güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

TARİH BOYUNCA RUSYAYA ÇATAN BÜTÜN İHTİRAS SAHİPLERİNİN SONU GELMİŞTİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli okurlarım, Tarih boyunca insanlar gibi devletlerde karakterleriyle az çok tanınır ve bilinirler. Bazı devletler savaşçılığıyla, bazı devletler kinciliğiyle, bazı devletler iç siyasetlerindeki tutarlılığıyla, bazı devletler uluslar arası siyasetlerindeki ustalıklarıyla, bazı devletler kendisine yapılan saldırılar karşısında gerçekleştirdiği başarılı müdafaalarla, bazı devletler düşmanlarını yıkmakla, bazı devletler dostlarını yıkımdan kurtarmakla tanınırlar. Mesela İngilizler uluslar arası siyasetteki ustalıklarıyla özellikle uyguladıkları böl parçala yönet taktiği ile tanınırlar derler. Ne derece doğrudurlar bilemem. Yine Çinliler yerleşik yaşamda inatlarıyla biz Türkler atlı konar göçer yaşantımızla tanınıp bilinen milletler olarak buna uygun devletler oluşturan kitleler olarak biliniriz. Bir devletimiz yıkıldığı zaman devletsiz duramaz yeniden devlet mutlaka kurarız. Ama bir başka milletçe huyumuz daha vardır. Yenildiğimizde bağımsızlığımızı kaybedip bağımlılığa düştüğümüzde bunu değiştiremeyeceksek mutlaka kitlesel göçler yaratırız. Bağımsızlığımızı kaybettiğimiz yeri terk eder yeni bağımsız olacağımız sahalara akarız. Ama orada da bağımsızlığımızı koruyamazsak başka yeni sahalara akarız. Bu tarih boyunca hep böyle olmuş nitekim b oluş neticesinde ulusça dünyanın farklı bölgelerinde devletimizi farklı adlarla kurarak yaşamaya sürdürmüşüzdür. Bu yüzden olsa gerektir ki Afrika da devletimiz olabildiği gibi Asya dada Avrupa dada devletimiz olabilmiştir. Biz kurmada usta olduğumuz kadar yaşatmada aynı başarıyı hele aynı yerde yaşatmada aynı başarıyı nedense bir türlü gerçekleştirememişizdir. Bizde bu özellikler mevcutken komşumuz olan Slav milletinin kurduğu Rusya denilen devlette bizden çok farklı özellikler görülmektedir. Ruslar farklı devletler kurmak yerine kurdukları devleti ebediyen yaşatmayı aynı toprak parçasını vatan kabul edip oradan ayrılmadan vatanlarını asırlarca orada sabit kılmayı tercih etmişlerdir. Nasıl biz orta Asya dayken aynı şekilde Çinliler davranıp Çin den hiç ayrılmadan binlerce yıldır çinde devlet sahibi olarak yaşamayı sürdürüyorlarsa Ruslar da Moskova merkezli olarak sabitledikleri Rusya adını verdikleri vatanlarında en az Çinlilerin yarısı süredir devlet sahibi olarak yaşamayı sürdürmektedirler. Nasıl Çin tarih boyunca bir sürü saldırıya uğrayıp hatta işgal edilmesine rağmen vatanlarını terk etmeyip ilk fırsatta istilacıları teshirsiz hale getirip devletlerini devam ettiriyorlarsa Ruslarda he aynı şeyi gerçekleştirmeyi başarmışlardır. İlk çağlarda Rusya dan fırtına gibi İskitler, Hunlar, Bulgarlar, Macarlar, Kumanlar, Peçenekler, Oğuzlar gelip geçmişler hatta yer yer istila edip devlet kurup yaşamışlardır. Ama sahanın Rusların atası olan Slav halkını hiçbir zaman yurtları olan Rusya topraklarından tamamen koparıp atamamışlar. Slavlar varlıklarını orada korumayı devam ettirmişlerdir. Avarlar hele hele Cengiz ve kalıntısı Moğollar Rusya topraklarından fırtınalar gibi gezip tozmuş Rus halkını hallaç pamuğu gibi atmışlarsa da yine de yerlerinden koparamamışlardır. Yerlerinde altın ordu devletini onun parçaları olan Kazan, Astragan, Kırım, Kasım hanlıkları gibi hanlıkları devlet olarak Rus topraklarında bırakmışlarsa da zamanla toplanan Rus halkı bir bir bu devletleri temizleyip tekrar bölgede varlığını ortaya koymuş topraklarına hakim büyük bir devlet olmayı başarmıştır. Sözün kısası Pers İmparatorluğundan başlayıp ondan önceki ve sonraki bölgede görülen bütün etkin Türk veya orta Asyalı bütün Akıncı büyük ordu küvetlerine onların saldırılarına muhatap olup hatta onların çiğnemesi ve işgaline uğrayan Rusya ve Rus halkı tüm bu grupları eritip yok etmeyi sel giderde kum kalır misali yerlerinde kalmayı başarmışlardır. Aynı Rus halkı ve Rusya orta çağ ve yeni çağ boyunca da aynı kararlılığı aynı başarılı tutumu kendisine saldıran bütün muhteris hırslı ordu komutanlarına devlet yöneticilerine İmparator ve Sultanlara karşıda Hanlara karşıda gösterebilmiştir. Nitekim doğu Avrupa’ya ve doğu Türk dünyasına açılmak fetihlerde bulunmak arzusunu gösteren Osmanlı yöneticilerini bu amaçla gönderilen Osmanlı ordularını durdurmayı başarmış Kafkasya’dan öte Kırım hanlığı topraklarından öte Boğdan ve Eflak topraklarından öte büyük fetihler gerçekleştirmekten alıkoymayı başarabilmiştir. Kırım hanı devlet Girayın yaptığı belki de yeryüzünde Moskova’yı alabilmeyi başarabilen tek şahsiyet diyebileceğimiz devlet Girayı geri çevirmeyi hatta daha sonra gözden düşüp tahtan düşmesini başaran Rusya ve Rus halkı olmuştur. Kendisine taht alan devlet Giray denilen şan ve şöhrete kavuşup büyük Han olma yıkılan altın ordu devletini yeninden kurma hayallerine düşen devlet Girayı tahtından düşüren gözden düşmesini sağlayan hiç şüphesiz onu Rusya ile mücadeleye girişmesini Rusya ya çatması olmuştur. Osmanlı Padişahlarının bütün dış siyaset icraatlarına bakın. Hangisi Rusya ile ters düşen icraatlar yaptıysa sonuçta hem devleti hem kendisi zarar görmek durumuyla karşılaşmıştır. Ya toprak kaybetmiş yahut ta Ruslara imtiyazlar vermek durumunda kalmıştır. Bu sadece bize has bir durum değildir. Avrupalı bazı yöneticiler açısından da bu geçerlidir. Nitekim Fransa İmparatoru büyük Napolyon ve ondan sonra iş başına geçen üçüncü Napolyon hep Ruslarla ters düşmek nedeniyle geçmişteki başarılı hayatlarına rağmen hezimete düşmüş başarı beklerken başarısızlığa itibarsızlığa hatta esaret ve ölüme düşmüşlerdir. Özellikle büyük Napolyon’un sonunu getiren onun Rusya ya karşı harekete geçip ona çatıp onunla savaşa girişmesi olmuştur. Yine Alman İmparatoru Vilhelmin Hitlerin sonunu getiren girişimleri de Rusya ya karşı harekete geçip ona çatmaları onunla mücadeleye yönelik onun karşısında yaşadıkları yenilgiler neden olmuştur. Bu arada hatırlatmak isterim ki özellikle Osmanlı İmparatorluğunun son dönem yönetimini elinde bulunduran ittihat terakki fırkası ve onun başındaki Enver paşa, Talat paşa, Cemal paşa üçlüsünden olan Osmanlı Tiriumumvirası’nın getiren oluşumda bence onların sevk ettiği Osmanlı donanması ve ordularının Rusya ya çatması ona karşı harekata girişmesi nedeniyle ortaya çıkmıştır. Tarihi bilgilerimizi gözden geçirdiğimizde görürüz ki çökmüş vaziyette görünen Osmanlı imparatorluğunun eski dönemi görünüşüne kavuşturmak Türk İslam dünyasını Osmanlı devleti bayrağı altında birleştirmek gibi büyük hayali idealler içinde bulunan ittihat terakki yöneticilerinin özellikle Enver paşanın bu fikirlerini gerçekleştirmek için kendine en büyük dayanak kabul edip arka gördüğü Wilhelm Almanya sına Avusturya Macaristan İmparatorluna dayanarak onların yanında savaşa girmek amacıyla onların bize bizi savaşa sokmak maksadıyla gönderdikleri Göben ve Bireslav isimli zırhlıların yanına kattığı Osmanlı donanmasına Karadeniz deki Rus limanlarını bombardıman ettirmesi hem kendilerinin hem de Osmanlı devletinin sonunu getirecek olayları başlatmıştır. Korkarım ki bugünkü dünyamızda hatta ülkemizde yaşayan Enver benzeri bazı yöneticilerde ABD ve AB ülkelerine dayanarak kendi kafalarındaki bazı hayalleri gerçekleştirmek icraatlarının başlatılması amacıyla Rusya karşısında Enver’in icraatı benzeri icraatları gerçekleştirmeye yönelmektedirler. Aynı onun yaptığı gibi nasıl Enver arkasındaki Alman Avusturya müttefik kuvvetlerine güvenerek Rusya ve onun yanındaki müttefiklere kafa tuttuysa öyle görmekteyim ki bugün bazı yöneticilerimizde ABD ve AB ittifakına dayanarak Rusya karşısında Rusya ve Müttefikleri Çin İran gibi kitle karşısında aynı yolu izlemek istemektedirler düşüncesindeyim. Umarım bu görüşümde yanılıyorumdur. Ama şunu özellikle vurgulamak isterim ki Enver’in izlediği yol benzeri yollar izleyenlerde deneyecek ve izleyecek olanlarda bilmelidirler ki izleyecekler yol onları başarıya değil hüsrana götürebilecektir. Çünkü tarih ibret almak içinse ve tarihten ibret almak şartsa nasıl Rusya ya çatması karşısında Osmanlıyı eski dönemine döndürmeye kalkanlar eski durumundan daha şanlı ve şöhretli özelliğe kavuşturmak isteyenler Rusya ve müttefikleri karşısında amaçlarına ulaşamayacak şekilde hem kendiler mahvolmuş hem de devleti mahvetmişlerse de bugün aynı yolu izleyeceklerinde aynı şeyi yaşamaları ve ülkelerine yaşatmaları kaçınılmazdır. Rusya Enver döneminin Rusya’sın dan daha kuvvetli olduğu gibi ülkemiz Enver döneminin Osmanlı döneminden daha güçsüz durumdadır. Tabi bu sözüm yaşanan çağlardaki oranlamaya göredir. Bugünün dünyasında geçmişte yaşanmış olaylardan ders alarak Rusya karşısında geçmiş dönemin hataları yapılmamalı geçmiş dönemde gerçekleştirilmiş hatalı deneyimler denenmemelidir. Ve tarihte ülkemiz yöneticileri Almanya ve Avusturya ya güvenip Rusya ya savaş açmalarına karşılık kapitülasyonları kaldırmaya kalktıklarında nasıl karşımıza ilk dikilenin Almanya olduğunu gördülerse bugün ABD ve AB’ye güvenerek Rusya ya karşı bir harekat başlatıldığında milli çıkarlarımız açısında yapacağımız icraatlara ilk karşı çıkanların yine müttefikimiz durumundaki devletlerin olacağını göreceği yani ABD ve AB’yi göreceği şüphesizdir. Sözlerimi bitirirken hatırlatmak isterim ki Rusya karşısında yer alınan bir cephe ve bur cephede gerçekleştirilen icraatlar bu cephede yer alan ihtiras sahiplerini büyük hayaller peşinde koşanların dünya hakimi Fatih olma hayali peşinde koşanların sonunu getirmiştir. Hem kendi sonlarını hem başlarında bulundukları devletlerin sonunu getiren bu gibi icraatların tarih içerisinde izlenip tetkik edilmesi bugünün şartlarıyla çok kolaydır. Umarım aynı hayal peşinde koşanların Rusya karşısında takınacakları tavır ve girişimlere yönelmeden önce kendileri sonra devletleri Rusya ya çatmadan önce iyi bir düşünmeli ondan sonra icraata yönelmelidirler. Umarım bu tarzda kimseler olduğu görüşünde yanılıyorumdur. Umarım bu düşüncede olduğunu bu yolda olduğunu düşündüğüm kimseler hakkında yanlış düşünmekteyimdir kim bilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.