güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TÜRK KADININ HUKUKİ DURUMU HAKKINDA ESER TARAMALARI

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Türk Kadının Hukuki sorunları hakkında, durumu hakkında bilgi veren pek çok eser vardır. Bunlardan birisi Türk kadınını tarihi süreç içerisinde ,,,,,,,,, açısından şöyle anlatılır:

Asıl konuya girmeden önce, eski Türklerde ve İslamlıkta kadının durumunu çok kısa olarak gözden geçirelim.

“ESKİ TÜRKLER’DE KADIN HUKUKU”

Bu konuya ait bilgilerimiz tam olmamakla beraber, bugüne kadar elde edilmiş olanlara göre, kadının durumu iyi idi.

“Amme velayeti Hakan ile Hatun her ikisinde ortak olarak tecelli ettiği için, bir emirname yazıldığı zaman (Hakan emrediyor ki) ibaresi ile başlarsa, ona boyun eğilmezdi. bir emrin kabul edilmesi için, mutlaka (Hakan ve Hatun emrediyor ki) sözüyle başlaması gerekiyordu. Hakan tek başına bir elçiyi huzuruna kabul edemezdi. Elçiler, ancak sağda hakan ve solda hatun oturdukları bir zamanda, ikisinin birden huzuruna çıkardı. Şölenlerde, kurultaylarda, ibadetlerde, ayinlerde, harp ve sulh meclislerinde hatunda mutlaka Hakanla beraber bulunurdu. kadınlar örtünmeye ait hiçbir kayıtla bağlı değildi.

“Eski Türklerde zevce yalnız bir tane alabilirdi. Emperyalizm devirlerinde Hakanların ve beylerin bu hakiki zevceden başka (kuma)adıyla başka illere mensup odalıkları da alabilirdi. Fakat bu kumalar hakiki zevce mahiyetinde dağıldılar.

“Alelade evlerde, ev ortak olarak, karı ile kocanın ikisine aitti. Çocuklar üzerindeki velilik hassası, baba kadar anaya da aitti.”

Türklerin İslam’ı kabulünden sonra da, bazı yerlerde eski adetlerin bir süre devam ettiği yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. On dördüncü yüzyılda Türk alemini dolaşmış olan İbn-i Batuta’nın eserinde bu husus açıkça görüldüğü gibi, başka seyyarların yazılarında da, yer almakta ve kadınla erkek arasındaki bu eşitlik seyyahların yazılarında da, yer almakta ve kadınla erkek arasındaki bu eşitlik seyyahları şaşırtmaktadır.

“Her milletin olduğu gibi, Türklerinde bir yazısız hukuk devri vardır. Kanun koyan hukuk adamının çıkışına kadar hukuki işler, bir takım adalet ve anneannelerle çevrilir. Yakutlarda, Kırgızlarda, Orta Asya ve Anadolu Aşiretlerinde bugün İslam’ın ve Çinciliğinmahkum ettiği Batı ve Doğu Türkistanlıların sömürgeleştirdiği zamanımızdaki bu durum bir tarafta aynı hal görülmektedir. Hepsine birden bakıldığı takdirde, bu adetler kadına oldukça iyi bir mevki verir. Nişanlılık, erkeğin kadına verdiği, evlenme ve boşanma meselelerinde demokratik esaslar görülür.

“Eski Türklerde çok eşlilik bulunduğunu hiçbir etnografik araştırma göstermiyor.”

“Boşanmaya gelince, bu örf ve adaletlerce son derece fana karşılanmaktadır. Cengiz yasasına göre boşanmanın erkek aleyhine ölüm cezasıyla karşılandığı göz önüne alınacak ve yasanın Türk adetlerini konu haline soktuğu düşünülecek olursa, erkeğin kadın karşısında ne kadar saygılı bir vaziyette olduğu anlaşılır.”

İSLAM HUKUKUNDA KADIN:

İyi araştırmayanların ve büyük ölçüde yabancıların sandıkları gibi, İslam dini kadın aleyhtarı değildir. Ancak, İslam dininde içinde olduğu halde, hemen bütün dinler, çeşitli tarihi sebeplerle kanına, erkeğe verilen mevki vermemişlerdir. Mesela, Hıristiyanlıkta kadının, erkeğin mutlak emri altında olması istenmiştir. Biz bunu yadırgamıyoruz. Çünkü dinlerde çevrelerini ve tarihin etkisi altında kalmıştır. Dinlerin kadın hakkındaki görüşlerini incelerken, o devirdeki kadın anlayışına da bakmak gerekir.

İslamlık’tan evvelki  cahiliyet devrinde, Arap kadınının durumuna şöyle bir göz attığımız zaman, Hz. Muhammed’in kadını ne kadar yücelttiği açıkça belirir. Kız çocuğunun doğmasını baba için bir utanç sayan bu alemde, kızlarını diri diri gömenler vardı. Arap erkeği istediği kadar kadınla evlenebilir, istediği dakikada karısından ayrılabilirdi. İslamlık, kız çocuklarının öldürülmesini yasaklamış, alınacak kadınların sayısını sınırlamış, dörde indirmiş, bunlar arasında sevgiye kadar her hususta tam bir eşitlik gözetilmesini istemiş ve bu eğitliği sağlayamayanların bir tane ile yetinmelerini emretmiştir. İslam hukukuna göre evlenme bir mukavele olup iki tarafın rızasına bağlıdır. Erkeğin karısını boşaması halinde nikahta karşılaştırılan mehr-i müeccel (boşanma veya ölüm halinde verilen para) ödenmesini yani karısına tazminat vermesini emrederek kadını korumuştur. İslamlık büyük zaruret olmadıkça boşanmayı tasvip etmemiştir. Bir hadiste iffetleri şüpeli olanlardan başka kadınları boşamayınız cenabı hak kadınları boşayarak yeni yeni kadın alan erkekleri ve kocalarından boşanarak yeni koca alan kadınları sevmez denmektedir.

İslamlık mirasta kız evlada erkek kardeşinin yarısı kadar ve akrabalık durumuna göre kadınlara dörtte, yedide ve sekize de bir pay sağlamıştır. İslam kadını ticaret yapabilir malına dilediği gibi tasarruf edebilirdi. İslamiyet ilim yolunda çalışmakta kadın ve erkek arasında fak gözetmemiştir. İslamiyet kadına kocasına itaati emretmiş ise kocaya da karısına çık iyi muameleyi emretmiştir.

Verdiğimiz bu örneklerden anlaşılacağı üzere İslamlığın kanına verdiği haklar cahiliyet devri ile mukayese edilemeyecek büyük bir reform olduğu hemen görünür gerek kuran-ı kerim de gerek Hz. Muhammed’in birçok hadislerinde kadın daima yüceltilmiştir. “ Cennet Anaların ayağı altındadır” diyen bir dinin kadın için koymuş olduğu yüksek esaslarda yanlış yorumlar, yanlış alışlkanlıklar, suiistimaller, İran, Bizans gibi yabancı medeniyetlerinde etkisi ile uzaklaşılmış kadının durumu sarsılmış kadın kafesler ve peçeler arkasına  tıkılmıştır.

Bunun içindir ki Osmanlı Türkleri Devrinde birçok aydınlarımız aile hukukumuzda İslamlığın esaslarına dönmek sureti ile kadının durumunu iyileştirmek istemilerdir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.