güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TEK ADAM YÖNETİMLERİNİN TARİH AKIŞI İÇERİSİNDE SERGİLENEN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Değerli Okurlarım,

Önceki yazımda da belirttiğim gibi biz Türkler tek adam yönetiminde yaşamaya yabancı bir millet değilizdir. Hatta diyebilirim ki millet olarak tarih içindeki yaşamımızın binlerce yıllık süresinin Cumhuriyet dönemi dışındaki bütün süresini tek adam yönetimiyle yaşamışızdır. Bazı yer yer yerel demokrasi yönetimi diyebileceğimiz geçici yönetimler dışında 1920 den bugüne gelene kadar geçen 98 yıllık sürenin dışında mutlaka tek bir adamın yönetiminde veyahut ona bağlı olarak teşkilatlanmış yönetimlerle idare olmuşuzdur.

Bu yüzdendir ki tek adam yönetimlerinin karakteristik özelliklerini bizden iyi tanıyacak başka milletler, başka toplumlar olabileceğini düşünememekteyim. Milletimizin yaşadığı tek adam yönetiminde ki dönemlerin yöneticilerinin yani en baştaki tek adamların karakteristik özelliklerine baktığımızda hemen görürüz ki bu tek adamların hemen hemen pek çoğu başlangıçta

Yavuz Sultan Selim in dediği gibi milletin hakimi olmaktan ziyade milletine hizmet eden adam olmak görüntüsünü sergilemişlerdir. Yine bunların bir kısmı milletine hizmet eden adam özelliğini hayatlarının sonuna kadar sürdürürken pek çoğu birden karakter değişikliğine uğrayıp milletine hakim olmaya tabiri caizse her dediğini yaptıran astığı astık, kestiği kestik diktatörler hüviyetine bürünmüşler, adeta diktatör olmuşlardır.

Önce milletine hizmet eden yöneticiler iken diktatörleşen tek adamların en tipik özelliklerinden birisi kendilerini iktidara getiren  kişi veya kitleleri düşman ilan edip etkisiz hale getirmek veya yok etmek çalışmalarına girişip onları imha etmeleridir. Nitekim büyük Türk Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz Han kendisinin tutunup kuvvetlenmesine en büyük yardımcı olan Keraitlerin başkanı yahut yöneticisi olan Camoka Han a karşı gerçekleştirdiği icraatlerle bunu sergileyen ilk Türk toplumu tek adamı olmuştur.

Bu icraatlerinden sonra kısa zamanda diktatörleşen Cengiz Han kendi toplumu için değil Asya'daki bütün toplumlar için kan dökücü vahşet sergileyen kıyıcı bir tek adam olmuştur. Yine aynı şekilde Cengiz Han dan asırlar sonra ortaya çıkan Timurlink de aynı özelliği sergilemiş, kendisinin tutunmasını, yücelmesini sağlayan kayınbiraderi ve arkadaşı Kazgan ailesinin yöneticisine aynı davranışı sergilemiştir. Oda bu davranışından sonra Cengiz Han ın yolunu izlemiş, toplumu için tek adam olurken vahşet ve zalimliklerini bütün Asya toplumlarına göstermeyi ihmal etmemiştir.

Türk tarihinde buna benzer örnekler şüphesiz pek çoktur. Mesela Osmanlı imparatorluğu döneminde kendisini sarayı basıp 3. Selim i şehit edenlerin isyancı yeniçerilerin elinden kurtarıp Osmanlı padişahı olarak tahta oturtan Alemdar Mustafa Paşa'yı daha sonraki bir isyanda imha etmesine terk eden 2 Mahmud da sergilemiştir. Toplumların da tek adam durumuna gelen, tek adam yöneticisi olan kişilerin sergilediği tipik bir davranış daha vardır. Oda kendilerini çeşitli yollarla icraatları açısından sınırlayan, frenleyen kişi veya kitleleri de hedef alıp yok etmeleridir.

Nitekim bunun tipik örneklerini Osmanlı imparatorluğunun yükselme devrinin başlatıcısı Fatih Sultan Mehmet in icraatlarında görmek mümkündür. Nitekim babası 2. Murat zamanından kalma köklü Çandarlı ailesine mensup sadrazam Kara Halil Paşa'yı kendi istekleri doğrultusunda gerçekleştireceği fetihleri vesair girişimleri engellediği için kendi itibarının yanında onun da itibarının, prestijinin büyük olmasının kendi icraatlarını sınırlaması nedeniyle Halil Paşa'yı idam ettirdiğini görmekteyiz. Toplumumuzun gördüğü tek adam yönetimi yöneticilerinin kendilerini frenleyebilecek etrafındaki adamlarına düşman olup ortadan kaldırmasına örnek bir icraatı 3. Murat'ın Sokullu'yu bir suikast neticesinde ortadan kaldırmasında da görmemiz pekala mümkündür.

Tarihte buna benzer bir örnekte yukarıda daha öncede belirttiğim gibi 2. Mahmud'un Alemdar Mustafa Paşa'nın çıkan yeniçeri isyanıyle öldürülmesine seyirci kalmasında da görmek mümkündür. Bütün bu örnekler gösterir ki tek adam olarak toplumu bir başka tabirle toplumları yönrten tek adamlar devletin başına geçip hakim olabilmek için yahut devleti istedikleri gibi yönetebilmek için mutlaka kendilerini iş başına getirmede yardımcı olan kişileri veya yönetimleri esnasında kendilerini icraat ve davranış açısından sınırlayabilecek kişi veya kitleleri mutlaka etkisiz hale getirmeyi, imha etmeyi prensip edinmişlerdir. Hemen şunu da mutlaka belirtmek isterim ki tek adamların bu özellikleri onları mutlaka diktatörleştiren devlet de benim dedirten bir diktatörleşme yolunu mutlaka seçmektedirler.

Şunu da vurgulamak isterim ki yaşanmış eski dönemlerde de olsa günümüzde de olsa bulundukları toplumda hangi yolla olursa olsun yönetimi kayıtsız şartsız ele geçirip tek adam durumuna gelenler mutlaka kendilerinin iş başına gelmesine sebep veya yardımcı olan kişileri ve aynı zamanda iş başında bulunduğu sürede kendi icraatlarına sınırlama, engelleme getirebilecek şartlar koyabilecek güç ve özellikteki kişileri mutlaka imha etmeye, ortadan kaldırmaya yönelmişlerdir. Dün olduğu gibi bugünün tek adamları da aynı davranışları gösterip, aynı icraatları mutlaka gerçekleştireceklerdir. Bu yüzdendir ki gerek İslam toplumlarında gerek Türk toplumunda da iktidara gelecek veya gelmiş olan tek adamlar da aynı davranışları kendilerini iktidar yapan kişilere ve yardımı olan kişilere gösterecekleri gibi kendilerini icraat açısından sınırlamaya çalışacaklara denetlemeye ve yönlendirmeye çalışacaklara da mutlaka göstereceklerdir.

Bu genel görüşe ve teamüle ilaveten şahsi görüşüm olarak şunu da vurgulamak isterim ki diktatörleşen tek adamların yükselmesinde kendilerini imha etmek pahasına omuzlarına çıktığı sırtlarında yükseldiği adamların kan ve göz yaşları önemli etkendir. Onlar yok oldukça diktatörler yükselebilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.