güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TEMELİ OSMANLI DÖNEMİNE DAYANAN BUGÜN YÖNETSEL DEĞİŞİKLİĞE UĞRATILAN VEYA KALDIRILAN ASKERİ OKULLARIMIZI TANIYALIM

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Hava Harp Okulu

Hava Harp Okulu, Türk Hava Kuvvetleri'ne pilot adayı subay yetiştiren, akademik eğitim ve öğretim veren askeri üniversite.

Tarihçe

Batıdaki askeri havacılık alanındaki gelişmelere paralel olarak Osmanlı İmparatorluğu'nda, 1912 yılında, Hava Harp Okulu'nun bugünkü bulunduğu bölgede, Tayyare Mektebi adıyla ilk havacılık eğitim kurumu açılmıştır.

Uzun bir süre, bir dizi aşamalar geçiren ve yer değiştiren okulda çoğunluklaKara Harp Okulu mezunu subaylar uçucu olmak üzere eğitilmişler ve daha sonra bu subaylar, Türk Hava Kuvvetleri'nin çekirdeğini oluşturmuşlardır.

Uçuş eğitimi

Gerekli şartları sağlayarak Hava Harp Okuluna girmek için başvuruda bulunan aday öğrenciler ; spor, sağlık, psikomotor ve mülakat aşamalarını başarı ile tamamladıktan sonra Öğrenci Seçme Uçuşuna tabi tutulurlar.

ÖSU, pervaneli uçaklar (T-41D) ile yapılmaktadır. ÖSU' nu başarı ile tamamlayan öğrenciler bir aylık İntibak Eğitimi' ne katılırlar. Bu aşamayı da başarı ile tamamlayan aday öğrenciler, yemin ederek Hava Harp Okulu öğrencisi olurlar. Hava Harp Okulu' ndaki dört yıllık öğrenimleri süresince öğrenciler, sınıflarına göre şu uçuş aktivitelerinde bulunurlar: Seçim Aşamalarında 7 sorti (7 saat)

•             3. Sınıf 3 sorti (5 saat)

•             4. Sınıf 4 sorti (6 saat)

Ayrıca 2. sınıf kampında ve yaz tatilinde Türk Hava Kurumu'nun Yalova'da düzenlediği planör eğitimini alırlar.

Uçus eğitiminin amacı; Hava Harp Okulu öğrencisini pilotaj eğitimine hazırlamak, uçuş disiplini, uçuş emniyeti ve brifing usullerini öğretmek, çeklist, uçuş el kitabı ve teçhizat kullanma alışkanlığı kazandırmak, zamana riayet, uçuculuk örf ve adetlerini aşılamak, temel havacılık bilgilerini uygulama ortamında öğretmektir.

Bu okullar yayınlanan kanun hükmündeki kararnameden anlayabildiğimiz kadarıyla bağlı oldukları genelkurmay başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları bünyesinden o yönetimden çıkarılıp milli savunma bakanlığı bünyesine bağlanacaklardır.

2- Kesin Olarak Ortadan Kaldırılacak Askeri Okullarımızın Tarihçesi

Harp Akademileri

Harp Akademileri Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı lisansüstü (yüksek lisans ve doktora) düzeyde eğitim ve öğretim veren, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne subay yetiştiren bir askeri akademidir.

1848 yılında kurulmuş olan Harp Akademileri ilk mezunlarını 1849 yılında verdi. Eğitim ve öğretim faaliyetlerine 1975-2016 yılları arasında Yeni Levent'teki yerleşkesinde devam etti.

2016 Türkiye askerî darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL kapsamındaki Kanun Hükmündeki Kararname ile 31 Temmuz 2016 tarihinde diğer askeri liseler ve harp okullarıyla birlikte kapatıldı.

Kuleli Askerî Lisesi

Kuleli Askerî Lisesi, İstanbul Boğazı kıyısında yer alan askeri okul. Okulun amacı Türk Silahlı Kuvvetlerine subay ve Kara Harp Okuluna kaynak teşkil edecek öğrenci yetiştirmektir. Okula girebilmek için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin belirlemiş olduğu kriterlere uygun olmak gereklidir.

Yerleşim merkezi

II. Mehmed İstanbul’u aldığı zaman Kuleli’nin şimdi bulunduğu yerde bir koru, içerisinde de bir manastır ile bir kule bulunuyordu. 1512-1520 yılları arasındaYavuz Sultan Selim devrinde manastır yeniçerilere kışla olarak verilmiştir. Bu kışla mevkii, Bostancıbaşı Odaları diye anılırken zamanla güzel ve süslü bir bahçe haline gelişinden olacak ki Kuleli Bahçesi diye tanınmıştır. I. Süleymanpadişah olunca bahçede yüksek bir kulesi bulunan dokuz katlı ve her katı fıskiyeli havuzlarla süslenen büyük bir kasır yaptırmıştır. III. Ahmed devrinde kule bahçesi ve etrafı has olarak kendisine verilmiştir. Bu dönemde Bizansdevrinden kalan kule yıktırılmıştır. 1744 yılında Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın damadı Kaymak Mustafa Paşa tarafından sahilde bir mescit yaptırılmıştır.

Askeri Reform ve Kışla Dönemi

II. Mahmut (1808-1839) döneminde, Bostancıbaşı Odaları mevkiinde, yani okulun şimdi bulunduğu yerdeki bu kışla, Kuleli Askeri Lisesi’nin ilk yapısı olmuştur. Abdülmecit devrinde (1839-1861) kışla yanınca yerine, yarı kagir olarak yenisi inşa edilmiştir(1843). İki tarafına da kuleler yapıldığı için kışlaya bu tarihten itibaren Kuleli Kışla denilmeye başlanmıştır. 1847’de su yolları tamamlanarak kışlanın su işi de halledilmiştir.

Kafkasyalı Hüseyin Paşa tarafından tertiplenen ve Sultan Abdülmecit’i tahttan indirmek hedefini güden hareketin meydana çıkarılması üzerine, suçluların yargılanması Serasker Rıza Paşa tarafından Kuleli Kışlası’nda yapılmıştır. (Kuleli Vak’ası - 1859)

Kırım Savaşı'na iştirak etmek üzere İstanbul'a gelen Fransız ve İngiliz askerlerinin bir kısmı, Fransa’nın İstanbul Maslahatgüzarının isteğine uyularak bu kışlaya yerleştirilmiştir(1854). Burası, müttefik askerlerinin kışla ve hastanesi haline getirilmiştir. Harpte yaralanan ve tedavileri sırasında ölen müttefik askerleri kışlanın kuzeyindeki mezarlığa gömüldüğü için yakın zamana kadar bu mezarlığa İngiliz Mezarlığı deniliyordu.

Kışla, 1856’da İngilizler tarafından boşaltılırken, çıkarılan kasıtlı bir yangınla tamamen harap olmuştur. Abdülaziz devrinde (1861-1876) kışla, ana duvarları kagir, iç bölmeleri, tavan ve tabanları ahşap olarak iki kat halinde, Osmanlı’nın Ermeni saray mimarlarından Garabed Amira Balyan tarafından inşa edilmiş; böylece bugünkü kışla ortaya çıkmıştır(1871).

Kuleli Askeri Lisesi, “Mekteb-i Fünun-ı İdadiye” adı altında 21 Eylül 1845’te bugün İstanbul Teknik Üniversitesi olarak kullanılan Maçka Kışlası’nda kurulmuştur. Bu kışlanın tamiri nedeniyle ilk eğitim öğretim yılını, Mızıka-i Hümayün ve Baltacılar dairesi olarak kullanılan Çinili Köşk’te tamamlamıştır. Maçka Kışlası’nın tamiratının tamamlanması üzerine buraya taşınan Mekteb-i Fünun-ı İdadiye, Sultan Abdülmecit’in de bulunduğu bir törenle 10 Ekim 1846’da ikinci eğitim-öğretim yılına başlamıştır. 1868’de mevcut askeri idadilerin(liselerin) birleştirilmesi kararı alınmıştır. Bu tarihte, Kuleli de dahil olmak üzere, dört askeri idadi “Umum Mekteb-i İdadi Şahane” adı altında birleştirilerek Galatasaray Kışlası’na nakledilmiştir.

İdadilerin birleştirilmesinden istenen sonuç elde edilemeyince, 1872’de okulların ayrı ayrı öğretime devam etmeleri kararlaştırılmıştır. Bunun üzerine, Mekteb-i Fünun-ı İdadiye ve Deniz İdadisi, Kuleli Kışlası’na taşınmıştır. Bu tarihten sonra okul “Kuleli İdadisi” adıyla anılmaya başlamıştır.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı dolayısıyla Kuleli’nin hastahaneye çevrilmesi kararlaştırılınca okul, Pangaltı’daki harp okulu binasına taşınmıştır. Savaşın sona ermesiyle birlikte Askeri Tıbbiye İdadisi ile birlikte yeniden Çengelköy’deki binasına dönmüştür(1879). Mevcudun artması üzerine okul haricindeki sırt üzerindeki okul hastahanesi tahliye edilip burası tıbbiyeye tahsis edilmiştir. Hastane ise Beylerbeyi’ne taşınmıştır. Askeri Tıbbiye İdadisi, daha sonra Haydarpaşa'ya nakledilmiştir(1910).

1912-1913 Balkan Harbi sırasında Kuleli Kışlası tekrar hastane olmuştur. Öğrencilerin bir kısmı Kandilli Kız Lisesi’nin bulunduğu Adile Sultan Sarayı’na bir kısmı da Beylerbeyi Sarayı'nın yanındaki binalara gönderilmiştir. 1913 yılı sonunda, okul tekrar eski binasına taşınmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.