güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Bu hadis iki şeye delalet etmektedir:

1- Peygamber (s.a.v) efendimiz Kıran haccına niyet etmiş ol­makla birlikte beraberindeki herkesi Kıran haccı yapmaya ça-ğırmamıştı. Çünkü aralarında kurban kesemeyen ve uzun süre ihram yasaklarına dayanamayan kimseler bulunabilirdi. Bu nedenle de Temettü, Kıran, ifrad haccmdan herhangi birini ya­pabileceklerini ve bu üç çeşit hacdan herbirne mahsus vecibele­ri açıkladı. Bu üç hacdan herhangi birini yasaklamadı. Hatta hangisinin daha faziletli olduğunu da açıklamadı. Her ne kadar hangisinin daha faziletli olduğu, Peygamber efendimizin sözün­den değil, uygulamasından ve tercihinden anlaşılıyorduysa da, O, hangisinin daha faziletli olduğunu bildirmemişti. Bir şeyi tercih etmek, diğerlerinden üstün olduğunu her zaman bildir-meyebilir. Belki de tercih edilen şey diğerleriyle eşit olabilir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu üç çeşit hacdan herbirinin kendine göre fazileti vardır. Mali durumun zayıf olması veya kurban kesmeye imkan bulunamaması halinde en faziletli hac, en kolay olandır. Zira Peygamber (s.a.v) efendimiz her zaman kolay olan şeyi tercih ederdi. İki şeyden birini tercih etme ser­bestisine sahip olduğunda -günah olmadığı takdirde- en kolay olanını seçerdi. Hz. Ömer, ifrad haccının en faziletli hac olduğu görüşündeydi. Bu görüşüne, Hz. Osman da uymuştu. Hz. Ömer, bu görüşünü, sene boyunca Kabe-i muazzamanın ziya­retçilerden mahrum kalmaması esasına dayanarak ortaya koy­muştu. Çünkü Hac mevsiminde hac ile umrenin bir arada ya­pılmasının daha faziletli olduğu hususu her tarafa yayılırsa, o zaman hac mevsiminde herkes umre ile haccı bir arada yapar. Ve senenin diğer zamanlarında ziyaret için hiç kimse Kabe´ye gelmez. Hz. Ömer, Kabe´nin, senenin diğer zamanlarında ziya­retçisiz kalmaması için ifrad haccının daha faziletli olduğu gö­rüşünü ileri sürmüştür. Onun bu görüşüne Hz. Osman´da uy­muştur. Çünkü Hz. Osman, kendisine biatte bulunan müslü-manları, Allah´ın kitabı, Resulünün sünneti Ebu Bekir ile Ömer´in sünnetine uyacağına dair söz vermişti. Şu halde ifrad haccını diğer hac nevilerine tercih etmek, Hz. Ömer´in sünneti­dir. Sahabeyi Kiramdan Sa´d bin Ebi Vakkas, Ali bin Ebi Ta­lip, Abdullah bin Abbas ve Aişe (r.a) gibi şahsiyetler, onun bu görüşünü tasvib etmemişlerdir.

Ebu Davud ile İmam Ahmed bin Hanbel´in rivayet ettikleri­ne göre Muaviye, Resulullah (s.a.v)´in sahabilerinden teşekkül eden bir cemaat içinde şöyle sormuştu: “Allah aşkına söyleyin. Resulullah (s.a.v) efendimizin kaplan derileri üzerinde otur­mayı yasaklamış olduğunu biliyor musunuz ”

Sahabiler:”AZZa/ı için evet” dediler,

Muaviye dedi ki:”Resulullah (s.a.v) efendimizin Temettü haccını yani hac ve umrenin bir arada yapılmasını yasakladı­ğını biliyor musunuz ´7

SahabilerfAllah için hayır” dediler. Bunun üzerine Muavi-ye:”Vallahi bu hazırlıksız söylenmiş bir sözdür” dedi.

Bu da gösteriyor ki Muaviye, Hz. Ömer´in görünüşüne tabi olan Hz. Osman´ın uygulamasına tabi olmuştur. Belki de Mua­viye, kendisinin ve Hz. Osman Zinnureyn´in uygulamasının, Peygamber efendimizin koymuş olduğu bir yasağa dayandığını insanlara vehmettirmek için böyle bir zanda bulunmuştur. Gerçek şudur ki Peygamber (s.a.v) efendimiz Kıran, Temettü ve ifrad haccından herhangi birini yasaklamış değildir. Özellikle hac ve umrenin bir arada yapılabileceğini Kur´anı Kerim beyan etmektedir. Müslümanlar arasındaki konumu ne olursa olsun, hiç bir kimsenin Kur´ani Kerimce cevaz verilen ve hükümleri açıklanan bir hususu yasaklamaya yetkisi yoktur. Ancak Hz. Ömer, önceki sayfada açıkladığımız gibi sosyal maksada binaen ifrad haccını tercih etmiştir. Fakat sahabilerden çoğu da onun bu görüşüne muhalefet etmişlerdir. Oğlu Abdullah bile kendisi­ne bu görüşünde muvafakat etmemiştir. Hz. Osman´a da muha­lefet etmiştir. Onun temettü haccını yapacağını ilan etmiştir. Rivayete göre Abdullah bin Ömer hazretleri Kıran şeklinde hac ve umre ibadetlerini bir arada yaparmış ya da hac aylarında umre ile haccı gerek kıran, gerek temettü şeklinde ifa edermiş. Adamın biri kendisine:”Se/ım baban temettü haccını yasakla­mıştı” deyince, O takva sahibi:”Resulullahın emrine mi uymak gerekir, yoksa babamın emrine mi uymak gerekir ” diye cevap vermişti. îbn Abbas hazretleri kıran ve temettü haccının Ömer´in uygulamasıyla yasaklanmış olduğunu söyleyerek ken­disine itirazlarda bulunanalara şöyle cevap vermiştir:”İVere-deyse gökten üzerinize taşlar yağacak! Ben size Resulullah (s.a.v) böyle dedi, diyorum siz ise Ebu Bekir ve Ömer böyle de­diler, diyorsunuz!”

Veda Haccı Esnasında Peygamber Efendimizin Uğradığı Yerler ve Okuduğu Dualar

Peygamber (s.a.v) efendimiz Zilhuleyfede Kıran haccına ni­yet edip ihrama girdikten sonra yoluna devam etti. Zi-tuva de­nen yere varıp orada sabah namazını kıldı. Sonra gusledip tek­rar Mekke-i Mükerreme yoluna koyuldu. Seniyyetü´1-Ulya de­nen ve hacun´a hakim bir nokta olan tepeden Mekke-i Müker-remeye girdi. Sonra Mescid-i Haram´a giderek Kabe-i muazza-mayı ziyaret etti. Bu esnada şu duayı yaptı:”A//a/ı´ıro şu beyti­ni daha da şereflendir. Azamet ve heybetini daha da arttır.”

Başka bir rivayete göre Peygamber (s.a.v) efendimiz Beyti Haramı gördüğü esnada şu duayı yapmıştı:

“Allah´ım selam sensin, selam senden gelir. Rabbim bizi se­lametle yaşat. Allah´ım şu beyti daha da şereflendir. Azamet, yücelik ve heybetini arttır.”

Kabe´yi tavaf etti. Tavaf esnasında haceri esvedin karşısına geldiğinde onu selamladı. Sonra Kabeyi sol tarafına alarak ta­vafını tamamladı. Bilahare Makam-ı İbrahimin ardına gele­rek:” Siz de îbrahimin makamından bir namaz yeri edinin” de­di, îki rekat namazı kalmıştı. Namazını tamamladıktan sonra tekrar Haceri esvede giderek bir kez daha onu selamladı. Sonra karşıdaki kapıdan girerek Safa tepesine yöneldi ve şu ayeti ke­rimeyi okudu:

“Safa ile Merve, Allah´ın nişanlarındandır. Kim evi (Kabeyi) hac eder ya da umre yaparsa, onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur.” (Bakara: 158)

Say´dan sonra Peygamber efendimiz ihramdan çıkmadı ve ihramlık halini devam ettirdi. Ifrad haccı yapanlar gibi menasi-kin edasına devam etti. Temettü haccını yapanlara gelince bun­lar, Say´den sonra ihramdan çıkıp serbest kalmışlardı. Hac ih­ramına girinceye kadar herhangi bir yasağa uyma mecburiyet­leri yoktu.

Peygamber efendimiz Kurban bayramının birinci günü ih­ramdan çıkıncaya kadar ihramlılık halini devam ettirdi. Kendi­siyle beraber gelmiş olup kurban getirmemiş ve sadece umre niyetiyle ihrama girmiş olan kimseler tavaf ve Say´den sonra ihramdan çıkıp helal olmuşlardı. O günde hac niyetiyle ihrama girmişler ve kurban bayramının birinci gününde ihramdan çı­karak helal olmuşlardı.

Sonra Peygamber efendimiz beraberindeki sahabilerle bir­likte Mina´ya yöneldi. Kimi telbiye getiriyor, kimi tekbir getiri­yordu. Peygamber efendimiz hiçbirini tekbir ve telbiyeden men etmedi. Beraberindeki müslümanlarla birlikte Mina´da öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde cem´i takdim şeklinde bir ara­da kıldı. Sonra da hep birlikte Arafat dağına gittiler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.