güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Savaşta Bulunanların Şahit Olduğu Olaylar
Huneyn savaşında düşman saflarında yer alan Süveyd bin Amir’e kalplerine düşen korku hakkında sorulduğunda, eline çakıl taşları alır, onu bir tasın içine atarak sesler çıkarır ve
- İşte içimizde böyle sesler çınladığını duyuyorduk.
derdi.

***
Yine daha sonra Müslüman olan Havazinlerin anlattıklarına göre, birden bire bozguna uğramışlar, arkalarına döndükçe Müslümanlar tarafından takip edildiklerini görmüşler, kaçabilenler soluğu ancak yurtlarında alabilmişlerdir.

***
Haris bin Bedel de, Hz.Peygamber (s.a.s) yerden bir avuç toprak alıp yüzlerine atınca bozguna uğradıklarını, her ağaç ve taşı, arkalarından gelen bir süvari sandıklarını söyler.

***
Hz.Abbas (r.a) da o gün şahit olduklarını şöyle anlatır:
Savaş aynı şiddette devam edip dururken, vallahi, Resulallah’ın (s.a.s) çakıl toprağı onlara atmasından sonradır ki güçlerinin azaldığını, işlerin tersine döndüğünü gördüm. Nihayet, Allah (c.c) onları bozguna uğrattı. Resulallah’ın (s.a.s), katırını tepip onları takip ettiğini hala gözlerimle görür gibiyim.

Kur’an’ı Kerim’de inen ayetlerde Huneyn gününden şu şekilde bahsedilmektedir:

Andolsun ki, Allah, size birçok (savaş) yerler(in)de ve Huneyn(deki savaş) gününde yardım etmişti. O vakit (Huneyn'de) çokluğunuz sizi böbürlendirmişti, ama o, size hiç fayda vermemişti. Bunca genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Nihâyet (bozularak) arka dönmüş (kaçmaya başlamış)tınız.
9/25
Huneyn: Tâif ile Mekke arasında, Tâif'e daha yakın bir vâdinin adıdır.
(Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'yi fethedince Kâbe'deki putları kırmıştı. Hevâzin ve Sakîf kabîleleri kendi putları olan Lât'ın bir benzeri olan Uzzâ'nın yıkılışını hazmedemeyerek alarma geçtiler, Müslümanlara karşı büyük bir ordu toplayıp Mekke ve Tâif arasında bir ordugâh kurdular. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) de, 12 bin kişilik bir ordu ile üzerlerine gitmişti. Fakat Müslümanlar ordunun çokluğu ile övünüyorlardı. Huneyn vâdisine gelince âniden saldırıya uğradılar; önce paniğe kapılıp dağılan Müslümanlar, sonra Allah'ın yardımıyla derlenip toparlandılar ve onları dağıttılar.)
(Bu bozgundan) sonra Allah, Rasûlü'nün ve mü'minlerin üzerine sekînetini (kalplere güven veren rahmetini) indirdi, görmediğiniz askerler indirdi ve inkâr edenleri de azâba uğrattı. İşte o kâfirlerin cezâsı budur.
9/26
(Müşrikler, Huneyn'de yenildikten sonra (H.8) Hevâzin kabîlesinden bir hey'et gelip İslâm'a girdiklerini bildirdiler. Bunların arkasından da Sakîf kabîlesinden bir hey'etin gelip İslâm'a girmek istediklerini bildirmeleri üzerine bir çadıra misâfir edildiler. Ve birtakım şartlar ileri sürdüler. Şartlarından ikisi namaz kılmamak ve zekât vermemekti, biri de putları olan Lât'ın, halk arasında panik olmaması için üç sene daha yıkılmaması idi. Rasûlullah (s.a.v.), bu şartlı ve putlu îmanın kabul olunmayacağını bildirdi. Sonra ilk iki şartı kabul ettiler ve meydan putu Lât'ın da yıkılması talebi ile ilgili süreyi iki yıla, sonra bir yıla, sonra üç, iki ve bir aya indiler. Bu da sonuç vermeyince kesin bir îmanla teslim oldular. Fakat Lât'ın bizzat Rasûlullah (s.a.v.) tarafından yıkılmasını istediler. İşte böylece önce kalplerindeki putlarını, sonra meydandaki putlarını yıkarak kesin îman ile İslâm'a girdiler. Bu gösteriyor ki, makbul müslüman olmak için insanın gerek kendisinin gerek toplumun ölçülerine veya hevâ ve heveslere uygunluk değil, ancak Allah ve Rasûlü'nün bildirdiği şekilde îman ve teslîmiyet gerekir.)
İbn İshâk, IV, 247.
Sonra Allah, bunun ardından da dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
9/27

Ganimetlerin Paylaştırılması
Düşman askerleri dağılıp geri çekilmiş, kadın ve çocukları ile malları Müslümanların eline geçmişti. Kadın ve çocuklardan esir düşenlerin sayısı 6000’i, ele geçen develerin sayısı ise 40.000’i geçiyordu. Hz.Peygamber (s.a.s), Mekke’den kumaş alınarak tüm esirlerin giydirilmesini emretti. Ele geçirilen malların ve esirlerin savaşçılar arasında dağıtılması gerekiyordu. Hz.Peygamber (s.a.s), Hevazinlerin gelerek anlaşma yapmak isteyeceklerini düşünerek dağıtımı 10 gün geciktirdi. Ama gelen olmayınca, esirlerin dağıtımı yapıldı.

Çok geçmemişti ki, Hevazin temsilcileri de çıkıp geldiler. İslam’a girdiklerini ve Hevazinlerin geri kalanlarının da Müslüman olduğunu bildirdiler. Mallarının ve esirlerin geri verilmesini rica ettiler.
- Ya Resulullah (s.a.s)! Biz köklü bir kabileyiz. Bildiğin gibi bir musibete uğradık. Allah’ın sana lütuf ve ihsanda bulunduğu gibi, Sen de bize lütufkar ol!
- Ben sizin gelmeyeceğinizi düşününceye kadar dağıtımı geciktirmiştim. Fakat siz çok geç kaldınız. Esirler mücahidler arasında dağıtıldı. Görüyorsunuz ki, yanımda bunca mücahid var. Onları tüm haklarından vazgeçirmek çok zor. Şimdi siz iki seçenekten birini seçin: ya esirleri ya da mallarınızı tercih edin!
- Ya Resulullah (s.a.s)! Sen mallarımızla çoluk-çocuğumuz arasında bizi serbest bıraktın. Çoluk çocuğumuz bize mallarımızdan daha sevimlidir.
Hz.Peygamber (s.a.s), Müslümanların toplanmasını emretti ve onlara hitab etti:
- Kardeşleriniz, pişmanlık duyup tövbe edip Müslüman olarak bize geldiler. Ben de esirlerini kendilerine vermeyi uygun gördüm. Sizden her kim, esirlerini gönül hoşluğu ile, karşılıksız olarak geri vermeyi arzu ederse bunu yapsın. Kimde karşılıksız vermek istemezse, Allah’ın bize vereceği ilk ganimet malından ona altı deve verilmesi karşılığında esirlerini salı versin. Şu insanlara kadın ve çocuklarını geri verin!
Müslümanların tamamı, ellerinde esirleri karşılıksız olarak bağışladılar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.