güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

HZ. MERYEM

Hz. Meryem konusun da şunu da belirtmek isterim ki Hristiyan inancına göre Hz.İsa kadar kendisine kutsallık hatfedilen bir kadındır bu yönüyle Hz. İsa tasfirleri kadar Meryem tasfirleri kadar hristiyanlar için önemlidir. Bu yüzden hristiyanlar için putlaşmış putlaştırılmış kmsedir. Hz. Meryemin tasfirleri veya resimleri önüne mumlar dikilmesi onların önünde diz çöküp veya eğilerek istazros çıkarılması ondan dileklerde bulunulması hz.meryemin putlaştırılması en basit ispatıdır. Bu özelliği ile hz. Meryem modern dünya da yaşatılan geçerliliği sürdürülen hz. İsa heykelleri dışında heykel ve resimleri ile sö konusu olan tek puttur demek yanlış değildir. Düşüncesindeyim. Hz. Meryem için söyleyebileceğimiz bir özellikle hristiyanlıkta ki rahıbeliğin manastra kapanan rahibelerinin ilk örneğinin ilk protatibin o olmasıdır bir başka değişle kendisi Süleyman tapınağına adanan ve tapınak dışına çıkmayan yan yaşantısı ile hiç evlenmiyen özelliği ile hristiyan dünyasında ki bakire olarak manastırına kapanıp din işleriyle uğraşan rahibelere örneklik teşkil etmiştir. Demek pekte yanlış olmaz. Kanaatındayım her ne kadar bugünkü rahibelik sistemi romada ki Vesta anadoluda ki mitra ve kitabe dinleri rahibelerinden örneksemeler etkilemeler almışsada bugün ki rahibelik teşkilatının esas örneği hz. Meryem ve onun isanın doğumuna kadar Zekeriya peygamber denetimin de geçen yaşamı yaşam biçimi olmuştur. Kanaatındayım. Üstelik hz. Meryemin dünya ile ilişkisini kesip evinde inzivaya çekilip dua ve ibadetle vakit geçirmesinde rahibelik ve manastır sisteminin doğuşunda az çok etken olduğu muhakkaktır. Hz. Meryemin bu özelliklerinden sonra onu daha detaylı tanımak ve tanıtmak için kaynaklar aradığımız da farklı kaynaklar da şu tür bilgilere rastlarız.

 

İslâmî kaynaklara göre Hz. Meryem'in babası İmran'dır. İmran, şerefli bir silsile ile Hz. İbrahim'e dayanan bir sülâledendir. Hz. Meryem'in annesi Fâzuka'nın kızı Hanne'dir. Hanne'nin kız kardeşi (bir rivayette Meryem'in kız kardeşi) İyşâ da Hz. Zekeriya'nın hanımı ve Hz. Yahya'nın annesi imiş. Hz. Muhammed (s.a.s.); "Yahya ile İsa, teyze oğullarıdır." demiştir.

Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:

"İmran'ın hanımı (Hanne): "Rabbim, karnımdakini tam hür olarak (dünyadan azad edilmiş ve tamamen ihlaslı bir ibadet duygusu ile Mabet bekçisi olarak) sana adadım. Benden kabul buyur. Şüphesiz Sen işiten, bilensin.' demişti. Onu doğurunca, -Allah onun ne doğurduğunu bildiği halde- (Hanne) şöyle dedi: 'Rabbim, onu kız doğurdum; erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu koğulmuş şeytanın şerrinden Sana ısmarlıyorum. Bunun üzerine Rabb'i onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriya'nın himayesine verdi. Zekeriya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girse, onun yanında yeni bir yiyecek bulurdu. 'Meryem! Bu sana nereden geldi?' deyince, o da: 'Bu, Allah katındandır.' derdi. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verir." (Âl-i İmran, 3:35-37)

Meryem kelimesi, Süryâni dilinde hizmetkâr mânâsınadır.

37. âyetteki mihrap kelimesi, cami ve mescitlerin ön tarafında imamın duracağı belli yerdir. Fakat burada mihraptan maksat, mabette merdivenle çıkılan mahfel olduğu beyan edilmektedir ki, Hz. Meryem, Zekeriya Aleyhisselâm tarafından buraya konulmuş ve burada muhafaza edilmiştir. İşte anne karnında babasından yetim kalan Hz. Meryem, böyle bir ruhaniyetle doğmuş ve böyle bir mihrapta Allah katından özel nâiliyet ile yetiştirilmişti. O mihrap ki: "Orada (mihrapta) Zekeriya, Rabb'ine 'Rabb'im! Bana katından hayırlı bir nesil ver. Şüphesiz Sen, duayı hakkıyla işitensin' diye dua etti." (3:38)

Bu arada Kur'ân-ı Kerim Hz. Zekeriya'nın duasının kabulünü anlattıktan sonra tekrar Hz. Meryem meselesine dönüyor:

"Hani melekler: 'Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yarattı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı. Ey Meryem! Rabb'ine divan dur ve secdeye kapan ve rukû edenlerle beraber rukû et.' demişlerdi." (3:42-43)

Kur'ân'ın bu âyetlerinden anlaşıldığına göre Hz. Meryem, böyle İlâhî seçme ile tertemiz, pampak idi. Hiçbir kadında görülmemiş bir şekilde Hz. İsa'ya anne olması yönünden, dünyadaki kadınların hepsinden üstün oldu. İbadetini de cemaat ile Beytü'l-makdis'de eda ediyordu. Bir başka âyetin ifadesiyle sadece; "Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti." (Meryem: 19:17)

Melekler şöyle demişti: 'Ey Meryem! Allah sana Kendisi'nden bir Kelime'yi müjdeliyor ki adı Meryem oğlu İsa Mesih'dir; dünyada da ahirette de itibarlı, aynı zamanda Allah'a çok yakınlardandır. Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır.' (Meryem) 'Ey Rabb'im, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?' dedi. Allah: 'Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece (ol) der, o da oluverir.' buyurdu." (3:45-47)

Âyetleri yorumlayan İslâm müfessirleri, Mesih kelimesini izah ederken şunları söylemişlerdir: "Mesih, İbranice aslında mübarek mânâsında mesihtir ki, Hz. İsa'nın lâkabıdır."1 "İsa Aleyhisselâm, Musa Aleyhisselâm'ın şeriatından bir kısım yükümlülükleri Allah'ın emriyle kaldırdığı için kendisine Mesih denilmiştir."2

Hz. İsa Aleyhisselâm hakkında Allah tarafından bir kelime ifadesini yorumlarken Elmalılı M. Hamdi Yazır, tefsirinde diyor ki; "Burada 'Allah'ın kelimesi' diye belirlilik ifadesinin kullanılmayıp belirsiz olarak getirilmesi şu nükteleri ifade eder: Evvelâ bu kelime tanınmadık, garip, âdet dışı bir kelimedir. Ve bu sebeple İsa'nın hüviyetini teşkil eder. Gerçekte İsa'nın yaratılışı bilinen âdetin dışındadır. 'Allah tarafından' kaydı da bunun vasıtasız bir yaratma ve bundan dolayı âdet dışı bulunduğunu ve aynı zamanda bu kelimenin bâtıl olmayıp, bir 'hak kelime' olduğunu gösterir." (Cilt 2: 363)

Aslında "kelime" kelimesi, Arapça "kelm" kökündendir. Kelm ise duyma ve görme gibi iki histen biriyle idrak olunan bir tesirdir. Bunun için tesiri açık bir cerh (yaralama) mânâsına gelir. Bu bakımdan; "Babasız çocuk nasıl olabilir?" sorusunu soranlara Allah'ın kudretini, hikmetini, ihyâ ve sair isim ve sıfatlarını da tazammum eden kelâmının; yani sadece "kün!/ol!" emrinin bunun için yeterli olduğu söylenmiştir.

İnsan türünün dörtte birinin başına reis olarak geçen, insan nevinden (bir cihette), melekler nevine intikal eden; arzı bırakıp gökleri vatan edinen harikulâde bir insan ferdinin, bu harikulâde vaziyetleri tenâsül (üreme) kanununun harika bir şeklini gerektirir. Bu bakımdan tenâsül kanununun içine Hz. İsa'nın doğumunu da mecburiyet varmış gibi almaya çalışmak hiç yakışmadığı gibi, hiçbir mecburiyeti de yoktur. Hem bu hususta Kur'ân'ın açık ifadeleri tevil kaldırmaz. Yüz cihetle zedelenen tenâsül kanununun tamiri hesabına hiçbir cihetle zedelenmeyen ve tenâsülün haricinde bulunan meleklerin cinsiyet kanunu ve Kur'ân'ın sarahat kanunu gibi kuvvetli kanunlar nasıl tahrip edilir? Evet, Allah katında İsa'nın durumu Adem'in yaratılışı gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'ol!' dedi, hemen oluverdi (Al-i İmran, 3:59), gibi kat'î âyetlerle Hz. İsa Aleyhisselâm'ın babasız olduğu katiyeti vardır. Zaten hiçbir kanun yoktur ki, istisnaları ve nadirleri bulunmasın, hârice çıkmış fertleri bulunmasın. Hiçbir kaide yoktur ki, harika fertleri ile tahsis (özel durumlar istisna) edilmesin. Hz. Âdem zamanından beri bu kanundan hiçbir fert istisna olmamak ve hâricine çıkmamak olamaz. Her şeyden önce zaten bu tenâsül kanunu, başlangıç itibarıyla ikiyüzbin hayvan türünün ilk yaratılışı ile (annesiz, babasız olarak, tenâsül kanununun haricinde) harika şekildedir. Yani, en evvelki pederleri âdeta Adem'leri hükmünde, ikiyüzbin o evvelki pederler, tenâsül kanununu geçersiz kılmışlar. Peder ve vâlideden gelmemişler. Onlara, o kanun haricinde vücut verilmiş. Hem her baharda gözümüzle gördüğümüz, yüzbin envaın en büyük kısmı, hadsiz fertleri, tenâsül kanunu haricinde, yaprakların yüzünde yaratılıyor. İlk başlangıçta ve hattâ her senede bu kadar istisnaları ile yırtılmış, zedelenmiş bir kanun ile Hz. İsa Aleyhisselâm gibi harika bir zat bağlanamaz. Onun doğumu da harikadır, mucizedir.3

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.