güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

OSMAN GAZİ’DEN MEHMET VAHDETTİN’E KADAR GEÇEN DÖNEME AİT OSMANLI BAŞBAKANLARI, OSMANLI SADRAZAMLARI VE ÖZ GEÇMİŞLERİ -2

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Sadrazam İbrahim Paşa, 1600 baharında Belgrad‘dan çıkarak, Estergon Kalesi üzerine yürüyüşe geçti. Tiryaki Hasan Paşa‘nında bulunduğu toplantıda, her zaman için tehlike teşkil eden Kanije’nin fethi kararlaştırıldı. Kırk günden fazla muhasara edilen kale, bir taraftan gelecek yardımdan ümid kesilmesi, diğer taraftan kalenin barut mahzenine ateş düşmesi üzerine Damat İbrahim Paşa’ya teslim edildi. Burası Beylerbeyilikle Tiryaki Hasan Paşa’ya verildi. Avusturyalıların mühim hudut kalelerinden olan Kanije’nin düşmesi, düşmana büyük bir darbe indirdi. Bu muvaffakiyetinden çok memnun olan padişah, Sadrazam Damat İbrahim Paşa’ya gönderdiği hatt-ı humayunda onu tebrik etti ve hayatta olduğu müddetçe makamında kalacağını vaad etti. Bu fetihle İbrahim Paşa Kanije Fâtihi unvanını aldı.

Damat İbrahim Paşa, serhadde almış olduğu tedbirler ile askerin, serhad gazilerinin ve yerli halkın derin sevgisini kazanmış, bu mintikada Avusturya harplerinin zuhurundan beri devam eden asayişsizliği bertaraf etmişti.

Sadrazam ve Serdar-i Ekrem Ibrahim Paşa Belgrad’da bir taraftan 1601 seferine hazırlanırken, diğer taraftan da kendi Kethudası Mehmed Ağa ile Murad Paşa’yı icabında sulh için görüşmek üzere talimat verip Budin‘e gönderdi. Bu ordugahta kısa bir müddet sonra rahatsızlanan İbrahim Paşa, hayattan ümidini kesince kendisine vekâlet etmek üzere Rumeli Beylerbeyi Sokolluzade Lala Mehmed Paşa‘yı vasiyet etti.

Belgrad ordugahinda 10 Temmuz 1601’de vefat etti. Cenaze namazı ordugâhta kılındıktan sonra naaşı Belgrad’a nakledildi. Daha sonra İstanbul’a getirilerek Şehzade Camii’nin caddeye bakan cephesinde inşa ettirdiği türbesine defnedildi.

Değerlendirme

Osmanlı sadrazamları arasında mühim bir mevki işgal eden Damat İbrahim Paşa’nın gayretli bir vezir ve başarılı bir kumandan olduğunda; irtikabı olmadığında ve cömert ve güleryüzlü olduğunda kaynaklar genellikle kaynaklar anlaşmaktadır. Emrine verilen orduları sevk ve idareyi bilmiş ve bilhassa zemin ve zamana göre aldığı siyasi tedbirler ile gerek Lübnan harekâtında ve gerek Macaristan serhadlerinde Osmanlı nüfuz ve hâkimiyetini süratle tesise muvaffak olmuştur. Gerçekleştirmeye çalıştığı Avusturya sulhu planları ölümü ile yarım kalmış, fakat Macaristan serhadlerinde kendi yolunu takib edecek olan Sokolluzade Lala Mehmed Paşa ve Kuyucu Murat Paşa gibi kuvvetli iki devlet adamının yetişmesini temin etmiştir. Diğer taraftan birçok değerli devlet adamını ile şahsi yararsız hale getirmiş; özellikle Serdar Ferhat Paşa’nın, Kırım Hanı I. Fetih Giray’ın, ölümlerine neden olmuştur.

Peçevi tarihi dahil, önemli tarihler Damat İbrahim Paşa’nın karakterini tenkit etmişlerdir. Özellikle 20. yüzyılın önemli tarihçilerinden İsmail Hakkı Uzunçarşılı onun hakkında gayet sert tenkitler yapmıştır.

Hadım Hasan Paşa

Hadım Hasan Paşa (ö. Mayıs 1598 İstanbul), III. Mehmet saltanatı döneminde 3 Kasım 1597-9 Nisan 1598 tarihleri arasında beş ay altı gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamı.

 

Hayatı

Aslının ne olduğu tartışmalıdır.[1] Bazı kaynaklar Arnavut olduğunu bildirirler. Devşirme olarak İstanbul’a saraya getirildi. Enderun‘da eğitim görüp, hadım bir ak-ağa olarak görev yaptı. Sonrasında haznedarbaşılığa kadar yükselebildi.

Saraydan çikma yapması 1580’de Mısır valiliği görevine atanması ile oldu. Ancak Mısır’daki görevi süresince, hakkında İstanbul’a çok şikayet yapıldı. Bu görevde 1 yıl bulunduktan sonra valilikten azledilip, İstanbul’da geri çağrılıp hapse konuldu.

Fakat Valide Sultan’a gönderdiği hediyeler ve paralar nihayetiyle affedildi ve hapisten çıkarıltıldı. [1] Önce 1583’de Şirvan Beylerbeyi sonra da Revan Beylerbeyi görevleri verildi. Sultan III. Mehmed‘in de katıldığı Eğri Seferi sırasında İstanbul’da bulunmakta idi ve “İstanbul Muhafızı” ve “Sedaret Kaymakamı” görevini yaptı.

1597’de Sadrazam ve Serdar olan Damat İbrahim Paşa kuzey Balkanlarda askeri br sefer düzenlemek hedefiyle Davutpaşa’da otağa çıktı. Ama hasta ollduğunu ileri süren Sadrazam buradan sefere başlamaktan çekindi. Bu nedenle Damat İbrahim Paşa 3 Kasım 1597’de III. Mehmet tarafından sadrazamlıktan azledildi ve yeni sadrazam olarak sultanın mührü Hadım Hasan Paşa’ya verildi.[2]

İstanbul’da asayiş, Celali isyanlarının getirisi olarak, çiftini bozarak şehre gelen çok sayıda fakir köylü muhacirler nedeniyle bozulmuştu. Sultan III. Mehmet , o kış İstanbul’a dönmekle beraber, Davutpaşa’da yaptırdığı yeni sarayda kalmayı tercih etmişti. Ocak 1598’de annesi “Safiye Sultan” adına yeni bir cami (sonradan Yeni Cami adını alan camii) inşa etmek üzere başkentin merkezlerinden olan Eminönü’nde kamulaştırmaya başlandı. Burada bulunan çoğu kağir taştan yapılmış olan evlerden oluşan Yahudi mahalleleri ve bir Yahudi sinagogu, gayet yüksek bedel ödenerek kamulaştırılıp yıkılmaya başlandı. Mart 1599’da şehir halkı hem ilkbaharı hem de Ramazanı kutlamak için hazırlık yapmaya başladı. Ancak bu dönemde enflasyonun birden şiddetlendi ve fiyatlar konulan narhlara aldırılmadan iki misli arttı. Bu artış bir süre daha devam etti. Çarşı kontrolü ile görevli olan yeniçeriler esnafa karışmaz, vergiler toplanamaz olmuştu. ve darbedilen gümüş akçeler tağyiş edilerek paranın değerinin düşürülmesi stratejisine başvuruldu. Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu. [2]

Hadim Hasan Pasa devletin malî durumunu sıkı kontrola almak istemekteydi. Bu nedenle devletin giderlerini karsilamak icin vergi gelirlerini artırma yolunu seçti. “Tuccar Akçesi” adı verilen ve ticaretten alınan bir yeni vergi ihdas etti. Mısır’dan dönüşünde hapsedilmesine sebep olan Kapıağası Gazanfer Ağa’yı elemine etmek için çareler aramaya başladı. Şeyhülislam Sunullah Efendi’nin yerine, Hoca Saadeddin’in getirilmemesi yönünde yaptığı çabalarla da Hoca Saadeddin’i kendine düşman etti. Kapıağası Gazanfer Ağa ile Hoca Saaddedin Efendi birliğe geçip aralarına Yeniçeri Ağası Tırnakcı Hasan Ağa’yı da katarak sadrazam aleyhinde çalışmaya başladılar. Sadrazamın memuriyet tayinlerinden büyük meblaglar topladığı ve bunu Safiye Sultan’a verdiği söylentileri yaygınlaştı. Sonunda düşmanları, Hadım Hasan Paşa’nın rüşvet defterini ele geçirmeyi başarıp bunu III. Mehmet’e sundular. Sultan, halkın şikayetleri doğrultusunda yaşanan karışıklıkların haberini de aldı. III. Mehmed bu konu hakkında Şeyhülislam Bostanzade Mehmed Efendi‘ye danıştı. Ramazan ayı içinde Sadrazam Hadım Hasan Paşa, yaklaşık 6 ay sedarette bulunduktan sonra, 9 Nisan 1598’da azledildi. Yerine Sadrazam olarak Cerrah Mehmed Paşa getirildi.

Azli ile birlikte bostancıbaşı tarafından divandan alınıp Yedikule‘de tutuklandı. Hapiste birkaç hafta kaldıktan sonra Mayıs 1598 başlarında (Hicri Ramazan 1006’da) Yedikule’de boğularak idam edildi.

İngiliz Elçisi Lalo’ya göre Hadım Hasan Paşa’nın bu akıbetine baş neden Valide Safiye Sultan‘ın devlet işlerine devamlı müdahalesinden çok sıkılıp ondan şikayet etmesidir. Bu hatıralarda Hadım Hasan Paşa’nın “Valide Sultan beni takside bağlamıştır” diye açıkça şikayet etmesi sonunda azil edilmesi ve idamı hakkında ayrıntılı bilgi sağlanmaktadır.

Eserleri

İstanbul’da Cağaloğlu semtinde mescit, medrese. çeşme ve sebil yaptırmıştır. Türbesi de bu külliye içindedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.