güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TÜRK BAYRAĞINA CAMİLERİMİZDE NEDEN RASTLAMAYIZ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49



direnişleri Türkiye Cumhuriyeti döneminden önceki devlet yaşantımızdan da görmemiz söz konusu olmuştur. hele hele bu kalkışmaya karşı gösterilen tepki ve direnişi Rusya, ve benzeri ülkelerde daha önceden benzerleri yaşanmıştır. nitekim bugünün rusya lideri putin böyle bir direniş sırasında tankların üstüne çıktığından da söz edildiği rivayetleri mevcuttur. fransa da Fransız şhtşlalş sırasında yaşanan ihtilal içinde ihtilal görüntüsünde pek çok olayda bizden önce başka toplumlarda görülen ihtilallere gösterilen direniş örnekleri yansıtan görüntüler arz etmişlerdir. yabancı ülkelerde ki bu ihtilalere karşı yapılan direnişler, en yakın örneklerden birisi olan mısırda ki mevcut askeri yönetime karşı mısır halkının bir kısmının gerçekleştirdiği direnişlerle bizim 15 temmuz kalkışmasına FETÖ isyanına karşı halkça gösterdiğimiz direniştten önce gerçekleştirilmiş toplumsal direnişler değilmidir. bütün bunlar bir yana FETÖ kalkışmasına karşı gösterilen halk direnişinin halkımızın asker kökenli bir kalkışmaya bir ihtilale karşı gösterdiği ilk örnek olduğunu söylemekte bence hatalıdır. çünkü Türk halkı olarak bir Türk devleti olarak kabul ettiğimiz. Osmanlı döneminde de halkımız böyle bir direnişe girişmiş o zaman ki devletimizin başı pahdişahı olan ikinci Mahmutu ber taraf etmek amaçlı bir askeri kalkışmaya direnmiş bu amaçla ayaklanan yeni çeri ocağını saf dışı edip bu ihtilalin amacının gerçekleşmesini ortadan kaldırmıştır. bu iki olayın benzerliğini dile getirmeden önce tarihimiz de vaka-i hayriye adıyla tanınan 15 tenmuz ayaklanmasın da görülen askeri emniyet ve halk kitlelerin yardımlaşarak gerçekleştirdiği kalkışmayı bastırma hareketinin ilk örneği olan bu .isyanı genel kaynaklardan bastırılışını da anlatacak şekilde araştırdığımızda şu bilgilere rastlarız : Sultan II. Mahmud han başta saYeniçeriler olsancmak üzere Kapıkulu ocakları’nı kaldırmak için tam 17 yıl bekledi. Yunan İsyanıyla bile başa çıkamayan bir ordunun, her an yeniden yeniye patlaması muhtemel bir Rus savaşında ne yapabileceği, artık yalnız padişahı değil, bütün devlet adamlarını hatta Yeniçeri generallerini düşündürür durumdaydı.

 

Bir zamanlar Allah’ın emrinden hemen sonra geldiğine inanılan padişah iradesi ile bu işi çözmek mümkün değildi. Yeniçeri ocağı böyle bir iradeyi tanımayacağını, birçok defalar, devletin en ağır zararları pahasına göstermişti. İşe gene III. Selim gibi modern bir ordunun çekirdeğini hazırlamakla girişmek gerekiyordu. III. Selim, tahttan indirildikten sonra, o zaman veliaht- şehzade olan ve oğlu gibi sevip yetiştirdiği Sultan Mahmud’a devletin geleceğini bu noktada düğümleneceğini anlatmıştı.

III. Selim’in bütün hatalarından ders aldığı için, II..Mahmud, kilit noktalarına hatta Yeniçeri generalliğine yeni bir ordu kurulması gerektiğine içten inanmış kimseleri getirdi.Bu iş burada söylendiği kadar kolay ve çabuk olmadı. Her an tetikte bekleyen ve kendi durumlarını padişah derecesinde bilen Yeniçerileri ürkütmemek için çok dolambaçlı yolları dolaşmak icap etti. Nihayet 25 mayıs 1825’te “Eşkinci Ocağı” diye modern bir asker ocağının kurulacağı bildirildi. Bu ocağa Yeniçerilerde gönüllü girebileceklerdi. Bu tedbirle Yeniçerileri ürkütmemek amaçlanmıştı. Buna rağmen Yeniçeriler 14 haziran akşamı ayaklandılar. Yeniçeriler elinde parçalanarak ölmekten zor kurtulan son Yeniçeri ağası Celaleddin Ağa, durumu Sultan II. Mahmud Han’a bildirdi.

Türkiye tarihinin sayılı günlerinden olan 15 haziran 1826 sabahı Yeniçeriler kazanlarını et meydanı’na çıkararak “istemezük” şeklindeki uğursuz naralarını atmaya gösteriler yapmaya başladılar. Sadrazam Benderli Selim Paşa, Ağa Hüseyin ve İzzet Paşalara boğaz’ın iki yakasından askerleriyle şehre inmeleri için emir verdi. Şeyhülislam Tahir Efendi, yanına kazaskerler, belli başlı ulemayı yüksek medrese öğrencilerinden 3.500’ünü alıp Sultanahmed Meydanında Sancak-ı Şerif altına geldi. Halka ateşli nutuklar söylemeye devletin ya bugün batacağını, ya çıkacağını anlatmaya başladı. Ulama’yı elde etmedikleri takdirde hiçbir ihtilalde başarı gösteremeyen Yeniçeriler, bu defa kesin şekilde başarısızlığa uğrayacaklardı.

 

Bütün İstanbullular Yeniçerilere diş biliyorlardı. Bu ocağın şehirde yapmadığı edepsizlik kalmamıştı. En iyi Yeniçeriler, esnaflık yapıp halkı soyuyorlardı. Osmanlı tarihine görülmemiş bir şey olarak, kadınlar bile sokağa dökülüp Yeniçerilere karşı gösterilere katıldı. Tophaneden ağır top bataryalar çıkarıldı; Yeniçeri kışlalarının bulunduğu Aksaraya ve et meydanına sevk edildi. Topçu Yüzbaşı Kara-cehennem İbrahim Ağa, kışlaları bombardıman etmeye başladı. Şimdiye kadar hiçbir Yeniçeri ayaklanmasında, âsilere top ateşi açılmamıştı. Darendeli İzzet Ağa ve Ağa Hüseyin Paşalar, arkalarında edinebildikleri silahlarla kendilerini takıp eden tahmini imkânsız sayıda bir halk kalabalığı ile kışla kapılarına dayandılar.

Kapılar yıkıldı. Karacehennem İbrahim Ağa, topuğundan vurulmasına rağmen aldırmayarak kışladan içeri girdi. O zamana kadar Yeniçerilerin müsaadesi olmaksızın kışlalarına girmekhiçbir faninin haddi değildi. Tophane imamı hacı Hafız Ahmed Efendi, askerin başında Yeniçerilere karşı ilerliyordu.

 

Akşama doğru artık yeryüzünde Yeniçeri diye bir şey kalmamıştı. 6.000 Yeniçeri öldürülmüştü. Ertesi günden başlayarak şuraya buraya sinen 20.000’den fazla Yeniçeri veya o iddiada bulunan kabadayı tevkif edilerek uzak yerlere sürüldü.Yeniçerilerin mensup oldukları Bektaşi dergâhları kapatıldı. Karşı koyanlar yok edildi. Yeniçeri ocağının ortadan kaldırılması Avrupa’da derin yankılar yaptı.  Gazeteler bu haberi manşette verdiler. İstanbul da ki elçiler II. Sultan Mahmud’a hükümdarları namına tebrikler sundular.Böylece 465 yıllık ocak tarihe karıştı.

bu bilgiler bize gösterir ki ikinci mahmut kendisini devrip yerine başka birisini tahta geçirmek yarattığı, islihatçı yönetimlere son vermek amaçlı yeniçeri kalkışmasını kendisine sadık kalan bazı askeri ocakların özellikle topçu ocağının ve o zamanın emniyet kuvvetleri demek olan bostancıların yardımlarıyla din adamlarını da yanına alarak açtığı Peygamberimizin emaneti olan onun sancağı olduğu için sancağı şerif denilen sancağı da acarak dua ve selalarla İstanbul halkını yeni çeri isyanına direnişe kendine katılmaya çağırarak bastırmaya muhakkak olmuştur. ülemanın tekbir ve dualarla sancağı şerif altına çağırdığı İstanbul Türk halkı, isyancı askere yani Yeniçerilere karşı direnişe ve savaşa girişmiş yanlarında yer alan zamanın emniyet kuvvetleri bostancılar ve topçular başta olmak üzere askeri ocaklarla birlikte yenşçerş ocağını ber taraf etmiş hatta ocağı lav ederek binlerce yeniçerinin katli yoluyla bu askeri ocağı ülkeyi askersiz bırakmak pahasına ülkenden kaldırmıştır. bütün bu değerlendirmelerden sonra 15 Temmuz kalkışmasına karşı gerçekleştirilen direnişin de aynı yeniçerilerin ayaklanmasına gösterilen direnişle benzerlikler olduğunu söylemek mümkündür düşüncesindeyim. çünkü 15 temmuz direnişin de de başta ki yöneticiye sadık kalan Askeri kesim ve emminet kuvvetleri kesimi direnişe katılan halkla birlikte hareket etmiş Fetö isyanı yaut kalkışması denilen bu isyanı birlikte bertaraf etmişlerdir. yine aynı vakka-i hayriye de halk direnişe din adamlarının camilerden verdiği selalar la çağırılmış ve bu çağıralara katılan halkın asker polisle birleştiği direnişin kendinden farkı olmayan vakka-i hayriye direnişinden farksızlığı düşünürsen Türk tarihinde ki askeri ayaklanmalara karşı ilk halk direnişi olmasıdır. çünkü bu ilk direnişi vakka-i hayriye ye katılan osmanlı dönemi Türk halkı gerçekleştirmiştir. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.