güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

OSMANLI'NIN YAVUZ SELİM DEVRİNE KADAR KISA BİR HATIRLAMASI

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

Değerli Okurlarım;

Osmanlıcanın ders olması mecburi ders olması nedeniyle Osmanlının tekrar kamuoyunda konu olması nedeniyle Osmanlıyı kısaca hatırlamanın yerinde olduğunu düşünmekteyim.

Osmanlı devleti kurulduğu dönemde devletten ziyade devletçik olan siyasi bir kuruluştur.

Hepimizin bildiği gibi bu dönem pek çok efsanelere layık anlatım bulmakta. Bunların pek çoğu gerçekliği imkansız anlatımlar durumunda bulunmaktadır.

Süleyman Şah efsanesi Osman Bey'in rüyası hep bu türden efsaneler sayılabilecek durumundadır.

Bu efsaneler Osmanlıyı sonuna kadar bırakmamış onu hep efsanelere, dini menkıbelere bulaştıran anlatımlar devam etmiştir.

Ancak Osmanlının tarihi gerçeği bu beyliğin kayı boyu tarafından kurulmuş olmasıdır.

Sadece bu boy değil Kay Kartefi denilen bazı boylarda bu kuruluşta yer almıştır.

Ertuğrul Beyle başlayan oluşum Osman ve Orhan Beyler ile gelişmiş beylik tarih sahnesine çıkmıştır.

Anadolu beylik ve boylardan aldığı kuvvetle Bizans karşısında tutunan beylik ondan aldığı topraklarla büyürken Anadolu cihatçı Türk bireyleri desteği ile kuvvetlenmiştir. Bizans'tan aldığı topraklardaki halkın Türk kesimle karışıp kaynaşmasından kuvvetlenerek yeni bir toplum oluşmasının oluşturduğu bu ortak yaşam bu boyları Osmanlı toplumuyla özdeşleştirmiş ve bu topluluklarda kayılar gibi toplumun temeli olmalarını sağlamıştır.

Zaten Osmanlı toplumunun temeli olan Kayı boyunun bir başka oymağı olan kara keçililerde Osmanlıların ilk temas kurup özdeşleştiği topluluklardan biridir.

Daha sonra dostluk ve iyilikle kendilerine kazandıkları, devamlı gerilemekte olan Bizans vatandaşlarıdır.

Osmanlı devletinin temelinin atıldığı bu sırada Bizans imparatorluğu latin istilası ve 4 haçlı seferinden beri süren bir bozukluk içerisindedir.

Şimdi bozuk moral ve çöküntü içinde bulunan Bizans iyice dağılmış durumdadır. Çöküntü henüz sürmektedir.

Osmanlılar her türlü görenek ve dinlere karşı toleranslı idiler. Bununla beraber temasa geçtikleri Hıristiyanlığın etkisine kapılmamışlardır.

İslamlık Osmanlıları güçlendirmiştir. Hatta yavaş yavaş kendi sistemleri içerisine Bizans vatandaşlarından bazılarını bile sokmayı başarmışlardır.

Diyebiliriz ki uzun sürecek bir birlikte harekette bir birleşme başlamıştır.

Madden ve manen sağlam yapılı Türkler kültürel yönden tecrübeli ve deneyimli Bizanslılarla birleşmişlerdir. Türkler çok köklü maddi bir güç ve gerçekçi bir icraat sağlamışlardı. Bu birleşim ve temas sayesinde Osmanlılar eski dünyanın kültür ve sanat faaliyetleriyle ilişki kurmuştur.

Bunun en bariz ve açık örneği Bursada görülen ilk Osmanlı mimari eserlerinin Bizans etkisi taşımasıdır.

İlk Osmanlı camileri Bizans kiliselerinin sitillerinin benzerliğinin örneğidir. Bu camilerde tek orjinal yön tek orjinal Türk ve Osmanlı unsuru minareleridir.

1290-1326 tarihleri arasında Osmanlı Beyliğinin Doğu komşuları Anadolu Beylikleriyle bilhassa Karamanlı Beyliği ile temasları hemen hemen hiç yoktur.

Osmanlıların bütün faaliyetleri Sakarya ve Karasu vadilerindeki Bizans topraklarındadır. Temaslar Bizanslı topluluklarladır.

Osman Bey bütün dikkatlerini Bursaya çevirmiştir.

Bazı rivayetlere göre Bursa kumandanı olan Evrenoz (Evrenes) Bizanstan takviye alamadığı için şehri Osmanlılara teslim edecektir. Aynı şahıs daha sonra Osmanlı hanedanına yakınlaşacak ve müslüman olacaktır. Osmanlı ordusunda kumandanlık yapmıştır. Daha sonra bu örneğe bakarak aynı yolu izleyen pek çok kişi olacaktır. Bizans Ortadoks kilisesi, latin işgali döneminden beri oldukça güç durumda kalacaktır. Kilisede reform muhafazakarlık nedeniyle hemen hemen imkansızlaşmıştır. Bu nedenle Bizans Ortadoks kilisesinden memnun kalmayanlar için tek çare kalmıştır. Bu kilise ve akidelerini terk etmek islamiyet kaidelerine bağlanmaktır.

İşte Osmanlı devletinin başarı sırrı buradadır.

Osman Bey Cengiz Han ve Timur tarafından islamiyete yaptığını telafi etmiştir. Yani Cengizin ve Timur'un yıktığını o kuvvetlendirmiştir.

Kısaca Osman Bey Türk tarihinde görüldüğü gibi kurucusu ölünce çöken bir devlet kurmamıştır.

Aksine uzun süreli kalacak bir devlet oluşturmuştur. Bunun temel sırrı ise düşmanlarına töleransla muamele ederek onların düşüncelerini ve ehliyetlerini kullanarak kendileriyle kaynaştırması olmuştur.

Osmanlıların bu tutum ve davranışları nedeniyle onların zamanında Batı Asyada (Anadolu-Suriye-Filistin-Lübnan) Müslümanlık kolaylıkla hıristiyanlığın yerini alabilmiştir.

Mesela Miladi 325 yılında Hıristiyanlık kaidelerinin konulduğu bir merkez olan İznik'te bu devirde "Allah birdir, Muhabbed onun peygamberidir" şeklindeki tek bir sesleri işitilecek islamiyet akideleri temel akide olacaktır.

Osman Bey bursa alındığında vefat etmiştir. Yerine geçen Orhan Bey Bursayı başkent yapmış ve imara başlamıştır. Orhan Bey Bursa'da Bizans kökenli mimar ve sanatkarların yardımıyla birçok güzel eserler yapmıştır. Mükafatlandırarak önde gelen Bizanslıları kendine yakınlaştırmış ve bağlamıştır.

Savaşlarda kendine yardım eden yardımı dokunan Bizanslılara arazi bağışlayarak ödüllendiren Orhan Bey aynı sistemi Türk ve Müslümanlarda da uygulamıştır. Böylece ilk Osmanlı tımar ve zeametlerini veren Orhan Bey bu sistemin başlatıcısı olmuştur.

Osmanlı tımar sisteminde (zeamet sisteminde) hizmet esas tutulmaktadır. Hatta artan bir hizmet esas olmaktadır. Sultanın (Beyin) hizmetini terk eden tımar sahipleri tımar arazisini (dirlik arazisini) de terk etmek mecburiyetindedirler.

Bu da gösterir ki Osmanlılar başından itibaren irsiyet gütmeyen bir arazi sistemi oluşturmuşlardır. Orhan Bey iç mücadelesinden istifade ile Karesi Beyliğini kendine katmıştır. Anadoluda Osmanlıların kendine kattığı ilk beylik budur. Bu devletin deniz güçleri ve komutanları Osmanlıları Trakya sahasına batıya yöneltmiştir.

Gerek Orhan Bey'in gerek onun yerini alan Murat II'nın gözleri batıya dönüktür. Bizansın ve batının zenginliği, kültür ve özelliği bunları kendine çekmiştir. Batısındaki Ege denizini hemen aşarak batısındaki slav uygarlıkları ile temas kurmayı tasarlamışlardır.

Nitekim daha Orhan Bey zamanında Çanakkale Boğazı aşılarak Trakya'ya çıkılmış ve yerleşilmiştir.

Osmanlı Sultanları doğan fırsatları çok iyi değerlendirmeyi bilmişlerdir.

Bizans imparatoru Kantakuzenos imparatorluk rekabetinde karşısındaki rakip hanedanla mücadelesinde Osmanlılardan yararlanmayı düşünüp yardım isteyince doğan fırsat Orhan Bey ve idaresindeki Osmanlılar bundan çok güzel yararlanmayı bilmişlerdir. Orhan bey yaptığı destek karşısında yerleştiği Cimpe kalesini iyi değerlendirmiş üs olarak kullanılan bir kale Osmanlılara Trakyada geniş bir hakimiyet sahası sağlamıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.