güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

KURBAN İBADETİ BEDENİ VE NAKDİ BİR İBADETTİR, SADAKA İBADETİ DEĞİLDİR

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:49
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:49

Değerli Okurlarım,

Önümüzde yaklaşan kurban bayramı İslam dininin İslam bireylere armağan ettiği iki bayramdan kronolojik açıdan sonuncusudur. Şunu da belirtmek gerekir ki İslami bayramlar aslında ihtiyaç sahiplerine imkânı olan bireylerin yardımcı olmasına bir oranda hediyeler vermesine olanak sağlayan bayramlardır. Nasıl ramazan bayramı yahut fıtır bayramı dediğimiz bayram filtre denilen nakdi yardım verilerek ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının giderilmesine Allah emri olarak verenlerin kendiliklerinden değil, Allahın emrine uyarak nakdi yardım vermelerine olanak sağlıyorsa, kurban bayramı denilen bayram da ihtiyaç sahiplerinin, fakir fukaranın et ihtiyaçlarını sağlamalarına Allah emri ile imkanı olanların kendilerine et ziyafeti çekmelerine olanak sağlayan bir bayramdır. Bu bayramda fakir fukara kimseye minnet etmeden ve minnet de duymadan Allahın emri uyarınca yılda bir kez de olsa et ihtiyaçlarını temin edebilecekleri, imkân sahipleri ile aynı ölçüde kendilerine et ziyafeti çekebilecekleri Allahın tayin ettiği bir gün söz konusudur. Kurban ibadeti semavi dinler öncesinde de mevcut olan bir ibadet olduğu gibi İslamın dışındaki diğer semavi dinlerde de mevcut olan bir ibadettir. Haliyle uygulamada farklılıklar söz konusu olmakta ve kurban ibadeti uygulama açısından değişik seremoniler şeklinde görüntü vermektedir. İslam'da kurban ibadeti genellikle kökenini Halil İbrahim peygamberden ve ona mal edilen uygulama anlatımlarından alır görünse de kurban ibadeti kökenini islamın kitabı Kuran-ı Kerim'deki hükümlerden ve peygamberimizin hadislerinden alan bir ibadettir. En büyük uygulamasını hac ibadeti sırasında gösteren bir ibadet olan kurban ibadeti hacca gitmeyenler tarafından da uygulama bulan nakdi ve bedeni vacip bir ibadet olmuştur. Farz olmadığı için mutlaka gerçekleştirilmesi konusunda zaruret yoktur. Bu ibadet hakkında uygulamayla ilgili 3 peygamberle ilgili ayet anlatımlarında bahsedildiği belirtilmektedir. Kurbanın Kuran'da bahsedilen ilk uygulaması Hz. Adem'in oğullarının yani Habil ve Kabil'in yüce Allah'a kurban sunması anlatımıyla dile getirilirken, kurban hakkında verilen ikinci bilgi yüce Allah'ın Hz. Musa'ya İsrailoğulları'nın kendisine bir sığır kurban etmesi daha doğrusu sarı bir düveyi kurban etmeleri şeklindeki emrini iletmesini istemesi şeklinde karşınıza çıkmaktadır. Son olarak Kuran'da kurbandan bahsedilme olayı İbrahim peygambere yüce Allah'ın oğlu İsmail'i kurban etme emri ve bu emir çerçevesinde gerçekleşen olayların anlatımı şeklinde ayet anlatımıyla karşınıza çıkmaktadır. Bu yüzdendir ki kurban ibadeti İslami anlayışta yaradılışla bir kabul edilen bir ibadet olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna rağmen farz değil de vacip olan bir ibadet olması büyük olasılıkla insanların mali ve nakdi yapısının değişken olmasıyla ilgilidir. Kurban ibadeti nakdi ve maddidir. Çünkü bu ibadette kesen kişinin yüce Allah'a karşı kendi bedeni ve canlılığının bedeli olarak sunmak zorunda olduğu belirli şartları taşıması gereken bir hayvan söz konusudur. Şüphesiz bu hayvanın nakdi ve maddi bir değeri vardır. İşte bu değer kurban ibadetinin maddi yönünü oluşturmaktadır. Bu ibadetin bir de bedeni yönü vardır. Bu yön kurban sunacak kişinin kurbanı bizzat keserek gerekli seremonileri tamamlayıp yaratıcısına yani yüce Allah'a takdim etmesi icraatıdır. Kurban ibadeti tam manasıyla gerçekleştirilmek istenirse İslam birey kurbanının parasını yani maddi değerini bizzat kendisi kazanmalı, o parayla bizzat gidip kurban olma şartlarına hayiz kurbanlığı seçip, kurban bayramında bizzat kendisi kesmeli ve yüce Allah'a sunmalıdır. Gerçek kurban ibadeti bu şekilde yapılması gereken bir ibadettir. Çünkü Kuran-ı Kerim'de ayetlerde anlatılan kurban sunumu icraatlarında kurban sunumları hep bizzat kurban sahipleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Herhangi bir aracı kullanılmamıştır. Bu yüzdendir ki kurban ibadetinde esas ve efsel olan kadın erkek kurban sahiplerinin kurbanlarını bizzat kesmeleridir. Ama ne yazık ki bugünün uygulamasında artık buna dikkat edilmez olmuştur. İnsanlar her ibadette vekil aramaya, kullanmaya çalıştıkları gibi bu ibadette de vekil kullanmaya yönelmişlerdir. Nasıl hac ibadeti bedeni bir ibadet olup kişinin kendisi yapması gereken bir ibadet durumunda ise, efseli bu ise kurbanda da durum aynıdır. Ne var ki nasıl hac ibadetinde vekil kullanıyorlarsa, kurbanda da vekil kullanmaya yönelme fazla olmaya başlamış, kurban ibadeti islamın ilk günlerindeki uygulamalarının dışında görünümler arz etmeye başlamıştır. Kurbandaki bu bozulmalar, şekil değiştirmeler kurbanı sadaka ibadetine dönüştürmüştür demenin pek de yanlış bir ifade olmayacağı kanaatindeyim. Çünkü günümüzde artık kurban kesen kişiler kendileri kesmediği gibi, kurbanlarını seçmek, almak, dağıtmak işlemlerini de tamamen vekillere tevdi etmekte, hatta kişileri değil tüzel kişilikleri kurban ibadetini yerine getirmek amacıyla kendilerine vekil tayin etmektedir. Dahası son zamanlarda görülen bir uygulama hazır kurban paketleri alımı olayı da kurban ibadetini daha da farklı hale getirmekte, kesilip hazırlanmış kurban paketleri parayı verenler tarafından alınıp ya bizzat dağıtılmakta ya da bir yerlere bağışlanabilmektedir. Böyle bir uygulamanın kurban ibadetine ne derece uygun olduğunu söylemek kanaatimce çok tartışılacak bir konudur. Artık kurban ibadeti şeklinden kayıplara uğradığı gibi amacından da kayıplara uğramaya başlamış gözükmektedir. Çünkü kurban ibadetinin esası imkanın olanın, imkanı olmayana et dağıtması olması gerekirken bugünkü uygulamada bu amaç farklılaşmış artık kurban kesenin yerini vekil tayin ettiği cemaatler, tarikatlar, onların oluşturduğu dernek veya vakıflar veya farklı amaçlar uğruna kurulmuş dernekler almakta, kendi çevrelerinde oluşturdukları kurban piyasası ve uygulama teşkilatlarıyla ortaya kurban rantı çıkarmakta, kurban ibadeti bir yardımlaşma uygulaması değil rant yaratma uygulamasına dönüşmektedir.

 Şunu önemle vurgulamak isterim ki islam bireylerin kurbanlarını görmeden, kendileri kesmeden, hiç değilse kesim esnasında kurbanın başında bulunmadan kurban ibadetini icra etmeye yönelmemeleri gerekir düşüncesindeyim. Kurban kesildikten sonra kurbanın dağıtımı da ibadetin bir parçası olduğuna göre kurban sahibinin o dağıtım işine de fiilen iştirak etmesi gerekir kanatındayım. Bu iştirak bizzat pay pay dağıtma şeklinde olabileceği gibi kesilmiş hayvanı bütün olarak birilerine verme şeklinde de olabileceği şüphesizdir. Ancak şurasını da unutmamak gerekir ki kurbanın etinin dağıtımı konusunda yıllardır uygulanan bir uygulama vardır. Bu uygulamaya göre kurban etinin 3’te 1’i fakir fukaraya, ihtiyaç Sahiplerine dağıtılır. 3’te 1’i kurban kesenin hane halkını tüketimine tahsis edilir. Diğer 3’te 1’i de bayram münasebeti ile haneye gelecek misafirlerin ikramına ve tüketimine tahsis edilir.  Aşağı yukarı islamın ilk yıllarından itibaren tavsiye edilen bu usul bugün terk edilip kurban kesen bireyler kestikleri kurbanı daha kesmeden tamamen birilerine nasıl bağışlayabilmekte ve nasıl dağıtabilmektedirler… Sözü edilen uygulamadaki hane halkının ve eve gelecek misafirlerin payını düşünmeden kurbanı tamamen dağıttıkları zaman bu iki kesime haksızlık yaptıklarını acaba neden düşünmemektedirler.

Yine şurası da bir başka gerçektir ki kurban kesenin yani kurban kesmek niyetiyle hareket eden kişinin yaşadığı yerde kesilmeli ve o bölgenin ihtiyaç sahiplerine dağıtılmalıdır. Gerçek islami uygulama bunu gerektirir düşüncesindeyim. Çünkü islam bireyin sadaka konusunda olsun, filtre konusunda olsun, kurban payı dağıtımında olsun ön planda tutması gereken kişiler yakın akrabaları ve yakın komşuları olmalıdır düşüncesindeyim. Zaten bu konuda hadisler de vardır.

Bütün bunlardan sonra şunu vurgulamak isterim ki bugünkü kurban ibadeti uygulaması artık sadaka ibadeti uygulamasına dönüştürülmeye başlanmış, yüzyılların kurban uygulaması pek çok değişikliklere uğratılmıştır. Ama unutulmamalıdır ki kurban ibadeti nakdi ve bedeni bir ibadet olup sadaka ibadeti değildir. Bu yüzden bu ibadetin icraatı sırasında gerçek islami uygulamalara geri dönülmeli, vekiller terk edilip kurban payı dağıtımında öncelikle yakın çevre ön planda tutulmalıdır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.