güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

SURE VE AYETLERE GÖRE PEYGAMBERLER TARİHİ (BÖLÜM 11)

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

İlyas peygamberle İdris peygamberin aynı kişi olduğunu hadislere göre bir an için kabul etsek bile İlyas peygamberin peygamber olarak zuhuru daha sonraki dönemlere tekabül ettiğinden aynı şahsın iki defa peygamber olarak gelmesi gibi tuhaf bir durumun varlığını kabul etmiş olmak söz konusu olacağından bu iki peygamberin aynı kişi olmasını kabul etmek İslam inancına ters düşecek bir durum yaratacaktır.

Oysa hadisleri kabul edersek böyle bir durumu kabul etmemiz durumu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki Peygamberler Tarihi konusunda hadislerin kaynak alınmaması gerektiğini vurgulamayı daha doğru bulmaktayım. İdris İlyas ilişkilerine daha doğrusu ilgilendirilmelerine yeri geldiğinde İlyas peygamber konusunda tekrar dönmek gerekeceğini düşünmekteyim.

Çünkü bu iki peygamberin sonu da haklarındaki Kuran dışı kaynaklara göre benzerlik göstermektedir. Tevrat, Zebur, İncil, Tahan gibi Ortadoğu Kutsal kitaplarında hatta bazı İslami hadislerde İdris peygamber hakkında cennet veya gök mesken göstermekte ve bugün hala orada olduğu yolunda bilgilendirmeler yapılmaktadır. Hatta onun hakkında bilgi veren eserlerde insanlığa elbise giymeyi, elbise dikmeyi, yazı yazmayı öğreten kişi dendiğini de görebilmekteyiz.

Bu bilgileri esas alırsak kendinden önce yaşayan insanların yani Adem oğullarının başta Adem olmak üzere insani özellikleri taşımaktan uzak vahşi yaratıklar durumunda olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bence bu durum hatalı olacaktır. Bütün bu bilgiler Kuran’da yer almadığına göre sure ve ayetlerde belirtilmediğine göre Kuran dışı kaynaklardan gelen bilgiler olduğundan bence İslami Telakki’de kabul görmemesi gereken beyanlardır.

Dizimizde belirttiğimiz İdris isminin geçtiği sure ve ayetlerde verilen bilgilere göre İdris peygamberin hakkında söyleyebileceğimiz kesin bilgi onun Allah’ın insanlığa gönderdiği kendisine suhuflar indirip elçi görevi yaptığı Nebi diyebileceğimiz derecedeki bir peygamberidir. Kuran ayetlerindeki isim zikredilişlerinde Nuh’tan önce zikredildiği düşünülerek Nuh’tan önce insanlığa gönderilmiş olması kuvvetle söz konusu olabilecek durumda olan bir peygamberdir. Bu kesin bilgi dışındaki beyanlar İslami telakkiye ters düşen kaynaklara dayandırılan beyanlar durumundadır.

Hud Peygamber

Bu peygamber Nuh peygamberden sonra bahsedebileceğimiz ilk peygamberdir. Çünkü sure ve ayetlerde yapılan isim sıralamalarında, tanrısal zikir sıralamalarında adı hemen ondan sonra gelmektedir. Yine bu peygamberin Nuh’tan sonra zikredilmesinde etkili sebeplerden birisi de onun yani Hud peygamberin Kuran dışı kaynaklara dayanarak Nuh’un oğlu Yafes’in neslinden geldiği söylenmesidir. Kuran dışı kaynaklara dayandırılan bu son bilgi esas alınarak yapılacak bir beyanla Hud peygamber için Orta Asya kökenli Turani yani Türk asıllı bir peygamberdir demekte pekala mümkündür. Çünkü Kuran dışı bu kaynaklar Hud peygamberi Yasef’in neslinden gösterdiği gibi biz Türkleri de Yasef neslinden göstermektedir. Kuran dışı bilgilere göre Yemen’de yaşayan Ab kavmine mensup olan Hud peygamber ve kavmi uzun bir yolculuk ve meşakkatli bir göç neticesinde gelip yerleşmiş olmalıdırlar. Çünkü Nuh peygamber Tufan bittiğinde gemisi Cudi dağına oturmuştur diye bilinmektedir. Onun nesli buradan dünyaya yayılmıştır. Öyleyse onun neslinden olduğu söylenen Hud ve Ad kavmi buradan Yemen’e gelmiş olmalıdır. Üstelik Ad kavminin adı çağrışım olarak Ad kavmini yani Ad la ilişkisi olan bir kavmi çağrıştırmaktadır. Dolayısıyla Ad’la en iyi bağdaşabilen kavimlerinde onun en iyi kullanan kavimlerinde Türkler olduğu düşünülürse Hud peygamberin Türklükle bağlantısını kurmak Türk olduğunu ileri sürmek hiçte yadırganacak bir durum olmasa gerekir.

Bu nedenle genelde Yahudilere ve Araplara atfedilen peygamberlerin aslında köken itibariyle Orta Asyalı Türk olduğunu ortaya koymaya imkan verecek ikinci peygamber           Hud peygamberdir. Hud peygamber Kuran dışı bilgiler yani Tevrat, Zebur, İncil gibi kutsal kitaplar ve bazı hadisler tarafından verilen bilgiler ve beyanlara göre Yemen’de yaşadığı söylenmektedir.   Bu özelliğiyle Arabistan’ın en güney sahalarında doğup yaşamasıyla Filistin, Suriye ve Irak sahasında doğup yaşayan çoğu İsrail kabilesine bağlanan kendisinden sonraki peygamberlerden farklı bir görünüm vermektedir.  Yine aynı kaynaklara göre Allah’ın kavmine verdiği ceza ve afetten sonra kendine inananlarla birlikte Mekke’ye yerleşmiş ve orada ölerek Kabe’ye veya Kabe civarına gömülmüştür.

Bu özelliğiyle de Hz. Adem’den sonra Kuran’da ismi geçen peygamberlerden ölüp Mekke’ye gömüldüğü yolunda bilgi bulunan ikinci peygamberdir.

Hz. Hud’da dediğimiz Hud peygamber Kuran’da ismi geçen ismi üç harften oluşan peygamberlerin ikincisidir.

Hud peygamberin Kuran’da ismi geçtiği sure ve ayetlere baktığımızda şu şekilde zikredilmektedir.

 

 d (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi. (A'râf Suresi – 65. Ayet)

Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz." (A'râf Suresi – 66. Ayet)

 (Hûd), "Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi. (A'râf Suresi – 67. Ayet)

"Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm." (A'râf Suresi – 68. Ayet)

"Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığı ile, size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki (Allah) sizi, Nûh kavminden sonra, onların yerine hâkimler yaptı ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki, kurtuluşa eresiniz." (A'râf Suresi – 69. Ayet)

Dediler ki: "Ya, demek sen tek Allah'a kulluk edelim ve atalarımızın taptıklarını bırakalım diye mi (bize) geldin? Eğer doğrulardan isen bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir!" (A'râf Suresi – 70. Ayet)

 (Hûd) dedi ki: "Artık size Rabbinizden bir azap ve bir hışım inmiştir. Haklarında Allah'ın hiç bir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı kuru isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim! (A'râf Suresi – 71. Ayet)

Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik. (A'râf Suresi – 72. Ayet)

Hud peygamber hakkında bilgi veren bir diğer sure de 11. Sure olan Hûd suresidir. Bu surede de şöyle denmektedir.

 d kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz." (Hûd Suresi – 50. Ayet)

"Ey kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız?" (Hûd Suresi – 51. Ayet)

"Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin." (Hûd Suresi – 52. Ayet)

Dediler ki; "Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz desenin sözünle tanrılarımızı terk etmeyiz. Ve biz sana inanmayız." (Hûd Suresi – 53. Ayet)

"Ancak şu kadarını diyebiliriz ki; "tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış". O da dedi ki; "Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki ben, Allah'a koştuğunuz ortaklardan uzağım." (Hûd Suresi – 54. Ayet)

"O'ndan başka herşeyden uzağım, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra hiç bekletmeyin. (Hûd Suresi – 55. Ayet)

"Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır." (Hûd Suresi – 56. Ayet)

"Eğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir. (Hûd Suresi – 57. Ayet)

Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık. (Hûd Suresi – 58. Ayet)

İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler. (Hûd Suresi – 59. Ayet)

Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittiler. (Hûd Suresi – 60. Ayet)

"Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın. Lut kavmi de sizden uzak değildir. (Hûd Suresi – 89. Ayet)

Bu ayetler gösterir ki Hud peygamber ile Ad kavmi arasında doğru yola davet konusunda uzun bir mücadele ve çekişme söz konusu olmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.