güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

PEYGAMBERLER TARİHİ

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Hz. Meryem

İsevi ve islami ansiklopedik bu bilgiler hz. Meryem’i bize kısaca tanıtmaktadır. Ancak Hz. Meryem’in hakkında söylememiz gereken şu noktalar da vardır. Hz. Meryem Asiye hatun gibi sadece Mısır ile sınırlı kalan daha doğrusu Nil batısında kalan Mısır ile sınırlı bir coğrafi sahada yaşamamıştır. Meryem hatun Filistin- Kudüs havalisinde yaşamına başlamasına karşılık farklı rivayetlere göre, farklı yerlerde yaşamış ve farklı yerlerde gömülü olduğuna inanılan bir hayat bitişi göstermiştir. Meryem hatun Asiye hatun gibi veya diğer peygamber anneleri gibi sadece peygamber dünyaya getirip, peygamber yetiştiren kadın görünümünde kalmamıştır. Çünkü Meryem hatunun farklı Hıristiyan mezheplerine göre farklı görüntüler sergilediğini görmekteyiz. Bazı Hıristiyan mezheplerine göre Hz. Meryem bakire bir bayandır. Ve ondan bahsederken bakire Meryem diye bahsederler. Oysa bu tabiata, tabiatın biyolojik kurallarına aykırıdır. Peygamber de olsa İsa peygamber gibi bir çocuk dünyaya getirip anne olan bir bayanın bakireliğine inanmak dini kaide olsa bile kabulü oldukça zor bir durumdur. Kaldı ki bazı mezheplerde dile getirilen bazı araştırmacıların iddialarında yer alan bilgilerin dile getirdiği gibi Hz. İsa’nın kardeşi veya kardeşleri olduğu şeklindeki iddia ve beyanları esas alırsak Meryem hatunun bazı Hıristiyan inanışlarının, mezheplerinin iddiaları olan bakire şeklinde ölen bir Meryem’in varlığını kabul etmek hemen hemen imkansızdır. Gerçi din adamlarının olmazı olur gösterebilmek için kullandıkları ikna edici söz uyarınca eğer Allah isterse Meryem hatuna ölmeden önceki yaşamında tekrar bakirelik özelliği verilmiş olabilmesi düşüncesine itiraz etmek kolay değildir. Ama ne var ki yine deböyle bir olgunun olmuş olması ihtimali yok denecek durumdadır düşüncesindeyim. Bence Hıristiyanların Meryem hatuna bakire Meryem ismini vermeleri ve onun  sözü geçtiğinde ondan bakire Meryem diye söz etmeleri onun Hz. İsa’yı herhangi bir cinsel ilişki olmadan dünyaya getirmiş olması fikir ve inancına dayanmaktadır. Hz. Meryem konusunda dikkat edilmesi gereken bir özelliği de onun tanrısallık vasfının bahşedilmiş olmasıdır. Bunun ilk görünümü Hıristiyan mezheplerinin bir kısmının dayandığı üçlü tanrısal ruh kavramında yatan Allah’ın İsa’nın babası İsa’nın oğul, Meyem’in İsa’nın anası olma telakkisinde geldiğine inanılmasıdır. Yani Meryem hatun kutsallaşma özelliğini bir oranda ilahlaşma özelliğini Allah’ın oğlu olan İsa’nın anası olmasından almaktadır. Bu tür bir olguya inanan Hıristiyan mezheplerine göre İsa tanrının oğlu olurken Meryem hatunda Allah’ın oğlunu dünyaya getiren bir kadın olmaktadır. Eski çağın çok tanrılı dinlerinde mevcut olan tanrı ve tanrıçalar birbirleriyle evlenip nasıl yeni tanrılar dünyaya getirdiğine inanılıyorsa sözünü ettiğim şekilde bir üçlü oluşuma inanan Hıristiyanların da aynı kabule yöneldiklerini ve bir oranda Meryem hatuna tanrının eşi gözüyle baktıklarını söylemenin, söylediklerimin kabulünü de düşünmek gerekir. İşte bu kabulle Meryem hatunun tanrı olan İsa’nın annesi olmak dolayısıyla tanrının annesi İsa’nın babası gördükleri, tanrının çocuğunu dünyaya getiren kadın olması dolayısıyla Meryem’in tanrının eşi kabul edilmesi onların inanışlarına göre mümkün olabilmektedir. Bu yüzden İsa’nın annesi Meryem’ Meryem ana derlerken, bazı Hıristiyanlar tanrı annesi ve tanrı eşi bir Meryem’i kasttettikleri gibi İsa’yı peygamber kabul eden, tanrısal vasfını inkar eden Hıristiyanlar da kendi dinlerini ortaya koyan İsa peygamberin annesi olması dolayısıyla Meryem hatuna Meryam ana demektedirler. Şurası da bir gerçektir ki biz islamlar da İsa peygamberi peygamber kabul ettiğimizden onun annesi Hz. Meryem’i de kutsanmış kutlu bir hatun kabul ederiz. Nasıl peygaberimizin annesine ve eşlerine, kızına, peygamberimizin yüzü suyu hürmetine saygı gösterip ana dersek Meryem hatununa da bu sebeple Meryem ana deriz. Meryem ana kültünün İsa peygamber kadar değer kazanıp ibadet hedefi ve konusu olabilmesi hep bu anlayış nedeniyle ortaya çıkmıştır. Meryem ana kültünün kuvvetle ortaya çıkıp ibadet bulmasında birazda Meryem hatunun İsa’nın ölümünden sonraki kısmının anadolu topraklarında geçmesi önemli etken olmuştur düşüncesindeyim.  Bir başka deyişle Hıristiyan dininde ve inancında İsa dışında hatta Allah kavramı dışında kendisine yönelinip şahsına yönelik ibadetler gerçekleştirilen, adaklar sunulup kendisinden istek ve dileklerde bulunulan bir Meryem ana kültünün yaratıcısı ilk çağ anadolu uygarlık  sahası olmuştur demek yanlış olmayacak bir bilgidir. İlk çağlarda anadolu dinlerinde temelde her şeyin yaratıcısı olduğuna inanılan bir ana tanrıça vardır. Bu ana tanrıça bazen arinna, bazen kübele, bazen kubaba, baze sibele, daha sonraki dönemlerde hörmüz, anahita, mihra şeklinde farklı adlandırmalarla karşımıza çıkmaktadır. Çoğunlukla güneş tanrıçası olarak kabul edilen bu tanrıça herşeyin yaratıcısı olmakta ancak bunun yanında ikinci bir tabiat tanrısından erkek olan bir tabiat tanrısından da bahsedilmektedir. Bazen bu ikinci tanrı yani erkek tanrı ana tanrıçanın eşi olarak kabul edilmekte,  bazen oğlu olarak kabul edilmektedir. Orta Asya’dan çıkan göç kitlelerinin anadoluya ve balkanlara ulaşmasında ilk kez apiagaye yani ana tanrıça mahiyetinde isimlerle anılan bu ana tanrıçanın ilk varlığına ilk çağda Girit’te rastlanmakta daha sonra anadoluda İda Dağı’na yani Kaz Dağı’na oturtulan bu ana tanrıçanın farklı adlarla da olsa anadoluya ait dinlere yerleştiği görülmektedir. Bu nedenledir ki gerek pers İran dinlerinde görülen ahuramazda,mitra kültlerinin baş yaratıcısı hep bu anadolu kökenli güneş tanrıçası karşımıza çıkmaktadır. İşte bu güneş tanrıçası ile onun eşi veya oğlu olarak kabul edilen tanrı arasındaki münasebetlerine dayanan dinsel ikili telakki bütün anadolu dinlerinde varlığını sürdürmüştür.  Bu bazen güneş ve tabiat ilişkisi bazen iyilik kötülük ilişkisi temalı olarak cereyan eden ilişkilere dayalı dinler şeklinde hemen hemen her dönemde anadoluda görülebilmiştir. Bu nedenle bu ana tanrıça kültü ahuramazda dininde de mecusilikte de zerdüştlükte de Mısır’daki dinsel mitolojilerde de avrupa mitolojisine temel olan yunan mitolojisinde de karşınıza çıkmıştır. Yunan mitolojisinde hera, anadolu mitolojilerinde kibele veya sibele, pers iran mitolojilerinde ahuramazda veya mitra olarak karşınıza çıkıp ateş veya aydınlıkla temsil edilen bu ana tanrıça kültünün Hıristiyanlıkta da Meryem ana kültü şeklinde önde anadoluda karşımıza çıkıp daha sonra anadolu üzerinden avrupaya ve oradanda dünyaya yayılıp kabul gördüğünü düşünmek mümkündür. Bu kanaatımızı kuvvetlendirecek en büyük dellillerden birisi Hıristiyanlıkta Meryem hatunun Meryem ana şekline dönüştürülüp Hıristiyanlık öncesi dönem anadolusundaki magnemater özelliğine kavuşturulmuş olmasıdır. Ne tuhaftır ki nasıl ilk çağ anadolusundaki ana tanrıçanın ibadetinde ateş ve aydınlı önemli yer tutuyorsa Hıristiyanların Meryem ana ibadetinde  de ışık ve aydınlık önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü Hıristiyanlar Meryem ana resmine veya heykellerine yani ikonlarına mumlar yakıp sunmakta, onun önüne yahut çevresine mum yakıp ondan sonra onun önünde hac çıkarma ve dua ve dilek seramonilerinde bulunmaktadırlar. Bunu yapan Hıristiyanlar dileklerini Allah’tan değil Meryem ana kültünde isteyip beklediklerine göre Hıristiyanlıkta Meryem hatunun Allah ile denk yahut eşit görülen bir kült olduğundan da söz etmek mümkündür. Şunu da hatırlatmak isterim ki Hıristiyanlı mum yakma törenlerini hatta vaftiz törenini anadolu ilk çağ çok tanrılı dinlerinden etkilenerek, aktarmalar yaparak oluşturmuş olmalıdır düşüncesindeyim. Özellikle Meryem ana kültünün ortaya çıkması ve kendisine mumlar yakılması mitra, zerdüşt dinleri gibi dinlerin etkisiyle oluşmuş kabul ve seramonilerdir. Belki de Hz.İsa’nın tekrar dirileceği şeklindeki , tekrar dünyaya geleceği şeklindeki kabul ve inanışların ortaya çıkışında da zerdüşt ve mitra dinlerindeki iyilik tanrısının bütün inananları etrafında toplayıp kötülük tanrısı ve taraftarlarıyla yapacağı son mücadele anlayışından kaynaklanmaktadır. Bu inanışa göre iyilik Tanrısı kıyamet gününde kendisine inananlarla birlikte kötülük Tanrısı ve taraftarlarıyla savaşacak ve kötülüğü ortadan kaldıracaktır. Hristiyan Mesih anlayışına göre ise İsa Peygamber tekrar geri gelip Meehtih ile birlikte köyülüklerle savaşıp ortalığı düzeltecektir. Bu anlayış da kanaatimce aynı Meryem Kültü gibi ilkçağ anadolu dinlerinin Hristiyanlığa etkisi neticesidir. Bütün bunlardan sonra şunu vurgulamak isterim ki bazı Hristiyan mezheplerinin inanışına göre Meryem Hatun’un Tanrı eşi Tanrı Anası olması hesabıyla Tanrısallaşmış kendisine mumlar yakılıp kendisinden dilek ve isteklerde bulunulan bir Meryem Ana görünümüne özelliğine kavuşturulduğundan sözetmek pekala mümkündür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.