güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

SURE VE AYETLERE GÖRE PEYGAMBERLERİN TARİHİ (BÖLÜM 17)

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Sure ve ayetlere göre söylediğimizde İbrahim için tek Tanrı’lı bir dinin kurucusu olduğunu bu dine bağlı olarak yaşam sürdürdüğünü kendisine inanları da bu dinin kaidelerine uygun yaşamaya çağırdığını söyleye biliriz.

Yine Kuran’ı Kerim’de ki sure ve ayet bilgilerine dayanarak İbrahim’in kendisi gibi peygamber olacak olan İsmail ve İshak isimli 2 oğlunun varlığını büyük oğlu İsmail’in Tanrı’ya bağlılığını ona verdiği sözü tutmak uğruna kurban etme girişimini gerçekleştirdiğini Tanrı’nın onu bu girişimden men edip yerine koç kurban etmeyi belirttiğini görmekteyiz.

Uzun bir yaşamı olan İbrahim Peygamberin Kuran sure ve ayetlerine göre yaşamını detaylı anlatmak oldukça zordur. Ancak onun İsmail ve annesini Mekke civarına bırakması ismail’i kurban etme girişimi ve kendisinin etrafına iyilik yapan cömert biri olduğunu öğrenebiliriz.

İbrahim peygamber hakkında peygamberler tarihi şeklinde hazırlanan eserlerde verilen bilgilerin hemen hemen hepsinin Tevrat, Zebur, İncil gibi kitaplardan daha doğrusu bunların bozulmuş şekli olduğunu kabul ettiğimiz kitaplardan ve hadis dediğimiz peygambere mal edilen anlatımlara dayandırılan ifadelerden çıkarıldığını söylememiz yerinde olacaktır.

Bu yüzdendir ki bu ifadelerin kesin ve doğru olduğundan söz etmenin şüpheli olacağı kanaatini taşımaktayım. Çünkü İslam inancına göre sözünü ettiğim kitaplar asıllarının bozulmuş şekilleri diye kabul edilmekte üstelik onların hepsinin kuran’ı kerim’de mevcut olduğu inancı olmasına karşılık bu bozuk kaynaklarda verilen ifadelerin çoğunun Kuran’ı Kerim’de olmadığı düşünülürse bu düşüncemde ne oranda olduğumu haklı olduğumda ortadadır.

Buna rağmen o bozuk kaynaklara ve hadislere dayandırılarak verilen bilgileri değerlendirme süzgecinden geçirdiğimizde İbrahim peygamber hakkında kısaca şunları da söylememiz mümkündür düşüncesindeyim. Bu bilgilere göre İbrahim peygamber Harran’da yani bugün ki Urfa’da doğmuştur. Bu doğduğu yere dikkat edilirse bu sahanın Anadolu’da olduğu göz önüne alınarak doğduğu yerin Hitit yahut Eti dediğimiz orta asya kökenli kavmin yahut onun gibi orta asya’lı kavimlerin elinde bulunan saha olduğu görülecektir.

Bu yüzdendir ki bu sahada ki insanların orta asya’lı olması esasıyla İbrahim peygamberin’de Orta Asya kökenli bir aileden doğma olması gerekliliği düşünülebilecektir. Hele hele babasının adının Azer olması Azer isminin Azeri dediğimiz Türkleri çağrıştırması nedeniyle daha da İbrahim’in Türklüğünü kuvvetlendirecek bir durum olduğunu söylemek mümkündür.

Kaldı ki Hz.Muhammed’e mal edilen bir hadis anlatımına göre Hz.Muhammed eshabı ile oturduğu bir sırada ağzından dökülen bazı cümle ve kelimeleri anlamayan çevresindekilere anlamadığı bu kelimelerin dedesi İbrahim’in lisanından olduğunu söylemesi bu söylediği kelimelerin araştırıldığında Türkçe olduğunun görülmesi İbrahim peygamberin Türklüğünü ayrıca kuvvetlendiren bir durumdur.

İbrahim peygamber hakkında bu tür bilgilerin ortaya koyduğu bir gerçek vardır. o da orta Doğu’da ki bütün dinlerin hatta İran ve Hindistan’da ki bütün dinlerin daha doğrusu İran’da ki Zerdüşt brahman dinleri gibi dinlerin ve Musevilik Hıristiyanlık İslamiyet gibi dinlerin temel kavramlarının ilk ortaya koyucusu olduğunu söylemek mümkündür.

Çünkü bazı internet bilgilerinde brahma ile İbrahim arasında bazı internet bilgilerine göre Zerdüşt ile İbrahim arasında fikri ve icrai açıdan benzerlik ve uygunluklar mevcuttur. Hatta çağdaşlıklar mevcuttur.

Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet ise doğrudan onun kaidelerini bünyelerinde ve kitaplarında tekrar eden dinler mahiyetindedir. Kaldı ki bu dinlerin peygamberleri bu tür bilgilere dayanarak belirtilmelidir ki hemen hepsi İbrahim peygamberin uzak torunlarıdır. İbrahim peygamberin sağlığında Harran, Babil, Filistin, Sina, Mısır ve Mekke civarlarına varan Arap yarım adasında ki yaşam evrelerinden söz edilmektedir.

Öyle ki bu bilgilerde ibrahim’in Sara ve Hacer isimli 2 eşinden bahsedilmekte aslen cariye olan Hacer’den büyük oğlu İsmail peygamber Sare isimli eşinden ise küçük oğlu İshak dünyaya gelmiştir. Yine internet bilgilerinde özellikle tevrat’a dayandırılarak Yahudi kaynaklarına dayandırılarak baba adı Terah’tır.

Yine bu bilgilere bakılırsa İbrahim Sarah isimli eşiyle anne ayrı baba bir kardeştir. Bu durum bile İbrahim hakkında ki kuran dışında ki bilgilerin ne derece sakat olduğunu ortaya koymaya kafidir. Üstelik İbrahim hakkında bilgi veren kuran dışında ki farklı kaynaklar ibrahim’den eşini isteyen kralları da farklı göstermektedir.

Bazıları Sarah’ı isteyen kral filist kralı derken bazıları Mısır firavunudur demektedirler. Hatta mısır firavunu diyenler İbrahim’in 2.eşi Hacer’i yaptığı işten pişman olan firavunu köle olarak Sarah’a hediye ettiğinden bahsetmektedirler.

Gerek kuran dışı bilgilerde gerek kuran sure ve ayetlerinde bugün İslam dünyasının merkezi ziyaretgahı kabul edilen kıblesi kabul edilen Kabe’nin yapıcısı olarak da İbrahim peygamber ve oğlu İsmail peygamber gösterilmektedir. İbrahim peygambere İslam dinine göre verilen unvan allah’ın sevgili manasına Halil yahut Halilül Rahmandır.

Yine İslam dinine göre İbrahim peygamberim adı ve lakabı Hanif’tir. Bu lakap, onun dinine inanlara verilen isimde olmuştur. İbrahim peygamberin yaşadığı dönem kuran dışı bilgilere bakılırsa 175 seneye varan uzunca bir süredir. Bu süre içerisinde Orta Doğu’da 4 peygamber yan yana yaşama durumu söz konusu olmuştur. İbrahim peygamber, peygamber olduğu sıra da büyük oğlu İsmail küçük oğlu İshak ve bazı kaynaklarda kayınbiraderi bazı kaynaklarda yeğeni gösterilen Lut peygamber aynı dönemde yaşamışlardır.

Bu 4 peygambere rağmen Orta Doğu’da ki insan kitleleri doğru dürüst tek Allah dinine inanmayı topluca yaşamayı başaramamışlar gözükmektedirler. Belki de İshak’ın oğlu Yakup peygamber bile bu dönemi yaşamış olabilecek olmasına karşılık bu dönem Orta Doğusunda yine hala Firavunlar, Nemrutlar ve puta tapanlar yaşamayı gerçekleştire bilmişlerdir.

Yahudilerin kendilerine ata kabul ettikleri İshak, Hz.Muhammed’in mensup olduğu Kureyş’in İbrahim peygamberin büyük oğlu ismail’i kendilerine ata kabul ettikleri düşünülürse bugün Orta Doğu’da birbirlerinin kanını döken İsrail ve Arap dünyası birbirinin kardeşidir demek mümkündür.

Hele hele İbrahim peygamberin Orta Asyalılığı ve Türklüğü düşünülürse bu bağ daha da genellik kazanır bugün Orta Doğu’da mevcut olan pek çok kitlenin kökeninde pek çok peygamberin kökeninde Orta Asyalılık Türklük mevcuttur demek mümkün olabilecektir.

Mesela Yahudilerin kökeninde Türklük arana bilecek, neden dünyanın başka ırklarında Yahudi dinine inananlar olmazken Hazar Türklerinde hatta bugün Kırım bölgesinde ki bazı topluluklarda Yahudiliğin tutunup yaşanabildiğini daha kolay izah etmek mümkün olabilecektir düşüncesini taşımaktayım.

İbrahim peygamberin Türklüğünü kendisi vurguladığına göre oğlu olan İsmail peygamberin torunu olmayı kendisi vurguladığına göre Hz. Muhammed’in kökeninde de Türklük aramak Türktür demek onun Türklere sevgisini izah etmek daha kolay olacaktır. İslamda ki hac ve kurban ibadetlerinde namaz ibadetlerinde İbrahim peygamberin usullerinin bir oranda tekrarının söz konusu olduğunu söylemenin de yerinde olacağını vurgulamak isterim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.