güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli Okurlarım,

Hz. Muhammed'in etnik kökeninin belirgin temeli olan Haşim oğulları sülalesinin yanında Hz. Muhammed'in anne soyunun Medine'de Neccar oğullarına dayandığı bilinen bir gerçektir. Gerek Mekke'deki Haşim oğullarının haliyle onları kapsayan Kureyş'lilerin gerekse Medine'deki Neccar oğullarının yaşadığı Medine'deki evs ve Hazrec kabilelerinin Türklüğüne delalet eden belirtiler de mevcuttur. Nitekim Evs kabilesinin adının Oğuz kelimesinin bozulmasından ortaya çıkmış olacağını düşünmek pekala mümkün olabileceği gibi Hazrec kabilesinin adının da Harzem Türklerinden bozunmayla küçültme yahut nesil devamını dillendiren eklerle oluşmuş olmasını da düşünmek pekala mümkündür. Şurası da bir gerçektir ki Hz. Muhammed'in Mekke'deki baba soyu ile Medine'deki anne soyunun aynı kökten gelmesi yolundaki bilgiler Medine'deki evs ve Hazrec kabileleri ile daha doğrusu evs kabilesi ile Kureyş kabilesinin aynı kökten geldiğini düşündüren özelliği taşımaları bu 3 kabilenin de Anadolu Suriye Mezopotamya üzerinden gelen Orta Asya'lı kabilelerin Kızıl Deniz'i takip ederek Hicaz bölgesine kadar gelen grupları olduğunu, gruplarına mensup olduklarını düşünmek pek de yabana atılabilecek bir düşünce olmasa gerekir kanaatindeyim. Yine aynı kanaati kuvvetlendirecek bir başka delil olarak Mekke'de haram aylar sırasında gerçekleştirilen Ukaz Panayırı'nı da görmek ve göstermek pekala mümkündür kanaatindeyim. Bence bütün alışverişlerin yapılabildiği hatta şiir yarışması gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiği bu panayır büyük olasılıkla Orta Asyalıların Anadolu üzerinden Suriye Filistin yoluyla Hicaz bölgesine kadar gelen kabilelerinin yarattığı bir ortamdır. Çünkü bu Ukaz Panayırı Anadolu'da asırlardır uygulama bulan hatta Orta Asya'dan başlayarak Türk dünyasında uygulana gelen sıcak mevsimleri zaman kabul eden panayırlarla aynılık gösteren bir icraat görüntüsü mevcuttur. Bu yüzdendir ki Ukaz Panayırı olarak karşımıza çıkan bu panayırın kökeninin öküz panayırı manasında aramak gerekir düşüncesindeyim. Çünkü Anadolu ve diğer Türk dünyasındaki panayırların temelinde ağırlık ekonomik açıdan hayvan alım satımına dayanmaktadır. Bu nedenle belki de Ukaz Panayırını Orta Asya'dan Hicaz bölgesine getiren Turan kabileleri, Türk kabileleri Ukaz Panayırını oluştururken de başlangıçta hayvan panayırı olaraktan kurmuş ve adlandırmayı ona göre yaparak Ukaz Panayırı isimlendirmesine ulaşmışlardır. Yine şunu da belirlemekte fayda vardır. Kureyş kabilesinin, Evs ve Hazrec kabilesinin mensubu şahısların evliliğinden doğan peygamberimizin bayrak rengine baktığımızda beyaz veya siyah renk taşıdıklarını görmekteyiz. Şunu da vurgulamak gerekir ki beyaz renk ve siyah renk bayraklar Türk dünyasında Türk devletlerinde çok sık görülen bayraklardır. Mesela Osmanlı'nın ana bayrağı beyaz olduğu gibi beyaz renkli bayrak Anadolu Selçuklularında da söz konusundadır. Hatta beyaz renkli bayrağın Osmanlı hanedanına Selçuklu sultanının armağanı olduğu bilgileri vardır. Siyah renkli bayrak Türk dünyasında Harzemşahlarda görülen bir bayraktır. Bu yüzden Haşimilerin beyaz rengi timsal seçmeleri Haşimi ailesinin Türklükle bağlantılı bir aile olduğunu gösterebilir düşüncesindeyim. Medine'deki Hazrec kabilesindeki Harzem kabilesinin Hicaz bölgesine geçmiş dönemlerde gelmiş küçük bir grubu olarak kabulü de mümkündür. Bu yüzdendir ki Hicaz bölgesinde yaşayan kabilelerin bir kısmının Turan kökenli Türk kökenli olup daha sonra Samiler arasında kalan kitleler olması büyük olasılıktır. Şunu da belirtmek gerekir ki Mısır, Habeşistan, Filistin, Suriye hatta ve hatta Kuzey Afrika sahası ilk çağ dönemi göçlerle Turan kökenli, Türk kökenli kabilelerin ulaşıp yerleştiği sahalar olmuşlardır. Nitekim Mısır konusunda yazılmış Mısır tarihini anlatan Mısır Tarihi isimli eserinin ahaliyi izah eden sayfalarında Ord. Praf. Yusuf Ziya Özer Mısır, Suriye, Filistin ve Filistin'den Yemen'e kadar inen Arabistan'ın Kızıldeniz yakasına ait pek çok yerleşim yerinin kurucu kabilesi olarak Türk kabileleri göstermektedir. Buna delil olarak da bu sahadaki bir kısım şehirlerin isimlerinin Türk kabile isimlerini çağrıştırmasını gösterir bir ifade kullanmaktadır. Hatta bu kullanımda İsrail kabilelerini Türklükle bağdaştıracak ifadelere de yer vermektedir. Nitekim bu ifadeler arasında en dikkat çekicisi Medine şehrinin ilk adı olan Yesrib veya Yatrib adının özellikle vurgulanmasıdır. Bu şahısa göre Medine şehri Yesrib adını Yes Türkleri veyahut Yat Türkleri tarafından kurulmuş olmasından almaktadır. Sözünü ettiği bu kitlelerin bugün bazı temsilcilerinin Asya sahasında yaşadığını dile getiren Yusuf Ziya Özer 'in bu fikri esas alınırsa Arabistan'daki bazı devlet, kabile hatta yer adlarına, eser adlarına da yapılacak yorumlarla Türk kitlelerinin bu sahada yaşamış olmasını söylemek mümkündür. Nitekim tarihi bilgiler arasında Yemen sahasında mevcutluğundan bahsedilen Mareb Barajı'nın ismini de Türkçe kabul etmek pekala mümkündür. Çünkü bu isim su manasındaki mar kelimesi ile ev manasındaki eb kelimesinin birleşmesinden oluşmuş bir kelime görüntüsü vermektedir. Barajın suların toplandığı bir yer olduğu düşünülürse bu barajın su evi anlamına, suların bulunduğu yer anlamına bu şekilde adlandırıldığını söylemek mümkündür. Böyle bir adlandırmayı yapan kitlelerin büyük olasılıkla Türklükle bağlantısından, Türk olmalarından söz etmekte pek şaşırtıcı olmasa gerektir kanaatindeyim. Yine Yemen bölgesinde kurulan daha doğru Hicaz bölgesinde hakim olan Saba devletinin Sa ve Aba kökenli Türk kitleleri tarafından kurulmuş olan bir devlet olma ihtimalinin de olabileceğinden hatta bugünkü Yemen'in Sana şehrinin de Sa Türkleriyle bağlantısını düşünmek olası bir ihtimaldir düşüncesindeyim. Zaten Yemen ahalisinin Osmanlı döneminde bile Türklükle benzerlik göstermesi sıkı bağ kurması bu bölge halkının Türklükle bağlantısının delili kabul edilebilecek bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle Arabistan'ın bu sahasında ahalinin oluşumunda Türk kökenli, Turan kökenli göçmenlerin payını aramak Haşimiler gibi bazı ailelerin kökenini Türk kabul etmek hatalı bir kabul olmayacaktır düşüncesindeyim. Yine Ka kelimesinin Orta Asya ve ondan yapılan göçlerin etkili olduğu kültürlerde Tanrı manasını taşıdığı da bilinen bir durumdur. Hal böyle olunca, hal böyle kabul edilince İslam dininin Allah'ın evi kabul ettiği Kabe adlandırmasının bu binaya Türk kökenli kurucular tarafından verildiğini düşünmek şaşırtıcı olmamalıdır düşüncesindeyim. Çünkü Kabe ismi Ka ve Eb kelimelerinin yanı Allah ve ev anlamını verebilecek kelimelerin birleşmesinden ortaya çıkmış olması muhtemel bir durumdur. Kaldı ki Türk olduğu Hz. Muhammed'in hadislerine dayandırılarak vurgulanabilecek özellik gösteren İbrahim peygamberin kuruculuğu bu binanın Türkler tarafından adlandırılmış olmasına delil kabul edilmesini kuvvetlendiren bir durum olmasına da bence itiraz etmek zorlaşacaktır. Bu yüzdendir ki Hz. Muhammed'in ailesinin gerek Kureyş kabilesi gerek Evs ve Hazrec kabileleri nedeniyle mümkün olabilecek bir durumdur. Anne tarafı Evs, baba tarafı Kureyş kabilesinden, annesi Neccar oğullarından, babası Haşim oğullarından olan peygamberimizin Türk kökenli olmasına büyük olasılıkla bakmak bence hatalı bir bakış olmayacaktır kanaatindeyim. Hz. Muhammed'in Türklüğü konusunda onun Türklükle ilgili hadislerini ve Türklüğe ait yaşam stili ve Türk eşyalarını kullanmasını da Türklüğüyle, Türklükle bağlantısına delil saymak pekala mümkündür. Bu amaçla hadislerine baktığımızda verilen bilgilerde şu ifadelere rastlarız:

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.