SON DAKİKA
Hava Durumu

Şiirleriyle, Fikirleriyle, İcraatlarıyla Mehmet Akif Ersoy

Yazının Giriş Tarihi: 25.03.2022 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.03.2022 04:25

Akif bu şiiri ile Mustafa Kemal’e ve onun fikirlerine karşılığını açıkça dile getirmiştir. Ve aklınca ona engel olmaya çalışmıştır. Ama büyük önder ondan daha fazla kararlıdır Türk milletini kendi kendini yönetir bağımsız ulusal demokratik laik bir hukuk devletini kavuşturacak bunun için engel tanımadan her şeyi yapacaktır.

Nitekim İnkılâplarını gerçekleştirmeye başlayınca hele hilafet kaldırılıp laiklik gerçekleştirilmeye yönelinince Mehmet Akif Ersoy’un sahip olduğu İslamcılık ve İslam ümmetçiliğine bu fikirlerin liderliğini yapmaya aday bir devlet sistemine veda etmekten başka bir yol ve çare kalmamıştır.

İşte bu durum Mehmet Akif’i Kurtuluşuna katkıda bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti toprakları içerisinde yalnızlığa ve çaresizliğe düşürmüş Mehmet Akif Ersoy kendi öz vatanında yabancı ülkedeymiş gibi bir hisse sahip olmaya başlamıştır. Ve bunun neticesinde Mustafa Kemalin kararlığı karşısında ülkesinin durumunu kendi isteğine göre değiştiremeyeceğini anlayan Mehmet Akif Ersoy ülke değiştirmeye yönelecek ve Mısır’a gidecektir.

Onun bu gidişi ile ilgili durumunu ve haleti ruhiyesini Vehpi Vakkasoğlu “vatanı terk edenler” isimli eserinde şöyle dile getirecektir. İç âleminde kocaman bir gurbet âlemi taşır oldu. Ata yadigârı vatanından uzaklaşmış gibi hissetti kendini. Ne suyunda, ne toprağında aşina bir iz, tanıdık bir ses bulamadığı vatanının ovaları, seslenişlerine beklediği karşılığı vermedi:

Vatan - cüda gibiyim ceddimin diyarında,

Ne toprağında şu yurdun, ne cuybarında.

Bir aşina sesi, yahut bir aşina izi var!

Sadama beklediğim aksi vermiyor ovalar

Âkif, işte buna dayanamadı. İslâm’ın sinesinde vatan - cüda olmayı, günlerin bir intikamı saydı.

Vatan - cüda olayım sinesinde İslâm’ın,

Bu akıbet ne elim intikamı eyyantın?

Evet, İslâm’ın kendi öz diyarında gurbete düştü. Umulur muydu ki, mabetler, ibadetler yetim olsun? Ezanlar, ümitsiz bir neslin arkasından ağlasın. Cemaat bekleyen minberler, karşısında dikilmiş sütunları ve serilmiş mermerleri görsün. Tavanlar, bakımsızlıktan yere insin, eşiklerden yosun bitsin, mihrap örümcek bağlasın. Umulur muydu ki, taş taş devrilen sağlam binaların, viran kubbelerde son feryadı çınlasın? Bu gurbetten daha acıklı bir gurbet düşünülebilir mi?

Görünmez aşina bir çehre olsun rehgüzarında.

Ne gurbettir çöken İslâm’a, İslâm’ın diyarlarında?

Umar mıydın ki; mâbetler, ibadetler yetim olsun?

Ezanlar arkasından ağlasın bir nesli me’yusun.

İslâm, öz vatanında bunca acıklı bir gurbet hayatı yaşarken, Müslüman Âkif elbette ki, içinde kocaman bir gurbet ülkesi taşıyacak, baharı sonbahar olacaktı:

Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda,

Bugün bir hanümansız serseriyim öz diyarımda/

Âkif, artık kendisini yarsız ve yersiz kalmış hisseder; göçmek için başka diyar aradığını, bunalan ruhunun uzun boylu bir sefer istediğini söyler. Her şey O'na garipleşmektedir. Devam edecek…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.