güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

MİLLET OLARAK HAMASETLE YÖNLENDİRİLMEYE UYGUN BİR YAPIDA OLMAK TARİH BOYUNCA BİZE ÇOK ŞEY KAYBETTİRMİŞTİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:50

                Değerli okurlarım biz Türk milleti olarak hamasi duygulara yaşantımızda,düşüncemizde ağırlıklı olarak fazlaca yer veren bir milletizdir.Bu nedenledir ki milletimizin bu yapısını bilen bu özelliğini bilen yöneticilerimiz tarih boyunca milletimizi hamasi duygularını kullanarak kendi istedikleri yöne yönlendirmeyi çok iyi becermişlerdir.Bütün tarih boyunca kurulan devletlerimizde iş başına geçmiş Kağanlar ,Hakanlar,Hanlar,Sultanlar,Padişahlar,Beyler hatta bunların namına yöneticilik yapan Sadrazamlar,Vezirler,Beylerbeyiler ve askeri kumandanlar milletin bir parçası olan ordularını hamasi duygularını harekete geçirecek  söylevler,hitaplar yaparak çoşturmuşlar; kendilerinden geçirip düşmana saldırttıkları askerleri ile kazanılması zor zaferler kazanabilmişlerdir.Nitekim Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan Malazgirt Ovasında karşısında yerleşmiş 100 bin kişilik Bizans Ordusuna karşılık kabaca ancak 50 bin kişiyi bulan ordusunu birlikte kıldığı Cuma namazından sonra gerçekleştirdiği hitabıyla düşman üstüne sevk etmeden önce onların dinsel açıdan hamasi duygularına dokanmış hitap etmiştir.Sözleri ve hareketleri ile hamasi duygularını harekete geçirdiği ordusunu düşman üstüne sevk etmiş ve muazzam Malazgirt Zaferini kazanmıştır.Yöneticilerin hamasi duygularına hitapla Türk Milletini sevk etmesine örnek sadece Malazgirt Savaşını ve Alparslan'ı vermek yeterli değildir.Aynı icraatı Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı Sırasında ,Ridaniye Savaşı sırasında gerçekleştirmiş İran ve Mısır Seferlerinin başarılı olmasını sağlayabilmiştir.

                Milletimizin hamasi duygularla harekete geçirilmesine ve yönlendirilmesine yöneticilerimizin rüyaları da kullandığını görmekteyiz.Nitekim Osman Gazinin Osmanlı Devletinin kuruluşu konusunda temel efsane kabul edilen rüyası yani göğsünden çıkan bir çınar ağacının dallarının geniş sahaları kapsayacak şekilde geliştiğini görmesi hatta bu rüyanın başı olarak Ahi Şeyhi Edabalinin koynundan çıkan bir ayın kendi koynuna girmesi olayı ve bu rüyanın Osmanlı Devletinin Osman Gaziden türeyecek bir hanedanın oluşturacağı Cihanşumul bir devlete işaret sayılması hep Osmanlının kurucu temasının kuruluşa katkı verecek kitlelerin hamasetini harekete geçirmek için ortaya konulmuş bir rüya anlatımı olduğunu düşünmekteyim.Aynı şekilde İstanbul'un kuşatması sırasında bozulma,dağılma raddesine gelmiş kuşatıcı kitleyi tekrar ümitlendirmek ,aynı amaç etrafında birleştirmek maksadıyla Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin vasıtasıyla kuşatıcıların hamasetini harekete geçirmek için Eyüp Sultan Kültünü buldurup meydana çıkardığını,bu kült sayesinde bozulmaya meyleden kuşatıcıların yani ordusunun hamasi duygularını harekete geçirip fetih neticesini elde ettiğini düşünmekteydi.Dinsel duyguları ,dinsel şahısları kullanarak ordusunun ,milletinin hamasi yönüne değinip onu yönlendirmeyi Yavuz Sultan Selimde Ridaniye Savaşı öncesinde Sina Çölünü geçerken bezginleşen ,bozulmaz alameti gösteren ordusunu bozulmadan mısıra sokmak için atından inip çölü yayan geçerken etrafındakilere önümde Hazreti Muhammed yayan yürüyerek önümüzden gidiyor diyerek onların hamasi yönlerine dokanmış ,onları hamasi duygularıyla harekete geçirmiştir.Bu örnekleri gerek İslam Öncesi gerek İslam Sonrası Türk Devletleri sayesinde daha da çoğaltmak mümkündür.Bazen bunu yöneticiler yapmış bazen millet kendi kendisini hamasi duygularla yönlendirmiş,harekete geçirmiştir.Eskiden dahi olan ve bugün dahi devam edegelen Evliyaların olan savaşlarda, çıkacak savaşlarda ,olan felaketlerde,olabilecek felaketlerde topluma veya bireylerine yardım edeceği inancı toplumun kendi kendini hamasi duygularını harekete geçirip yönlendirme çabasından ortaya çıkmış devam etmekte olan bir inanç sistemidir.

                Eski yöneticilerimiz olduğu gibi yakın dönem yöneticileri de milletimizi savaş,ekonomik çalışma beraberliği,kalkınma hamlesi gibi icraatlarda harekete geçirmeye kalktığında milletin hamasi duygularına yönelmiş ona hitap ederek milleti istedikleri faaliyeti yaparak yönlendirmeye çalışmışlardır.Bu hitapta başarılı olan yöneticiler istediklerini almışlardır.Nitekim Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşını başlatırken Türk Milletinin Türk olmak özelliğinin getirdiği hamasi duygularına çok iyi hitap etmeyi gerçekleştirmiş ve bu sayede kurtuluş fikrinde birleştiği milletiyle özdeşleterek Kurtuluş Savaşını başarıya ulaştırmış Türkiye Cumhuriyetini kurabilmiştir.Milletine “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sloganını benimsetip Türk olmanın hamasi bir özellik kazandırdığı fikrini benimsetmeye çalışan Mustafa Kemal Cumhuriyet İdaresini ulusuna bu sayede kolayca benimsetip gerçekleştirdiği inkılaplarıyla yeni bir hayata yönelmeyi gerçekleştirebilmiştir.Mustafa Kemal sonrası Cumhuriyet Döneminde de pek çok siyasi parti yöneticisi milletimizin hamasi yönlerine hitap ederek milletimizin belirli gruplarını kendilerine oy vermeye yöneltmeyi denemişlerdir.Kimisi milletimizin Halkçılığına ,kimisi kardeşlik duygularına, kimisi islamiyetin farklı inanç sistemlerini benimsemelerine dayanarak hitap ettikleri grupları hamaset kullanarak aldatmaya ,kendilerine oy vermeye çalışan bu partiler bazen iktidar olmayı da başarabilmişlerdir.Ülkemizde bugün dahi dış ticaret açısından gerçekleştirdikleri uygulamalarda milletin desteğini almak için onların hamasi duygularına hitap etmeyi ihmal etmemekte,toplumun yada toplumun içindeki bazı grupların ortak damarındaki dış güçlere ve uluslara olan düşmanlık kalıntılarını harekete geçirmeyi ihmal etmeye bilmektedirler.Özellikle dış siyaset açısından herhangi bir komşu veya devletle aramızda yaşanan siyasi olaylarda ülke yönetimimiz kendi icraatleri üzerinde mualiflerinin veya toplumun kendi icraatlerini engelleyecek bir baskı oluşturmalarını önlemek için mutlaka toplumun hamasi yönlerini harekete geçirmeye yönelmektedirler diye düşünmekteyim.Çünkü rakibi olan o devlet veya dış gücün hakkında toplumda mevcut olan olumsuz kanaat ve duygu toplumda ağırlıklı olarak belirginleşirse ülke yönetimi ona karşı haklı veya haksız,hatalı veya hatasız ne yaparsa yapsın toplum tarafından onay alacak ve desteklenecektir.İşte biz Türk Milletini hataya sürükleyen, düşünmekten alıkoyan bu tür davranışımız bizi tarih boyunca zarara sokmuştur.

                Birinci Dünya Harbine girerken,Kore Harbine girerken hep bu özelliğimiz nedeniyle durumu gereği gibi değerlendirmeden harplere katılmış,kan dökmüş,can vermiş,insan hatta vatan kaybına uğramışızdır.Nitekim Körfez Savaşı yahut Irak Savaşı dediğimiz savaşa da aynı huyumuz nedeniyle yöneticilerimiz bizi sokmak istemiş ancak o zamanın askeri yönetimi ve muhalefet yöneticileri bunları engelleyebilmişlerdir.Bu yüzden belki de büyük kayıplardan kurtulmuş olmamızda mümkündür.Ne var ki komşumuzda çıkan Suriye olaylarında hamasi duygularla hareket etme duygularımız yeniden depreşmiş olmalı ki bence devlet ve millet olarak direk olmasa da dolaylı olarak kendimizi bu olayların içinde bulma durumuna gelmişizdir düşüncesindeyim.

                Nitekim bu olayların içinde olmamızın sonucu olarak kabaca 3 milyona yakın Suriyeli yaşama durumuna getirilirken Osmanlı Devletinden bugünkü ülke topraklarımız dışında Lozan Antlaşması ile bize bırakılan tek toprak olan Caber Kalesi yakınındaki Süleyman Şah ve Türbesi toprağını kaybetmemiz olmasında Suriye olayları karşısında yöneticilerimizin hatta milletçe bizlerin hamasi duygularla hareket etmemiz,ettirilmemiz kanaatini taşımaktayım.Son olarak Suriye Olayları konusunda düştüğümüz çelişkili,sürtüşmeli durumda da hamasi duygularla hareket etme özelliğimizin payı olduğunu düşünmekteyim.Umarım aynı duygularla harekete devam edilip toplumca aynı konuda hamasete dayalı yeni hatalı davranışlar gerçekleştirmez ,gerçekleştirenlere destek olmayı sürdürmeyiz.Son olarak şunu vurgulamak isterim ki geçmişte yaşanmış toplumsal hayatlarımıza bakarak onlardan ders almak,onlardan ders alarak yeni toplumsal hayatımızda başarılı yaşamlar gerçekleştirmek farklı şey milletimizin eski dönemlerde yaptığını yine yapabileceğini zannedip bugünkü toplumsal yaşantımızı zor ,riske sokmak farklı şeydir.Hamaset,hamasi duygu kuvvet vermesi açısından belki bir oranda iksirdir ama bu iksiri fazla kaçırıldığında öldürücü zehir olabileceği unutulmamalıdır.Sonuç olarak unutulmamalıdır ki millet olarak hamasetle yönlendirilmeye uygun bir yapıda olmak tarih boyunca bize çok şey kaybettirmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.