güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TRABZON VE HAVALİSİNDE YAŞAYANLAR ÖZ VE ÖZ TÜRKTÜR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

TRABZON'un bu canlılığı, İmparator VALERİUS zamanında (M.S. 253-260) GOTLAR'ın şehre saldırıp yağma ve tahrip etmelerine kadar devam etti. (M.S. 258) GOTLAR gece kaleye girerek pek çok askeri öldürdüler, şehir tapınağının hazinesini alıp götürdüler. Şehir bu olaydan sonra önemini kaybetti ve ancak İmparator DİOKLETİAN zamanında (284-305) zamanında biraz imar gördü.

İSTANBUL'un kurucusu olan ve bugünkü Katolik hıristiyanlığın temelini atan ilk Hıristiyan İmparator KONSTANTİN, yaptığı dinî taksimatta TRABZON'u PİSKOPOSLUK merkezi olarak belirledi.

ROMA'nın bölünmesinden sonra (M.S.450), BİZANS (DOĞU ROMA) İmparatorlarından JUSTİNİANUS, TRABZON surlarını SASANÎLER'e (İRAN) ve komşu halklardan ÇA'NİLER'e (LAZ) karşı tahkim etti.

TRABZON, İSLAMİYET'in ortaya çıkmasıyla yayılan Arap fetihlerinin dışında kaldı. Şehir liman olarak Müslüman tacirler için önemli idi. Getirilen mallar TRABZON'dan ANADOLU'ya gönderiliyor, ANADOLU'nun ürünleri, ve kumaş ta ARABİSTAN'a gidiyordu. Müslüman tüccarlar muhtemelen TRABZON'dan ERZURUM'a, oradan AZERBAYCAN'a ve nihayet MAVERA- ÜN NEHR'e kadar uzanıyorlardı.

Şehir, liman dolayısiyle askerî üs olarak ta kullanılıyordu. İmparator BASİBİOS 1021-22 senelerinde ANİ Krallığı ve VASPURAKAN Devleti'ne karşı yaptığı seferlerde buradan yararlandı.

TRABZON bir ara SELÇUKLULAR'ın eline geçti. (1080) Ancak daha sonra şehrin valisi THEODOS GABRAS tarafından geri alındı.

BİZANS genelde İmparator ailesinden kişileri DUKA (bey) olarak TRABZON'a gönderir, ancak bunlardan bazıları kendi başlarına buyruk hareket etmeye başlardı.

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ, adeta TRABZON'u tecrit etti. Hele 1194'den sonra SAMSUN limanının bir kısmı SELÇUKLULAR'ın eline geçince, TRABZON'un İSTANBUL ile irtibatı zorlaştı.

1204 HAÇLI SEFERİ sırasında, ORTODOKS Hıristiyanlar'ın merkezi İSTANBUL'un LÂTİNLER tarafından işgâli üzerine, BİZANS İmparatoru ANDRONİKOS KOMMENOS'un oğlu ALEKSİOS, TRABZON'a kaçtı ve GÜRCÜ Kraliçesi TAMARA'nın desteği ile kendisini "imparator" ilan etti!.. TRABZON RUM İMPARATORLUĞU işte böyle kurulmuş oldu. Kurulan, aslında bir imparatorluk falan değil, küçük bir devlet idi... Bazıları bunu yeni bir "PONTUS Dönemi" olarak görür.

Bu minik devlet, bir süre İZNİK'te kaçak yaşadıktan sonra tekrar İSTANBUL'u ele geçiren BİZANS imparatorlarına rağmen, varlığını sürdürdü. Ta ki, FATİH SULTAN MEHMET şehri fethedinceye kadar!.. (1204-1461)

TRABZON RUM Devleti, ALEKSİOS KOMMENOS zamanında (1204-1222) sınırlarını biraz genişlettiyse de, İZNİK'teki esas BİZANS İmparatoru DAVİD PALAİOLOGOS ile savaşmak zorunda kaldı, toprak kaybetti...Daha sonra ALEKSİOS, SİNOP'u SELÇUKLU Sultanı ALAADDİN KEYKAVUS'a karşı korumak

için sefere çıktıysa da, esir düştü. Kendini ve devletini kurtarmak için SİNOP'tan vazgeçti, vergi vermeyi, gerektiğinde asker göndermeyi kabul etti. (1214) Yani bir nevi SELÇUKLULAR'ın himayesine girmiş oldu!..

ALEKSİOS'un yerine geçen 1. ANDRONİKOS (122-1235) bir ara SİNOP'u yağmalamış, SELÇUKLU donanmasını yenmiş, hatta ordu kumandanı MELİK'i esir etmiş olmasına rağmen, sonucun kötü olacağını sezdiğinden tâbiyet anlaşmasını bozmaktan vazgeçmiştir. (1228)

ORTA ASYA'dan CENGİZ HAN istilası yüzünden kaçıp gelen CELALEDDİN HARZEMŞAH, SELÇUKLULAR'a yenilince (1230), 3.000 kadar HARZEMLİ, CANİK (SAMSUN) taraflarına kaçtıysa da, çoğu köylüler tarafından öldürüldü. (Abül Farac Tarihi, Ömer R. Doğrul. Ankara, 1950) Bilindiği gibi CELALEDDİN HARZEMŞAH'la birlikte gelen GUR TÜRKLERİ ve İRANLILAR; DOĞU ANADOLU'ya yerleşmiş, daha sonraları ZAZA diye anılmaya başlamıştır... Bundan hareketle, SAMSUN civarında farklılık gösteren grupların, sağ kalabilen bu GUR TÜRKLERİ'nin soyundan olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

SELÇUKLU Sultanı 2. GIYASEDDİN KEYHÜSREV, KÖSEDAĞ Savaşı'nda yenilince (1243), TRABZON RUM sözde İmparatoru 1. MANUEL (1238-1263), galip MOĞOLLAR'a tâbi olmakta gecikmedi. KARAKURUM'a kadar elçiler gönderdi, asker verdi.

CENGİZ İMPARATORLUĞU'nun İLHANLI kolunun merkezi TEBRİZ olunca, TRABZON ticaret ve ulaşım açısından önem kazandı. MARKO POLO da ÇİN'den dönerken TEBRİZ-TRABZON yolunu tercih etmişti. (1295) Ayrıca TRABZON'da CENEVİZ ve VENEDİK kolonileri bulunuyordu.

1320'den sonra İLHANLILAR'ın nüfuzu azaldıktan sonra TÜRKMENLER'in etkisi arttı. Dağlardaki müstahkem yerler bunların eline geçti. 2. MANUEL zamanında TÜRKMENLER'den BAYRAM BEY, TRABZON'a saldırdı ise de alamadı. (1332) TRABZON artık sadece bir "şehir devleti" idi, elinde 1-2 kaza, 5-10 köy kalmıştı. Zaten "imparatorluk ve imparator" ünvanları, baştan beri palavradan ibaretti!.

AKKOYUNLU TÜRKMENLERİ ise BASİLİOS (1332-1340) zamanında şehre akınlar düzenledi... İmparator EİRENE zamanında (1340-1341) AKKOYUNLULAR, kale etrafındaki mahalleleri ateşe verdi. Ölülerin ortada kalmasından dolayı bölgede veba salgını çıktı.

BAYBURT-ERZURUM havalisine yerleşmiş olan TÜRKMENLER'den bir grup, 1346 yılında ÜNYE ve

HAGİOS EVGENİOS'u aldı, TRABZON kalesine kadar akın yapıp geri döndü. (Abu Bakr-ı Tikranî'nin "Kitab-ı Diyarbakriyya"sı, tercüme eden Necati Lugal-Faruk Sümer, Ankara, 1962, cilt 1, sf.12; Karakoyunlular, Faruk Sümer, Ankara, 1967, cilt 1, sf. 26)... Bu sefer, TÜRKMENLER'den DUHARLU oymağının başı YUSUF BEY tarafından düzenlenmiş, TRABZON önündeki savaşta kendisi şehit, beraberindeki karısı ve kardeşleri ise esir düşmüştü.

Daha sonra AKKOYUNLU TUR ALİ BEY ve oğlu KUTLU BEY, DUHARLULAR'ın intikamını almış, hatta imparatorun kızı DESPİNA'yı esir etmişti!... Kız daha sonra fidye karşılığı iade edilmiştir.

Burada önemli olan husus, TÜRKMENLER'in sadece ERZURUM ve BAYBURT civarında değil; KARADENİZ bölgesinde de varlıklarını ortaya koymalarıdır. Hem de günümüzden 700 yıl önce!..

Yani KARADENİZ'de sadece LAZ ve GÜRCÜ boyları değil; TÜRKMEN boyları da vardır!.. Ve sadece kuzeybatıya değil, kuzeydoğuya da uzanmışlar, RİZE, ARTVİN, ARDAHAN bölgelerinde de varlık göstermişlerdir.

Söz de imparatorlardan biri olan 3. ALEKSİOS (1349-1390), küçücük devletini kurtarabilmek için, kızkardeşi DESPİNA MARİA'yı (kaçırılan kız) KUTLU BEY'e vermiş (1352), diğer kızkardeşi THEODORA'yı ORDU Beyi HACI EMİR'le, kızı EVDOKYA'yı da KELKİT vadisi beylerinden ve bölgenin Türkleşmesinde büyük emeği olan EMİR TACEDDİN'le evlendirmişti!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.