güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE II. ABDÜLHAMİT’İ ANMAK

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:48

Değerli okurlarım,

Son yıllarda ülkemizde yeni bir oluşum olarak uygulama olarak Osmanlı padişahlarından bazılarının özellikle hilafet yolun da çalışmış yahut Osmanlı hanedanının yönetiminde düzenlemeler yapmış padişahlarının doğum ve ya ölüm yıldönümlerini ve ya irdelemek yoluna gidildiğini görmekteyiz. Nitekim hilafeti Osmanlı’ya getirdiği söylenen Yavuz Sultan Selim’in adının sık sık Devletin yaptırdığı köprülere, yolara, halkımızın yaptırdığı camilere, okullara Yavuz Sultan Selim’in adının verilmesi bence onun hilafeti Osmanlı’ya kazandırması, getirmesi düşünüldüğünden kaynaklanmaktadır. Gerçi bu konularda tartışma vardır. Evet Yavuz Sultan Selim Mısır seferinde Memlük devletini sonlandırırken o devletin bünyesinde yaşayan Abbasi hanedanının uhdesindeki hilafeti de sonlandırmıştır. Ama kendisi hiçbir zaman herhangi bir törenle hilafeti alıp, üstlenip halife ünvanını kullanmamıştır. Zaten Osmanlı hanedanı üyelerinin İslami usullere göre halife olma hakları da söz konusu değildir. Çünkü Osmanlı hanedanı üyeleri hiçbir zaman Kureyş kabilesine mensup olmadıkları gibi köklerinde gerek anne gerek baba açısından Kureyş kabilesiyle herhangi bir bağlantı olmamıştır. Gerçi bazı yapma bağlantılar kurulmuşsa da bunlar bence safsatadan ibarettir. Bu yüzden Osmanlı hanedanı üyeleri Aslında halife olmak özelliğinden uzaktır. Öyle ya da böyle Osmanlı padişahları halife unvanını kullanmışlardır, kullandıkları anlar olmuşlardır. İşte bunların en barizi olarak halife sanını kullanıp halifelik makamını kendisine yasal dayanak kabul ederek İmparatorluğu yönetmeye çalışan bir temsilci Sultan ikinci Abdülhamid demek daha yerinde olacaktır. Çünkü 2. Abdülhamit'ten önceki dönemlerdeki Osmanlı padişahları hep padişahlık haklarına dayanarak yönetim gerçekleştirmiştir. İmparatorluk alanındaki bütün topraklarda halifeden ziyade padişah olma haklarına dayanarak yöneticilik etmişlerdir. Ancak Kırım'ın Ruslara katılmasından sonra zaten halifelik ön plana çıkmaya başlamış, halifelik makamını uluslararası sahada Osmanlı padişahlarınca kullanılması Kırım'ın ayrılması sırasında ortaya çıkarılmış, Kırım'ın Ruslara Devri'ni getiren anlaşma da halifelerin Kırım halkı üzerindeki dinsel yönetim hakkından bahsedilmiş ve dolayısıyla öz Türk toprağı olan Kırım'ın halifelik hakkına dayanarak Osmanlı ile bağlantısının devamını sağlanmaya çalışılmıştır.

Osmanlı padişahlarından Abdülhamit Han'ın ölüm yıldönümünü değerlendirilmesinden önceki ilk bu dönem yöneticilerince yapılan değerlendirme Abdülmecid Han hakkında yapılmış, onun doğum yıldönümünün mecliste kullanılmasından bahsedilmiştir, kullanılmıştı. Abdülmecid'in mecliste doğum yıldönümünün kutlanmasını sebebi de belki de Abdülhamit Han'ın babası olmasından kaynaklanmaktadır. Tabii Abdülmecid Han'ın avruparayi yaşamın temellerini atan padişah olması Osmanlı Devleti'nin Avrupa Birliği'ne Avrupa devletleri arasında katma çabasına dayandırıldığı da söylemek mümkündür. Ama şurasını anlamak  oldukça zordur. Osmanlı Devleti'nin padişahlarının Cumhuriyet Devri yöneticilerince kamusal alanlarda veya doğum yıldönümlerinde kutlanması doğrusu dikkat çekici bir faaliyettir. Acaba neden yapılmaktadır? Bunun arkasında yatan gerçek nedir? Osmanlı Devleti padişahlarının doğum veya ölüm yıldönümlerini kutlayan değerlendiren insanlarımız neden acaba Türkiye Cumhuriyeti'nin önemli insanlarının doğum ve ölüm yıldönümlerini değerlendirmez. Neden acaba Osmanlı padişahlarının, Osmanlı dönemi yöneticilerinin doğum ve ölüm yıldönümlerini değerlendiren insanlarımız neden cumhuriyet Devri önemli insanlarının ölüm ve doğum yıl dönümü kutlamalarını yapmazlar. Bunun sebebi ne olabilir diye düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen Osmanlı hayranlığı ve Cumhuriyet düşmanlığı olabilir diye düşünmek mümkündür. Şunu belirlemek gerekir ki aklımın almadığı bir nokta olarak da ülkemiz insanının ve özellikle siyasetçilerimizin hata daha ağırlıklı olarak iktidarımızın sadece Osmanlı tarihini, dönemini Türklüğün esası kabul etmelerini anlayamamaktayım. İktidar çevrelerine ve onlar gibi düşünenlere göre atalarımız dediğimizde sadece Osmanlı akla gelmektedir. Yine bu çevrelere göre bize üstünde yaşadığımız vatanı bırakan Osmanlı’dır. Halbuki gerçek hiç de öyle değildir. Türk tarihi yaklaşık 6-7 bin yıllık belki de 10 bin yıllık bir tarih olmasına karşılık (göbeklitepe kazılarına oranın bulgularına dayandırılırsa Türklüğün tarihi 10 bin yıllıktır.) Osmanlı devri dönemi 623 veya 624 yıllık bir tarihtir. Bu çevreler neden Türk tarihini bu kadar daraltmaktadır diye düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen bu düşünce sahiplerinin, bu çevrelerin Osmanlı da hilafetin bulunması sebebiyle ümmetçi zihniyetlerini Osmanlı devletinde görmeleri nedeniyle onu kendilerine kök kabul etmelerinde yatmaktadır düşüncesindeyim. İşte geçirdiğimiz 10 şubatta Abdülhamit Han’ın ölüm yıldönümünde 2. Abdülhamit Han’ı anma faaliyetinde bulunanların da gayret ve çalışmalarının sebebi Osmanlı devleti padişahları içerisinde resmen halife sanını, ünvanını dünya çapında kullanan padişah olmasında aramak gerekir. Yoksa 2. Abdülhamit Han’ın askeri sahada yönetsel sahada övülecek, yüceltilecek hiçbir faaliyeti yoktur kanaatindeyim. Fatihler, Kanuniler, Yavuzlar hatta 4. Muratlar özellikle kuruluş ve yükselme dönemi padişahları Osmanlı’ya toprak kazandırıp askeri açıdan şanlı zaferler getirmesine karşılık 2. Abdülhamit Han Osmanlı’ya gerek Avrupa, gerek Afrika kıtasında Balkanlarda, Kuzey Afrika’da geniş topraklar kaybettirmiş beceriksiz bir padişahtır. 1878 harbinden sonra İstanbul’a kadar Balkan topraklarının kaybedilmesi onun döneminin icraatleri arasındadır. Gerçi Trakya’nın bir kısmı elimizde kalmıştır ama Yugoslavya toprakları diyebileceğimiz topraklar Bulgaristan, Yunanistan, Romanya hep onun zamanında kesin olarak elden çıkmışlardır. Özellikle Yugoslavya toprakları, Cezayir, Tunus, Libya hatta Kıbrıs onun padişahlığında elimizden çıkmıştır.

Meydana getirdiği aşiret alaylarıyla, Kürt aşiretlerini kuvvetlendirip, Ermeni sorununu bastıracağım derken bugünkü Kürt sorununu temellendiren Kürtleri bir oranda silahlandıran padişah 2. Abdülhamit Han’dır. Üstelik milletin meşrutiyet yoluyla özgürlüğünü elde etmesine engel olup Osmanlı’yı 33 sene diktatörce yöneten de bu padişahtır. Öyle olmasına karşılık bu padişahı büyük sultan ulu hakan gibi ünvanlarla anıp evliyalığından bahsetmek hatasını ortaya koyanların dayanabileceği tek sebep onun Afrika’da Çin, Japonya, Türkistan, Kafkasya sahalarında halifelik makamının adını kullanarak aklı sıra kendi hakimiyet sahasını genişletme yolunda giriştiği faaliyetler sebebiyle gerçekte uygulama bulmayan farazi bir halifelik uygulaması çabaları göstermiş olmasından kaynaklanmaktadır düşüncesindeyim. Dün olduğu gibi bugün de hala halifelik taraftarı olan kişiler ve kitleler olduğunu düşünen siyasetçiler bence bu nedenle 2. Abdülhamit’in ölüm yıldönümünü değerlendirip ona anma töreni gerçekleştirmekte, bu yolla bu düşüncede olan kitleleri kendi saflarına çekip desteklerini alma peşinde koşmaktadırlar. Bence insanımız bu tür propagandalara kanmamalı, 2. Abdülhamit Han’ı gerçekçi tarih kitaplarından, tarafsız çevrelerden yapacağı bilgilenmelerle daha iyi değerlendirmelidir. Onu kullanıp kendini aldatmaya çalışanlara engel olmalı, 2. Abdülhamit’in düştüğü hatalara düşmemelidir düşüncesindeyim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.