güvenilir kaynak casibom giriş maritbet
SON DAKİKA
Hava Durumu

KENDİ NESLİNİN YAKINLARININ VE DEVLETİNİN İSTİKBALİNİ KATLEDEN II.SÜLEYMAN NASIL ÖLDÜ?(1)

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2020 21:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2020 21:51

Kıymetli okurlarım, Osmanlı tarihinde 46 yıl hüküm süren Osmanlı tahtını işgal eden bazı tarihçilerin Kanuni Sultan Süleyman bazı tarihçilerin bilhassa Avrupalıların muhteşem Süleyman dediği aslında Osmanlı tahtına oturan Süleyman adını taşıyan padişahların 2.’si olması dolayısı 2.Süleyman olarak anılması gereken padişah Osmanlı padişahları içerisinde en uzun süre taht ’ta kalanlardan birisi olmuştur.  Gerçi bir çok tarihçi Yıldırım Beyazıt’ın kısa bir müddet Edirne de taht ‘ta oturan oğlu Süleyman Çelebi’yi Osmanlı padişahı saymamaları nedeni ile Kanuni denilen Sultan Süleyman’ı Osmanlı tahtında ki Süleymanların 1.’si olarak kabul ettiklerini görürüz. Her ne kadar onlar Süleyman Çelebi’yi Osmanlı padişahı saymasalar da Osmanlının 2 başkentinden olan Bursa ve Edirne’de de  Süleyman Çelebi adına hutbe okunduğunu düşünürsek onun adına bastırılan Sikkelerin tüm Osmanlı ülkesinde geçerli olduğunu da düşünürsek  Süleyman Çelebi, Yıldırım Beyazıt’tan sonra Osmanlı tahtına oturmuş Osmanlının hem Balkanlarda ki hem Anadolu’da ki topraklarına  hakim olmayı gerçekleştirmiş bir padişah olabilmiştir demektir. Bu nedenledir ki şahsi düşüncem olan Kanuni denilen Sultan Süleymanın Osmanlı tahtında ki Süleyman adında ki padişahların 2. Olması tartışmasız yerinde olan bir görüştür. Öyle veya böyle II.Süleyman denilen padişaha Avrupalının muhteşem adını vermesi Osmanlı devletinin en olgun zamanının en lüks içinde yaşanan kültür seviyesinin en üst düzeyde olduğu dönemin yaşandığı sürenin padişahı olmasından kaynaklandığını düşünmekteyim. Üstelik kendisin de gösteriş ve şatafata ziynet ve takıya düşkün bir padişah olduğu yolunda bilgiler olduğu da ortadadır. Hatta bazı rivayetlerde taktığı yüzükler küpeler nedeni ile şehzadeliği sırasında babası Yavuz’un ”Oğlum annene takacak bir şey bırakmamışsın ” hitabına mazhar olduğu söylenmektedir. Bence onun bu özelliğinin de bu özelliğinin gereği ortaya koyduğu  görüntüsünün de kendisinin muhteşem adının verilmesine etken olduğu muhakkaktır. Yine Avrupa’da kendisine Grand Türk(Büyük Türk) dendiği bilgileri de vardır.  bu lakabında Osmanlı devletinin büyüklüğünden belki biraz da Kanuninin uzun boyluluğundan kaynaklandığı söylene bilir. Bizde kendisine Kanuni denmesinin yakınlarına reva gördüğü ölüm cezalarını uygulamasını Fatih kanun namesine dayandırarak gerçekleştirdiğine hüküm etmek yerinde bir davranış olacaktır düşüncesindeyim. Çünkü kanun yapıcılığına dayanarak kendisine kanuni denmesi biraz tuhaf karşılana bilecek bir anlayış olacaktır. Bence kanun koymayan tabiri caizse kanun yapmayan Osmanlı padişahı yoktur. Onlara Kanuni denmezken buna Kanuni denmesini başka türlü açıklamanın izahı yoktur düşüncesindeyim. Osmanlı tarihçileri ve günümüz tarihçileri bu padişahı nedense geçmişte de günümüzde de Türk toplumuna süper başarılı muazzam dahi bir padişah olarak tanıtmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenledir ki gerek Osmanlı devletine gerek Türk milletine gerek Osmanlı hanedanlığına hatta İslam dünyasına ama bilerek ama bilmeyerek yaptığı kötülüklerin verdiği zararların üstüne sünger çekmeye çalışırlar. Osmanlı tarihçilerinin bilhassa Kanuni devri tarihçilerinin bu tür davranışını çıkar çabası ile padişah korkusu ile açıklayarak hoş görmek mümkündür. Ancak Osmanlının daha sonra dönem tarihçilerinin hele hele Cumhuriyet devri tarihçilerinin ve bilhassa son dönemde ki yeni yeni seslerini yükseltmeye başlatan Osmanlı hayranı tarihçilerin bu yoldaki çabalarını anlamak oldukça zordur. Bence Kanuni Osmanlı devletinin en mütekamil en olgun devrinde bütün teşkilatlarının en mükemmel ve düzgün olduğu dönemde iş başında olan padişah olmasına karşılık rakiplerine karşı hiçte başarılı olamamış bir padişahtır. Babası Yavuz Sultan Selim’in sağlığında yenilgiye uğratıp başkentleri Tebriz’e girip fetih ettiği İran’da ki safarilerle yıllarca süren savaşlara rağmen onlara bir üstünlük sağlayıp onları sorun olmaktan çıkaramamıştır. Babasının zamanında fetih edilen Tebriz’i hiçbir zaman ele geçiremediği gibi safarileri çoğunlukla Irak bölgesinden  Güney Doğu Anadolu bölgesinden Azerbaycan ve Doğu Anadolu Bölgesindenbile tam manası ile uzaklaştıramamış o muazzam ordusuna rağmen ateşli silah üstünlüğüne rağmen safari devletine son verememiştir. Aynı şekilde dedesi Fatih zamanında babası Yavuz zamanında Balkanlardan elde edilen topraklara Macaristan sahasında bazı eklemeler yapsa da Avusturya imparatorluğunu dize getirememiş kuşattığı viyana önünden hezimetle geri çekilmiştir. Bununla da kalınmamış Avusturya arşüdükü Ferdinand’dan kuzey Macaristan topraklarını hiçbir zaman kurtaramamıştır. Hindistan sahasında Portekiz ile girişilen deniz seferlerine gereken önemi vermediği içindir ki bu seferlerde hezimetle bitmiş Osmanlı devleti bütün haşmetine rağmen Portekiz karşısında Hint denizlerinde yenilgiyi kabul etmiştir. Hürmüz boğazı ve kızıl denizden öteye çıkamaz duruma gelen Osmanlı denizcileri Hint okyanusunu Portekizlilere terk etmek zorunda kalırken ümit burnunu dolaşan yeni deniz yolu nedeni ile Akdeniz’den uzaklaşan baharat yolu Akdeniz’e tekrar döndürülememiştir. Bütün bunlara rağmen bazı başarılar elde ettiyse bunu da babasının zamanında yetişen denizcilere ve askerlere borçludur. Kanuni adında ki kanuna rivayet eder mahiyetteki anlama uygun hareket eden bir padişahta olmamıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.