güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

OSMANLIYA VE OSMANLICAYA ANCAK OSMANLI PAŞALARININ TORUNLARI SAHİP ÇIKAR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli Okurlarım;

Bu yüzdendir ki Osmanlı İmparatorluğunun üst kadrolarını oluşturan yönetim kadrosu Osmanlı hanedanına ve onun kullandığı Osmanlıcaya gönülden bağlanmış Osmanlıcayı kullanarak Osmanlı hanedanı ile bağ kurup ona övgüler düzebildiği için Osmanlıca denilen yapay lisanı ve aslı Arap alfabesi olan Osmanlının bir kaç değişikliğe uğratmasından ortaya çıkardığı Osmanlıca halkın eski Türkçe dediği alfabeye tam manası ile göbekten bağlanmıştır.

Şunu da vurgulamak isterim ki Arap alfabesine eski Türkçe diyen mantığı ve zihniyeti hiçbir zaman kabul etmek mümkün değildir. Çünkü Arap alfabesi Osmanlıcadaki de dahil olmak üzere Türklerin yarattığı bir alfabe değildir. Bu nedenle bizim malımız olmayan bu alfabeye eski Türkçe demek Türk diline Türk milletine iftira atmak hakaret etmekten başka bir şey değildir diye düşünmekteyim.

Şimdi Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra Cumhuriyetin kuruluşuna gelindiğinde zaten milli özelliği olmayan Türk milletinin devleti olmayan bu devlete sahip çıkılmasının sebebini anlamak makul ölçülerde mümkün değildir. Ancak Osmanlı ve Osmanlının etrafında kümelenen çıkarcı ulema ve Osmanlı hanedanına sadakattan başka yapacak işi olmayan başka çaresi olmayan yönetici kadro olan Paşalar ve onların devamı Paşazadeler bu Osmanlıyı unutturmamak için tekrar çıkar ve menfaatlerini temin edebilecek bu devleti ihya edebilmek için Osmanlıyı övmeyi sürdürmüşlerdir. Ve hala da sürdürmektedirler.

Çünkü onların övünecek doğru dürüst bir milliyetçiliği yoktur.

Onlar milliyet ile milli kavramını karıştırıp ortaya yeni bir kavram çıkarmışlardır. Onlar milli dediklerinde halka milliyet mefrumu verdikleri zihniyetini uyandırmaya çalışırken aslında onların milli dediği ümmetçilik kavramıdır. Onlara göre İslam potası içerisinde bulunan tüm ırklar millettir. Ama bu millete nedense bir türlü isim bulamamışlardır. Çünkü buna Türk demeleri mümkün değildir. Ümmet dendiğinde Arap'ı, Zenci'si, Türk'ü, Acem'i Hint'lisi, Avrupa'lısı bu kavramın içerisindedir. Ama bunların Türkler dışında hiç birisi Türk değildir. Nasıl olupta diğerlerine Türk diyebilsinler ki! Bu yüzden geçmiş dönemlerin Paşa torunları ulema torunları Osmanlı hanedanı yalakaları daha ileri giderek belirtelim ki Osmanlının kılıç korkusu ile ümmetleştirdiği yahut çıkar ve menfaat temin ederek kendine bağladığı dönmeler ve dönmelerin kalıntıları bu nedenle bugünkü ümmet zihniyetine Osmanlı demekten başka çare bulamışlardır. Ve milli, milli diye övmeye çalıştıkları ümmet kültürüne Osmanlı kültürü o kitlenin kullandığı ortak dil ve alfabeye Osmanlıca, millet dedikleri merfumada, Ümmet kitlesine de Osmanlı demekten başka çare bulamamışlardır. Bu yüzdendir ki Cumhuriyet döneminin, Mustafa Kemal'in yücelttiği Türk milleti ve Türk kültürü karşısına yeniden Osmanlı ve Osmanlıca denilen millet ve lisans kavramlarıyla kültür kavramlarıyla karşı çıkıp mücadele etmeye yönelmişlerdir.

Nitekim sözünü ettiğim kalem sahibi de öyle görünüyor ki bu mücadeleye canı gönülden katılmış ve bu nedenle de Türkiye Cumhuriyeti döneminde Mustafa Kemal'in yönlendirmesi ile Türk milletinin kat ettiği yenileşme yoluna yenileşme çabalarına kökten kötü gözle bakmaya onları Türk milleti için yapılmış kötü icraatlar olarak değerlendirmeye yönelmiştir.

O bu davranışta yalnız değildir. Zaten Osmanlı hanedanına bağlı olmasına karşılık kurtuluş harbinde Mustafa Kemal ile birlikte yola çıkan sözüm ona Mustafa Kemal'in silah arkadaşı olup ona yardımcı olan pek çok Paşa nesilleri de Cumhuriyetin kuruluşundan sonra başlatılan inkılaplara bu nedenle karşı çıkmışlardır.

Nitekim Rauf Orbay olsun, Refet Bele olsun, Kazım Karabekir olsun bu nedenle hilafetin ilgasına karşı çıkmamışlar mıdır? Özellikle Rauf Orbay halifeye bağlılığın O'nun ekmeğini yemiş bir aileye mensup olmamdan gelmektedir mahiyetinde beyanda bulunmamış mıdır? Bunun gibi inkılaplar ilerledikçe Cumhuriyet pek çok yenilikleri getirmeyi sürdürdükçe sözde Mustafa Kemal ile yola çıkan Paşa torunları yahut ulema torunları bir bir Mustafa Kemal'den ayrılmamışlar mıdır? Onların zoru derdi, hep Osmanlıyı O'nun kullandığı araç olan Osmanlıcayı yaşatmak değilmidir? Nitekim milli şair dediğimiz ve İstiklal Marşımızın yazarı olduğu için övdüğümüz Mehmet Akif'te Mustafa Kemal'in inkılapları nedeniyle ülkeyi terk edipte Mısır'a bu nedenle gitmemiş midir? Yeri gelmişken şunu da vurgulamak isterim ki; İstiklal Marşı dediğimiz marşımız İstiklal Savaşını ve savaş hakkındaki düşünceleri edebiyat diliyle çok güzel yansıtırken içerisinde hiç Türk kelimesi geçirmediğini acaba kaç kişi fark etmiştir. İstiklal marşımızda aynı Osmanlıcılar gibi Osmanlı hanedanına sadık Osmanlı taraftarı ulema torunları, paşa torunları gibi millet, millet derken hep İslam ümmetini kast etmemiş midir?

Bu nedenledir ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını hedef alan O'nu yıkmayı hedefleyenler bunun için çaba gösterenler hiç bir zaman İstiklal Marşını kendilerine hedef seçmemeye özen göstermişlerdir. Çünkü onların gözünde İstiklal Marşı Mustafa Kemal döneminde de yapılsa sözünü ettiğim kalem sahibinin tabiri ile CHP döneminde de yapılsa ümmet zihniyetine onların kastettiği Osmanlı dediği kitle ve kültüre ters düşmeyen ifadelerden oluşması nedeni ile O'nun icraatından kötü diye söz etmemeye özen göstermişlerdir.

Bütün bunlardan sonra şunu vurgulamak isterim ki Türkiye Cumhuriyeti Osmanlıyı yıkarak kurulmuş bir devlet değildir. Yıkılan Osmanlı'nın topraklarında Osmanlının sahipsiz bıraktığı Türk kitlesinin elbirliği ile Mustafa Kemal önderliğinde kurduğu bir devlettir.

Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bugüne kadar tüm icraatları ile öz be öz Türk milletinin eseri olup öz be öz bir Türk devletidir. Bu nedenle O'nun dilinin Osmanlıca olmayıp O'nun edebiyatının Osmanlı dönemi edebiyatlarından biri olmayıp Türk dili ve Türk edebiyatı olması doğaldır.

Şunu da vurgulamak isterim ki kalem sahibinin iddiası yeni alfabenin kabulü ile Türk milletinin tek bir emirle bir gecede geçmişinden uzaklaştırıldığı yolundadır.

O'na göre tek bir gece de Türk milleti edebiyatından okur yazarlığından uzaklaştırılmıştır. Merak ediyorum acaba bunu söyleyen kişinin o söylediği anda Türk milletinin yüzde kaçının okur yazar olduğunun farkında mıdır? O kadar düşük bir okur yazar oranı mevcutken nasıl olur da büyük çoğunlu okuma yazma yani Osmanlıca denilen dili ve Arapça kökenli bu alfabeyi bir gecede unutmak mecburiyetinde tutulduğunu söyleyebilmektedir. Ortada bir tutulma varsa bu yolda iddia sahiplerinin bence kafalarında gerçekleşen akıl tutulmasıdır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.