarın beğenmeyip bozmuş veya bozdurmuş bile olsa ona olan bağlılıklarından hayranlıklarından hiç eksiklik duymayacak tiplerdir. Benim görüşüme göre bu tipler ilkel toplumların totemlerine bağlılığı gibi Cumhurbaşkanımıza bağlılık duymakta bu yönleriyle Cumhurbaşkanımıza adeta dinsel bir varlığa bir lidere bağlılık gibi bağlılık hissetmektedir. Benim görüşüme göre bu gibiler için Cumhurbaşkanının yaptığı her şey yap dediği her şey yapılacak bir emir yapmadığı her şey yapılmayacak şeydir. Bu gibilerin Cumhurbaşkanımızla kendilerine özdeşleştiren yaşantılarını adeta bir din oluşumu bir mezhep bir cemaat oluşumu kabul etmekte pek hatalı bir durum olmasa gerektir düşüncesindeyim. Çünkü her yönüyle Cumhurbaşkanımızı taklit etmeye onaylamaya hazır olan bu kitle onun dinsel açıdan icraatlarını da yapmaya onaylamaya hazır olacağından adeta bu kitle bir mezhep bir cemaat kitlesi görüntüsü verebilecek özelliktedir. Zaten bu gibilerden bazılarının medyada dillendirilen beyanları bu düşüncemi kuvvetlendirecek mahiyettedir. Çünkü bir hayranı diyebileceğimiz şahsiyet çıkıp Cumhurbaşkanımız için Allahın bütün özelliklerine sahip derken bir başkası onu Peygambere denk tutmakta sakınca görmediğini dile getirebilmektedir. Sözün kısası Cumhurbaşkanımızın etrafında oluşan onu her yönüyle tasdik ve onaylayarak idolleştiren putlaştıran insanüstü varlık durumuna getiren ve bunu her fırsatta dile getiren hayran kitlesi bence Cumhurbaşkanımızın etrafında yeni bir cemaat ortaya çıkarmakta çıkan bu oluşuma tarikat mı? Cemaat mı? Denmesi gerektiğini söylemenin zor olduğu bir görüntü ortaya çıkmaktadır. İşin tuhafı Cumhurbaşkanımız bu işi kendi çabalarıyla bilerek isteyerek gerçekleştirmiş olmamakta bu etrafındaki hayran kitlesini kendi çabasıyla ortaya çıkmaktadır. Ne var ki  bu oluşuma bir siyası oluşum bir parti oluşumu gözüyle bakmak oldukça zordur. Çünkü partisel oluşumlarda siyasal oluşumlarda insanlar fikir ve düşünceleriyle hareket ederler. Oysa Cumhurbaşkanımızın etrafında oluşan söz konusu bu kitle bence düşüncelerini rafa kaldırmış gözlerini her türlü hakikat ve bilgiye kapamış bir durumdaki kişilerle oluşmaktadır. Yine partisel ve siyasal oluşumlarda liderlere körü körüne kesin ve mutlak itaat hiç değilse tam manasıyla söz konusu değildir. Bir oluşumun bütün bireyleri bir kişiye mutlak manada bağlanabiliyorsa onu her yönüyle tasvip edip onaylıyor onu kendisi için ideal seçiyorsa her yerde ve her zaman onu övüyorsa onu en kutsal değerlerinin en üstünde tutuyorsa buda siyaset değil bir teslimiyet bir inanç bağlılığı dolayısıyla bir dini oluşum söz konusu demektir kanaatindeyim. Artık bütün bu bilgilerden sonra şunu vurgulamak isterim ki bir zamanlar laikleri yeni bir din yaratmakla suçlayan kitlelerin mensubu bazı bireyler ama bilerek ama bilmeyerek Cumhurbaşkanımız etrafında adeta yeni bir dinsel oluşum yaratmaktadırlar. Bu oluştuğunu düşündüğüm kitleye mezhep mi? Tarikat mı? Cemaat mı? Hangi adı vermek gerekir doğrusu karar vermek zor düşüncesindeyim. Ama şurası bir gerçek ki nasıl sevgi ve hayranlığa dayanılarak said-i nursi etrafında nurculup Fehtullah etrafında Fehtullahçılık denilen kitlesellik yaratılmışsa Cumhurbaşkanımız etrafında da bir benzer kitlesellik ortaya çıkmakta görüşündeyim. Bir farkla ki nurculuk ve Fehtullahçılık gibi kitlesellikte fikir ve görüş sahibi olmak esası yatarken Cumhurbaşkanımız etrafında oluşan kitlesellikte oluşumun temelini Cumhurbaşkanımıza insanların duyduğu körü körüne hayranlık körü körüne bağlılık oluşturuculuk bağlılık esasını oluşturmaktadır. Bütün bu bilgilerden sonra Cumhurbaşkanımız etrafında oluşan bu hayran kitlesi her şeyine onay verip ona her şeyi ile teslim ola bu kitle karşısında insan sormadan edemiyor ülkemizde yeni bir mezhep yeni bir tarikat mı doğuyor?

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.