güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Uhud Harbi Hz. Muhammed’in Medine’de varlığını veya var olacağını Mekkelilere yani Kureyş Kabilesine kesin olarak gösteren bir savaş olmuştur. Mekkeliler artık ufak kuvvetlerle Hz. Muhammed’i ve İslamiyeti ortadan kaldıramayacaklarını anlamışlar ve bunu için daha büyük kuvvetlerle gelip Medine’ye saldırmaları gerektiğini görmüş ve bunun için hazırlıklara başlamışlardır. Aynı Uhud savaşı Hz. Muhammed’e de Medine’de daha önce anlaştığı Yahudi kabilelerinin kendisi için bir iç düşman durumunda olduklarını Medine’ye saldıracaklarla hazır müttefik durumunda olabilecek bu kabilelerin ortadan kaldırılması gerektiğini göstermiştir. Bu nedenle Medine’deki yerleşik bazı Yahudi kabilelerini Medine2den uzaklaştırmış onları tehlike olmaktan çıkarmıştır. Bununla yetinmeyen Hz. Muhammed Medine’ye yakın bir konumda olan kuvvetli bir Yahudi kalesi olan Hayber’i de fethederek kendisini daha kuvvetli konuma getirmesi için aynı zamanda Medine Ticaret Yolunu kontrol eder. Bu kaleyi fethederek onların ticaret açısından yarattığı risk ve tehlikeyi ortadan kaldırmayı düşünmüştür. Bu nedenle Hayber kalesine sefer düzenlemiş ve buradaki Yahudileri kazandığı zaferle buradan uzaklaştırmıştır. Bu Hayber seferi ve fethinin sebepleri ve cereyan edişi hakkında genel kaynaklara baktığımızda şu bilgilerin verildiğini görürüz:

Savaşın Sebebi

Hayber Medine'nin kuzey-doğusunda, Suriye yolu üzerinde, Medine'nin 150 km. kuzeyinde büyük bir Yahûdî

şehriydi. Yedi kalesi vardı. Hayber Yahûdi dilinde kale demek olup burası aynı zamanda hurma ve tahıl merkezi özelliğiyle, münbit birvâha'da kurulmuştu.

Hayber, Müslümanlara karşı bir fesâd ocağı hâline gelmişti. Daha önce Medine'den çıkarılmış olan
Yahûdîler de oraya yerleşmişlerdi. Müslümanlara karşı, müşrik bedevî Arabları harekete geçiren,

Hendek Savaşını hazırlayan bunlardı. Hendek Savaşında, Benî Kurayza Yahûdîlerine, düşmanla işbirliği yaptıranlar da bunlar olmuştu.

Hz. Muhammed Hayber ahalisiyle barış yapmak istiyordu. Hudeybiye'den döndükten sonra, Abullah
bin Ravâhayı Hayber'e gönderdi. Fakat Yahûdîler barış teklifini kabûl etmediler. Onlar, komşuları
Gatafan kabilesiyle birlikte Medine'yi basmak için hazırlanıyorlardı. Hudeybiye Barış Anlaşması'nın,
Müslümanların aleyhine görünen maddeleri,onlara Müslümanlan kuvvetsiz göstermişti. Münafıklar
da onlan savaşa teşvik ediyorlardı.

Gatafan kabîlesi, Müslümanlara karşı Yahûdîlerle birlikte hareket etmeyi kabûl etmişti. Düşman
hazırlığını tamamlamadan harekete geçmek gerekiyordu.

Hz. Muhammed, ashabına:

-"Cihâdı isteyenler bizimle gelsin" diyerek Hayber üzerine yürüneceğini ilan etti. Hicretin 7'inci yılı
Muharrem ayında 2000 atlı ve 1600 piyâde ile Medine'den çıktı. Harekâtını düşmana sezdirmeden,
üç günde Raci' Vâdisi’ne ulaştı.(1) Burada ordugâhını kurdu. Böylece Gatafan kabilesinden,
Yahûdîlere gelecek yardımın yolunu kesmiş oldu.

Hayber*in Kuşatılması

Hz. Muhammed düşman üzerine gece vakti varırsa, hemen baskın yapmaz, sabahı beklerdi.(2) Bu
sebeple geceyi Raci'de geçirdi. Sabah namazını kıldıktan sonra, Hayber üzerine yürüdü.

Sabahleyin, kazma ve kürekleriyle işlerine gitmek üzere evlerinden çıkan Yahûdîler, karşılarında
Müslüman ordusunu görünce şaşkınlıkla:

-Muhammed. vallahi Muhammed ve askeri... diye bağrıştılar (3). geri dönüp kalelerine kapandılar.

Hayber'de hepsi de gayet sağlam 7 kale vardı. En kuvvetlisi ise Kamûs kalesiydi. Hepsinde de bol
miktarda silah ve yiyecek vardı. Yahûdîler savaş için hazırlıklıydılar. Bu yüzden Hz. Muhammed’in
sulh teklifini kabûl etmediler.

Son Kale ve Fethin tamamlanması

Yirmi gün kadar devâm eden kuşatma ve savaş sonunda, bütün kaleler birer birer zaptedildi. Sadece
Kamûs kalesi kaldı. Bu kalenin kumandanlığında. Arablarca bin cengâvere bedel sayılan meşhûr
Yahûdî pehlivanı Merhab bulunuyordu. Her gün sıra ile ashabın ileri gelenlerinin komutasında
yapılan hücumlardan bir sonuç alınamamıştı. Nihâyet Hz. Muhammed bir gün:

-Yarın sancağı bir kişiye vereceğim ki, Allah Hayber'in fethini O'nun eliyle müyesser kılacak. O kişi
Allah ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever, buyurdu. Bu yüce şerefin kime nasib
olacağı bilinmediğinden, herkes o gece ümitle sabahlamıştı. Hz. Ali'nin gözlerinde şiddetli birağn
vardı. Bu yüzden hiç kimsenin hatırından O geçmiyordu. Sabah olunca Hz. Muhammed:

-Ali nerede9 Bana O'nu çağırın, buyurdu.

-Yâ Rasûlallah, gözleri ağrıyor, dediler ve yederek huzuruna getirdiler.

Hz. Muhammed duâ edip üfledi. Hz. Ali'nin gözleri derhal iyileşti, sanki hiç ağrımamış gibi oldu.

Sonra sancağı O'na verdi.(4)

Hz. Ali, Yahûdîleri önce İslâm'a çağırdı; kabûl etmediler. Sulh teklifine de yartaşmayıp, savaşa
devâm ettiler.

İlk önce Merhab kaleden çıktı. Kahramanlık şiirleri söyleyerek meydan okudu. Karşısına çıkacak er
diledi. O'na karşı bizzât Hz. Ali çıktı, kahramanca dövüşerek bu güçlü Yahûdîyi yere serdi. Merhab
öldürülünce, Yahûdîler fazla dayanamadılar. Ümitsizliğe düşüp kaleyi teslim ettiler. Böylece Hayber
feth edildi; Hz. Ali de Hayber Fâtihi oldu. Savaş sırasında Yahûdîlerden 93 kişi ölmüştü,

Müslümanlar ise 15 şehit vermişlerdi.

Hayber Arâzisi

Savaş sonunda Hayber arazisi müslümanların eline geçti.Hayberlilerin hayatlarının korunması, çoluk
ve çocuklarının serbest bırakılması şartıyla Hayber'den çekilip gitmeyi ve topraklarını, altın ve
gümüşlerini, üzerindekiler hariç, elbise ve silâhlarını teslim etmeyi, hiç bir şey saklamayacaklarını
kabul etmek şartıyla Hz. Muhammed ile sulh andlaşması yaptılar. Hz. Muhammed'de Hayber
arazisini, ashabı arasında taksim etmişlerdi. Ancak Yahûdilerin; "Biz toprağı işlemeyi ve hurma
yetiştirmeyi biliriz, bizi yerimizde bırak" demeleri üzerine Hz. Muhammed, onları kendi mülklerinde
yarıcı olarak çalışmalarına ve orada kalmalarına izin vermiştir.(5) Bu sebeple Hz. Muhammed her yıl
mahsûl zamanı Abdullah bin Ravâhayı Hayber'e gönderirdi. Abdullah ete mahsûlü iki eşit kısma
böler, yarısını Yahûdîlere bırakır, diğer yarısını da Medine'ye götürürdü.

Ayrıca yapılan bu andlaşmaya göre Rasûlullah onları Hayber'den istediği zaman çıkaracaktı. (6)

Yahûdîler, Hz. Ömer’in hilâfeti zamanına kaeter yerlerinde kaldılar. Hz. Ömer'in hilâfetinde, Arabistan
dışına çıkarıldılar. Yahûdilerin Hayber'den çıkarılmalarına Rasûlullah'ın "Arabistan'da iki dinin bir
arada olmayacağına dâir" hadisinin de sebep olduğu rivayet edilmektedir. (7)

Hz. Muhammedi Zehirleme Teşebbüsü

Hz. Muhammed fetihden sonra Hayber'de bir kaç gün daha kaldı. Yahûdîler gördükleri insânî
muâmeleye rağmen, hâince ctevranışlarıncton vazgeçmediler. Hz. Muhammed'e suikast yapmayı
plânladılar.

Yahûdî reislerinden Hâris kızı Zeynep, birziyâfet hazırladı. Hz. Muhammed'i de bazı arkadaşlarıyla
birlikte yemeğe davet etti. Fakat sofraya konulan koyun eti zehirliydi.

Hz. Muhammed durumu ilk lokmada anladı, çiğnediği parçayı ağzından çıkardı; ashâbına ete
yememelerini emretti. Fakat, Berâ oğlu Bişr bir kaç lokma yemişti. Hz. Muhammed bunu niçin
yaptıklarını Yahûdîlere sorduğunda:

-Eğer yalancı isen, senden kurtuluruz, şayet hak peygamber isen, sana zarar vermez., diye
düşündük, diye, güya akıllıca bir cevap verdiler.(8)

Zeynep de suçunu inkâr etmedi.

-Babam, amcam, kocam ve kardeşlerim, hepsi savaşta öldüler. İntikam için yaptım, dedi. Hz.
Muhammed şahsına karşı işlenen suçları affederdi. Bu sebeple Zeynep'i cezâlandırmadı. Ancak çok
geçmeden zehirli etten yiyen Bişr ölünce, Zeynep de kısâs edilerek öldürülmüştür.(9)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.