güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ŞEMSİ TEBRİZİNİN HAYATI VE ORTADAN KAYBOLUŞU HAKKINDA RİVAYETLER

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:47

Şems suikastı ve kabrinin yeri konusuna Mevlânâ ile Sultan Veled’in eserlerinde ve Sipehsâlâr’ın Risâle’sinde bir işaret bulunmamaktadır. Fürûzanfer, Sipehsâlâr ve Sultan Veled’e dayanarak Mevlânâ’nın Şems’i arayıp bulma ümidiyle iki defa Dımaşk’a gitmesini suikastın gerçek dışı olduğuna delil sayar ve onun gaybûbetine hükmeder (Mevlâna Celâleddin, s. 221). Öte yandan Mevlevî kaynaklarının hiçbirinde Şems’in suikasta uğradıktan ya da eceliyle öldükten sonra Konya’da veya başka bir yerde defnedildiğine, kabrinin Mevlânâ ve Sultan Veled tarafından ziyaret edildiğine dair bir rivayet bulunmamaktadır. Midhat Bahârî, Mevlânâ ve Sultan Veled’in Şems’in katline inanmadığını, Mevlânâ’nın onu bulma arzusuyla birkaç defa Dımaşk’a seyahat ettiğini, sonradan yazdığı gazellerde Şems’in Tebriz’e gittiğine dair işaretlerin yer aldığını, bu sebeple gaybûbetinin daha doğru olduğuna inanmak gerektiğini söyler. Hüseyin Fahreddin Dede, Mehmed Celâleddin Dede, Azmîzâde Ahmed Dede, Ahmed Remzi Dede (Akyürek), Veled Çelebi Efendi de (İzbudak) bu görüştedir (Beytur, s. 78-80). 


Mevlânâ, Mes̱nevî’de (I, beyit 123-125; 130-131) Şems’in gaybûbetini Hz. Yûsuf’un babası Ya‘kūb peygamberden ayrılıp Mısır’a gidişine benzetir: “Şemseddin’in sözü gelince dördüncü kat semanın güneşi başını çekti gizlendi. Onun adı anılınca ihsanlarından bir remzi anlatmak vâcip oldu. Can şu anda eteğimi çekiyor. Yûsuf’un gömleğinden koku almış. Eşi bulunmayan o yârin vasfına dair ne söyleyeyim ki bir damarım bile ayık değil. Bu ayrılığın, bu ciğer kanının şerhini şimdi geç” İsmâil Ankaravî bu beyti Yûsuf’u Şems, Yûsuf’un gömleğinden koku alan ve can vasfıyla nitelenen Ya‘kūb’u Hüsâmeddin Çelebi, Ya‘kūb’a müjde getiren elçiyi Mevlânâ olarak şerheder. Ona göre bu beyitte Şems’in zamanın kutbü’l-aktâbı olduğuna işaret vardır. Mevlânâ’ya göre Şems’in sırrı mutlak vahdet sırrıdır ki bu sırrı idrak etmek için mahv ve fenâ ehlinden olmak şarttır. Aksi takdirde sırrın ortaya çıkmasıyla onu idrak edemeyecek seviyede olanlar fitne ve kargaşaya yol açabileceklerdir. Ankaravî, Şems’i anlayamayanların öncelikle Hüsâmeddin Çelebi gibi bir mürşid-i kâmile bağlanması gerektiğini vurgular (Şerh-i Mesnevî, I, 76-79, 125-126). 

Şems’e Konya, Niğde, İran’ın Hoy ve Tebriz şehirlerinde, Pakistan-Mültan’da türbe ve makamlar izâfe edilmiştir. Abdülbaki Gölpınarlı, Şems’e suikast teşebbüsüne ve cesedinin Emîr Bedreddin Gevhertaş’a ait bir bahçenin kuyusuna atılmasına dair rivayetleri gerçeğin menkıbeleşmiş şekli olarak kabul eder. Ona göre Şems, atıldığı kuyunun üzerine inşa edilen Konya’daki Şems-i Tebrîzî Zâviyesi’nde medfundur. Emîr Bedreddin Gevhertaş da Şems’in vefatından sonra kendi bahçesine yani Şems’in yanına defnedilmiştir. Gölpınarlı, Şems’in Mevlânâ dergâhındaki Bahâeddin Veled’in yanına defnedildiği rivayetinin geçersiz olduğunu, zira bu kabrin Şems-i Tebrîzî’ye değil Şemseddin Yahyâ’ya ait olduğunu söyler (Mevlânâ Celâleddin, s. 82-85). 1957’de Şems-i Tebrîzî Zâviyesi’ndeki sandukanın altında yer alan mahzene girip Şems’in mezarını keşfettiğini ileri süren Mehmet Önder, Gölpınarlı ile aynı kanaattedir (Aydınlık Kapı, s. 56; ayrıca bk. ŞEMS-i TEBRÎZÎ ZÂVİYESİ). Mikâil Bayram, Şems’in dönemin vezirlerinden Ahî Evran Nâsırüddin Mahmûd’un emriyle içlerinde Ahî Emîr Bedreddin Gevhertaş, Emîr Necîbüddin Müstevfî, Fahreddin er-Râzî’nin talebelerinden Seyyid Şerefüddin, Mevlânâ’nın oğlu Alâeddin’in bulunduğu suikast grubu tarafından katledildiğini ve kuyuya atıldığını, cesedin bir kısmının kuyuda kaldığını, bir kısmının Sultan Veled tarafından postnişinliği zamanında Mevlânâ Dergâhı mezarlığına taşındığını iddia eder; ancak Mevlânâ’nın Şems’in son kayboluşundan sonra Dımaşk’a gidişine bir anlam veremez (Ahî Evren-Mevlânâ Mücadelesi, s. 155-157). Bazı İranlı araştırmacılar, Ebü’l-Mecd Muhammed b. Mes‘ûd et-Tebrîzî’nin Sefîne-i Tebrîz’ini (nşr. Nasrullah Pürcevâdî, Tahran 2002) ve Fasîh-i Hâfî’nin Mücmel’ini delil gösterip Şems’in kabrinin İran’ın Hoy şehrinde olduğunu ileri sürmüşlerdir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.