güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Mekke'den her şeylerini terk ederek Allah yolunda hicret eden muhacirlerin Medine'deki yasayışlarını kolaylastirmak ve sosyal hayata adapte etmek için Resulullah (s.a.s), her bir muhaciri bir Ensarla kardeş ilân etmiş ve bu kardeşlik birbirine mirasçı olmak kadar ileri götürülmüştü. Bu olay tarihe "Muahat" * adıyla geçmiş ve Ensar'in Allah yolunda, din kardeşleri için hiç tereddüt etmeden ne kadar büyük fedakârlıklarda bulunduklarını ortaya koymuştur.

Artik, Mekke'de sadece bir cemaat statüsünde olan Müslümanlar Medine'ye hicretle devletlerini kurmuş, bu da İslâm’ın tebliğ stratejisinde önemli değişiklikleri beraberinde getirmişti. Mekke döneminde savaş ferdi olaylara itiraz edilmemekle birlikte genel anlamda yasaklanmıştı. Bu dönemin tabiatı bunu gerektirdiği için Allah Tealâ, onca işkence ve saldırılara rağmen müşriklere karsı silahla karşılık verilmesine izin vermemişti.

İkinci Akabe Bey atinin peşinden, Ensar'dan Abbas ibn Ubade; "Ya Resulullah, izin ver sana eziyet eden müşrikleri kiliçtan geçirelim" dediğinde Resulullah (s.a.s): Henüz bununla emrolunmadık, arkadaşlarınızın yanına dönün" buyurmuştu (Ahmet b. Hanbel, III, 462).

Hicretle birlikte, devletin kurulmasından hemen sonra, Allah Teâlâ inananlara I'lay-i Kelimetullah için kıyamete kadar sürecek cihatın kapısını açıyordu: "Zulme uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karsı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardim etmeye elbette kadirdir" (el-Hac, 22/39).

Mekkeli müşrikler, hicretten sonra, kendileri açısından durumun vahametini anladıkları için Medineliler'den, Resulullah (s.a.s)'i öldürmeleri, en azından Medine'den sürmelerini istiyorlardı. Bu yapılmadığı takdirde Medine'yi isgal edecekleri tehditlerini savuruyorlardı. Resulullah (s.a.s), Medine'deki küçük Müslüman toplumu teşkilatlandırmaya gayret gösterirken, sınırları tespit edilmiş ve henüz bir şehir devleti niteliğindeki bölgenin dışında kalan gayrimüslim kabilelerle ittifak veya saldırmazlık antlaşmaları yaparak dişardan gelebilecek bir tehlikeyi karşılayacak bir ortam hazırlamaya çalışıyordu. Ancak burada önemli olan husus, Müslümanlar, planlarını savunmaya değil, İslâm tebliğinin aktif olarak diğer insanlara da ulaştırılması üzerinde yapıldığıdır. Bunun için askerî gücün kaçınılmazlığı açıktır. Bundan dolayıdır ki Hicret, sadece Mekkeli Müslümanların Medine'ye intikali ile sinirli tutulmamış, nerede olursa olsun iman eden herkesin Medine'ye hicreti farz kılınmıştır. Mekke'nin fethine kadar geçerli kalan bu hüküm, Mekke'nin fethiyle artik gerek kalmadığı için kaldırılmıştır.

Resulullah (s.a.s), siyasî, sosyal ve cihatla alakalı inen ayetleri, Mescid-i Nebi'de ashabına öğretiyor, ayrıca Mescid-i Nebi'ye eklenen ve İslâm öğretiminin ilk üniversitesi mahiyetiniz olan Suffa'da yetişmiş ashabın katılımıyla bu eğitim faaliyetleri bütün Müslümanları kapsayacak şekilde yerine getiriliyordu.

Bu teşkilatlanma ve eğitim çalışmaları yanında İslâm devletinin en önemli düşmanı olan Mekkeli müşrik güçlere karsı silahlı bir faaliyetin hazırlıkları da yapılıyordu. Resulullah (s.a.s), Hicretten yedi ay sonra, Mekkeli müşriklere ait ve basında Ebu Cehil'in bulunduğu bir ticaret kervanını vurmak için Hz. Hamza komutasında otuz kişilik bir birliği Medine'den yola çıkardı. Ancak her iki tarafın da müttefiki olan Mecdi b. Amr'in araya girmesiyle, savaş pozisyonu alan kuvvetler savaşmadan ayrılmışlardı.

Hz. Muhammed’in hicret sonrasında ki Medine’de ki icraatları bu minvalde gerçekleşirken Mekkeli müşriklerde boş durmamışlar. Hz. Muhammedi ve onun yerleştiği Medine’yi takibe davam etmişler. Bu karşılıklı takip her iki tarafı karşı karşıya getirecek Peygamber devrinin savaşlarını yaratan sebebi oluşmuştur. Hz. Muhammed’in kureyşlilerle rekabet ve mücadelesi nedeniyle ortaya çıkacak olan savaşlara genel kaynaklarda baktığımızda şu bilgilerin yer aldığını görürüz:

Bu olaydan bir ay sonra, altmış kişilik bir kuvveti Ubeyde b. el-Haris komutasında yine Mekke kervanının yolunu kesmek için göndermişti. Seniyyetül-Murre mevkiinde karşılasan kuvvetler arasında yine ciddi bir çatışma meydana gelmemişti. Bununla birlikte, Mekke müşrikleri ile Müslümanlar arasında tam bir savaş hali yaşanıyordu. Bunun için, bu kervanlara yapılan saldırılar, basit birer yol kesme hareketi değildi. Müşriklere ait ticaret kervanlarının İslâm devletinin nüfuz bölgelerinden geçmesi engellenerek, savaş halinde bulunan güçlerin ekonomilerinin çökertilmesi hedefleniyordu. Ayrıca bu küçük çaplı askerî operasyonlarla Müslümanların savaş yeteneklerinin geliştirilmesi ve tecrübe kazanmalarını sağlayarak, ilerdeki büyük savaşlar için İslâm ordusunun alt yapısı oluşturulmaya çalışılıyordu.

Hicrî birinci senenin sonunda Sa'd b. Ebi Vakkas komutan tayin edilerek, yirmi kişilik bir kuvvetle el-Harrar bölgesine gönderilmişti. Ancak, Mekke kervanı bir gün önceden burayı terkettiği için yine bir çatışma olmadan Medine ye dönülmüştü.

Hicrî ikinci senenin Sevval ayında, ikiyüz kişilik bir kuvvetle Resulullah (s.a.s)'in bizzat askerî sefere çıktığı görülmektedir. Bedir yakınlarındaki Vaddan bölgesine kadar giden Resulullah (s.a.s), bu bölgede oturan Benu Damra kabilesi ile bir saldırmazlık antlaşması yapmıştı. Bundan bir ay sonra Resulullah (s.a.s), ikiyüz kişilik bir kuvvetle Medine'nin kuzey bati tarafında bulunan Buvat bölgesine gitti. Mekke kervanlarını sıkı bir takibe alan Resulullah (s.a.s), çıktığı seferler esnasında bir takim kabilelerle. antlaşmalar akdediyor ve Medine etrafındaki kabileleri Mekkeli müşriklere karsı kendi tarafına alıyordu.

Bu arada, Sam ticaret yolunun Müslümanlar tarafından kontrol altına alınması Mekke müşriklerinin tedirginliğini oldukça artırmıştı. Hicri ikinci yılın Cemaziyel-Ahir ayında, Kurz b. Cabir'in komutasındaki Mekkeli bir birlik Medine'nin dis mahallelerine baskın düzenlemiş ve buraları yağmalamıştı. Medine'ye henüz dönmüş bulunan Resulullah (s.a.s), bu Mekkeli birliği yakalamak için peşlerine düştüyse de, kaçıp gittiklerinden onlara yetişmesi mümkün olmamıştı. Bu olay Müslümanlar için üzüntü verici olmuştu. Bunun üzerine Mekke'den bir kervanın yola çıktığı haberi alınınca Resulullah (s.a.s), hemen Medine'nin güney bati tarafında bulunan Benu Damra arazisine doğru yola çıktı. Burada Müdlic kabilesine mensup olup, hicret esnasında Resulullah (s.a.s)'i yakalamak isteyen, ancak sonra iman eden Suraka Resulullah (s.a.s)'i kabile mensupları ile birlikte büyük bir coşku ile karşılamıştı. Suraka'nin Müslümanları ağırlaması esnasında Mekke kervanı savuşup gitmişti. Bu sefer esnasında savaşçıların şayisi yüz elli kişi kadardı.

Suriye'ye giden kervanın yolunun kesilmesini sağlamak için Resulullah (s.a.s) iki kişiyi istihbarat maksadı ile Suriye'ye göndermişti. Ayrıca on iki kişilik bir birliği Abdullah b. Cahs komutasında, Mekke devletinin Müslümanlar hakkında tasarladıkları planları öğrenmek için tehlikeli bi r görevle -Mekke'nin güneyinde,. Mekke ile Taif arasında bir yer olan Nahle mevkiine gönderdi. Bu birliğin gittiği yerin gizliliğini muhafaza için görevlerini bildiren mühürlü talimatın iki gün yol alındıktan sonra açılması emredilmişti. Bu birlik Nahle bölgesine geldiğinde Mekkelilere ait üzüm ve deri yüklü bir kervanla karsılaştı. Görevi sadece haber toplamak olan birliğin komutanı Abdullah Ibn Cah s, bu kervana saldırı emri vermiş sonuçta bir müşrik öldürülmüş, iki esir alinmiş ve kervandaki mallara ganimet olarak el konmuştu. İslâm devletine ait askerî birlikler düşmanla ilk defa ciddi bir çatışmaya girmiş oluyordu.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.