güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

Ticaret

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

t-Ticaret:

Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan,deri,kösele,kürk hayvani gıdalar satarlar,karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Asya hunları,Göktürkler,Uygurlar Çin ile Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ticaret anlaşmaları yapmışlardı.Türkler’e Çin’den pirinç,ipek,ipekli kumaş,arpa,Roma ve Bizans’tan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir,Türkler de Onların muhtaç oldukları ve Türkler’de mevcut,eksikliklerini tamamlardı. Margus andlaşmasının (434) bir maddesi Bizans-Hun ticari münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi. Çin-Hun sınır kasabalarında cerayan eden ticari faaliyetlere cin büyük ehemmiyet verirdi. 734 tarihli antlaşma ile Ling-çu’daki So-fang şehrinin ortak Pazar yeri olmasına karar verilmişti. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir.

Fakat türkler’le komşuları arasında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtalarıda vardı ki,bunların başında,çin’den başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur ipek-yolu kervancılığı geliyordu. Daha I. Gök-Türk devleti kurulduğu zaman istemi- Anuşirvan ittifakı sonucunda ;Ak-hun-Eftalit devletinin yıkılmasına ve sonra da İran’a karşı Türk-Bizans andlaşması gibi milletler arası çapta siyasi münasabetlere sebep olan (yk.bk.) bu yolun geçit yeri olan iç-Asya bölgesi, ta hunlar’dan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle türk ve çin siyasetinin hakim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı. Türkler hiçbir zaman bütün çin’i istila gayesini gütmemişler,Çinliler de devlet sınırlarını türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötüken’e kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. Türkler karşısında Çin,ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş, Türkler’de Çin’e sık sık yaptıkları baskı ile ile onu zayıf durumda tutup iç-Asya’da türk hükmünü yürütmek istemişlerdir.Hunlar ve I.Gök-Türkler zamanında gerçekleşen bu maksat 9.asrın 2.yarısında Doğu Türkistan’da uygurlar’ın, Batı Türkistan’da Türgişler’in ve bilhassa Karluklar’ın kurdukları siyasi teşekküllerle tekrarlanmış nihayet 751 Talaş savaşını Karluklar’ın desteği ile islamlar’m kazanması Çin’in Batı Asya ile ilgisini kesmiştir,ki buda yukarıda açıkladığımız iç ve batı Asya’da,Uygur,Karluk,Oğuz Türk çeşitli ülkelerin mamurluğunu meydana getirmiştir. Bilindiği gibi Rozar Türk devleti de,Çin,Orta Asya,yakın-doğru ile Doğu ve Orta Avrupa ve ikandinavya arasındaki kıt’alar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile temelleri ticari siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta rolü oynamıştır.

Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çin’e ve Amur nehrine ulaşan yolda canlı bir ticari faaliyete sahipti. İpek-yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola “kürk-yolu” denilmektedir. Buranın asıl ticaret metai: sincap,sansar,tilki,samur,kunduz,vaşak vb.kürtleri idi. Başlıca tüccarlar da ogurlar (Batı Türkleri) ile onlandan bir kol halinde gelişen Bulgar Türkler’i idi.Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlar’a giden Tuna Bulgarları bir defa Avrupa-Bizans yolunun hakimleri olarak iktisaden yükselmişler,Balkanlar ve Doğu Avrupa’da o devrin zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav,Pliska şehirleri)

g-Ziraat:

UygurTürkleri aynı zamanda iyi çiftçi idiler. Kendilerini Doğu Türkleri’nden (Hunlar,Gök-Türkler,Uygurlar,Oğuzlar) ayıran başlıca vasıf ta,tacirlikleri yanında bu yaygın ziraat kültürüne bağlı oluşlarıdır (bk.yk.tarih) Bununla beraber dogu Türkleri’nin elverişli bölgelerde ziraatlede meşkul oldukları görülüyor. Çölden ayrı mütaa edilmesi gereken bozkırlar sahasının çoğunluğunu otlaklar teşkil etmekte ise de, ziraate müsait yerleri de vardı Mesela Çin kaynaklarına göre Hunlar buğday,darı ekip biçiyorlardı. Bir Çin yıllığı, şiddetli soğuk yüzünden bir sene Hun topraklarının ekin vermediğini yazar. Yine aynı kaynaklar bir Hun buğday cinsi ile,bir Hun fasulyasından bahs ederler.Altay ve Sayan dağlarında hububat ziraatinin en az 3 bin yıldan beri yapıldığı, arkeolojik kazılara dayanılarak ileri sürülmüştür.Gök-Türkler’de her ailenin ekip biçteği,suladığı arazisi vardı. Kapagan Kagan’ın Çin ile yaptığı 698 tarihli andlaşmasının bir maddesi Çin’in Gök-Türkler’e 3 bir ziraat aleti ile 100 bin hu (12500 ton) tohumluk darı teslim etmesi hükmünü taşıyordu. Bu tarihi bilgiyi arkeolojik kazılar desteklemektedir. Hunlar zamanında Altay bölgesinde açılmış suluma kanallarına tesadüf edilmiştir.(Başkaus’da Çulışman Irmağı yakınlarında) Tötö ırmağından açılan kanal ve bu bölgeye yakın Ak-tura kanalı Altaylar’daki tarımın işaretleridir. Selenga- Baykal gölü arasındaki, İvolgi ve İlmova adlı yerlerde çeşitli saban demirleri (Çin’den İthal) orak lar,değirmen taşları bulunmuş,ayrıca hububat muhafaza etmeğe yarar çukurlar görülmüştür. Selenga bölgesinde Gök-Türkler’e ait kurganlarda, kürek ve pulluklara rastlanmıştır. Bu çağda da bir çok muntazam sulama kanalları açılmıştır. Gök-Türkler zamanında da kullanıldığı anlaşılan Tötö kanalının boyu 10 kilometreye yakındı o kadar yüksek teknik bilgiye dayanmakta idi ki,Ruslar 1935 de bu kanalı aynen kullanmağa karar vermişlerdi. Bazı Karluk ve Oğuz iskan yerleri de aynı şekilde sulanmakta idi.

Bozkır devletinin ekonomisi,mağlup ve tabi memleketlerden alman yıllık vergiler ve hediyelerden başka,halktan tahsil edilen vergilerle destekleniyordu.Asya Hun imparatorluğunda hususi memurlar vergi toplarlardı. Bu memurları kovmak cüretini gösteren Moğol O-huan’lara karşı sol T’o-ki “kıralı” savaş açmıştı. Göktürkler ve Oğuzlar maliye ve tahsil memurlarına amga (veya ımga) diyorlar.devlet hâzinesine “dağlık” adını veriyorlardı. Tahsili her halde aynı olarak yapılıyordu pazarlarda İslav kavimleri ev veya saban başına bir kılıç veya bir samur derisi (para nadir veriliyor) Bulgarlar da ev başına bir samur kürk vergi veriyorlardı.kumanlar’ın büyük gelir kaynaklarından biride volga havzası-Kırım (Suğdak limanı-Karadeniz-Trabzon arasındaki işlek ticaret yolundan sağladıkları vergi ve gümrüm resimleri idi. Ayrıca tabiatıyla geniş Altaylar bölgesinde demir Hunlar’ın ve Göktürkler’in Maroş havzasında tuzlalar Bulgarlar’ın Kafkaslar’da altın ve gümüş madenleri Hazarlar’ın kontrolü altında idi. Asya Hunlan’na ait para çıkmamıştır. Bazı Türk kurganlarında çin paraları ele geçmiştir. Türk parası Gök-Türkler (Türgişler) çağında başlıyor görünmektedir. Bazısında Türk geleneği uyarınca damgalarda taşıyan bu paralardan bir kısmı Sogd harfleri ile Türkçe,bir kısmı Soğdca yazılıdır.

-Edebi Kültür ve Sanat a-Destanlar ve Efsaneler

Türk bozkır hayatının-sonsuz mücadelelerle dolu hatıralarını taşıyan bu çok zengin edebiyat nev’inde kurt’tan türeme,gökten inen ışıktan olma “Bozkurt”Kutlu dağ vb. efsaneleri,Türk halkının ıztırap ve iştiyaklarını dile getiren motifler olarak görülür.Türkler’in batı kolunda geyik de fevkalede kudretle donatılmış olarak rehberlik vazifesi yapar (“sihirli geyik”)Kurt,türk evsanelerinde merkezi bir rol oynamaktadır.Gök-Türk hükümdar sülalesi olan aşina ailesinin atası bir dişi kurt idi (Çin kaynaklarındaki rehavetler) 6.7.Yüzyıllarda türk halk çevresinde kurt-ata inancı çok yaygındı .Taşlar üzerine bunu tasvir eden kabartmalar yapıyor (bugünkü moğolistan’da Bugut mevkinde,578-580 lerden kalma,kitabeli mezar taşı) ve Gök-Türk hakanları atalarının hatırasına hürmeten otağlarının altın kurt başlı tuğ- dikiyoıiardı.Böylece kurt başlığı sancak hakanlık alemet olmuştur.ancak bu telakki çok eski bir türk geleneğinin devamı idi.Kurttan türeme inancı asya hunların’da hatta o tarihlerde batı türkistan’da oturan Vu-Sun’larda da yaşıyordu.Aynı efsane tabğaçlar’da da vardı.Tabğaç ülkesinde”Kurt dağları”,”Kurt nehirleri” ve kurt dağının bir tanrısına ait tapınak bulunuyordu.Uygurlar’ın diğer bir menşe efsanesi,bunlarıda kurt’a bağlıyordu.Türkler’le kurt’un efsanevi ilgisi İslam ve Süryani kaynaklarında da aksiler bulmuştu (Gardizi,Mucmal al-Tavarrihva’l-kısas,Süryani Mihael) Kurt’un Türkçe’de asıl adı böridir ve bu manası ile kelime orhun kitabelerinde.Uygurca vesikalarda,DLT’de ve Oğuz kağan destanında geçer.Çin kaynaklarında fu-li şekli ile yer adı şahız adı,kavim soy adı vb., olarak çok zikredilir.Ünlü tabgaç hükümdarı Tai-wu(424-452)’nun lakabı Fo-li (=böri) idi. Gök-Türk hakanlığının merkez ordusu mensuplarınada böri deniyordu.Türkler arasında kurta verilen büyük ehemniyet asrımızın başlarına kadar devam etmiştir etnoloji ilmine göre kurt motivi türkler için tipiktir,yani başka kavimlerde görünmeyen bir etnoğrafik belirtidir.Eski çin kaynaklarında bile türk asıldan olmayan bazı kavimler kurt’tan türeyenlerden değildir şeklinde ayrıt edilmiştir.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.